Make It Stick: Başarılı Öğrenmenin Bilimi
Peter C. Brown, Henry L. Roediger III & Mark A. McDaniel
Make It Stick
Make It Stick, verimli hissettiren çalışma alışkanlıklarının aslında en az işe yarayanlar arasında olduğunu gösteriyor. Bu alışkanlıklar tekrar tekrar okumak, fosforlu kalemle çizmek ve tek konuyu bir oturuşta bitirmek. Yazarlar onlarca yıllık bellek araştırmasına dayanarak hatırlama pratiği, aralıklı tekrar ve karışık çalışma gibi zahmetli tekniklerin kalıcı öğrenme sağladığını anlatıyor. Nasıl çalışılacağına dair kanıta dayalı en pratik kitaplardan biri.
Notlarınızı üç kez okuyup kendinizi hazır hissettiğiniz, sonra sınavda kafanızın bomboş kaldığı oldu mu? Bu kitap neyin ters gittiğini tam olarak anlatıyor. Sorun zekânızda değildi.
Kitabın özü
Kitabı üç kişi yazdı. Peter C. Brown bir yazar. Henry L. Roediger III ve Mark A. McDaniel ise St. Louis'teki Washington Üniversitesi'nden bilişsel psikologlar. Laboratuvar bulgularını pilotlar, cerrahlar, sporcular ve öğrencilerden hikâyelerle birleştiriyorlar. Böylece araştırma, akademik makale kuruluğundan çıkıp gündelik hayata iniyor.
Ana fikir basit ama rahatsız edici: Bir konunun tanıdık gelmesi, onu öğrendiğiniz anlamına gelmez. Akıcı okumak, bilgiyi bildiğiniz hissini verir. Oysa kalıcılığı belirleyen, bilgiyi zihninizden çıkarmak için harcadığınız çabadır. Yazarlar, psikolog Robert Bjork'un 'istenen zorluklar' kavramından yola çıkıyor ve öğrenmeyi zorlaştıran ama derinleştiren yöntemleri öne çıkarıyor. Kitap ayrıca 'öğrenme stilleri'ne göre ders anlatmanın güçlü bir kanıt desteği olmadığını açıkça söylüyor.
Dürüst olmak gerekirse kitap yer yer tekrara düşüyor ve temel teknikler bir sayfaya sığar. Asıl değeri, sizi bu tekniklerin verdiği rahatsızlığa katlanacak kadar ikna etmesinde. Çünkü bu yöntemler uygulanırken kötü hissettirir. Kitabın işi, o hissin ilerlemenin işareti olduğunu kanıtlarla göstermek.
Kime göre
- YKS, KPSS, ALES ya da üniversite sınavlarına hazırlanan öğrenciler
- Yeni bir dil, kodlama ya da mesleki sertifika öğrenen profesyoneller
- Derslerini daha etkili tasarlamak isteyen öğretmenler ve eğitmenler
- Okuduklarını birkaç gün içinde unuttuğunu fark eden herkes
Kime göre değil
- — Hazır, adım adım bir çalışma programı ya da belirli bir uygulama için rehber arayanlar
- — Hatırlama ve aralıklı tekrar araştırmalarını zaten yakından bilenler; kitapta pek yeni bilgi bulmayacaklardır
Ana dersler
01
Tanıdık gelmek, öğrenmiş olmak değildir
Bir metni ikinci ya da üçüncü kez okuduğunuzda cümleler akıcı gelir. Beyniniz bu akıcılığı 'biliyorum' diye yorumlar. Oysa bu tanımadır, hatırlama değil. Sınavda, toplantıda ya da işin başında karşınızda sayfa olmaz; bilgiyi kendiniz üretmeniz gerekir. Fosforlu kalemle çizmek de aynı yanılsamayı besler: Sayfa renklenir, zihin pek değişmez. Kitabın ilk dersi, hazır hissetmek ile gerçekten hazır olmak arasındaki farkı görmektir. Öğrenip öğrenmediğinizi anlamanın güvenilir tek yolu, kaynağa bakmadan anlatmayı ya da uygulamayı denemektir.
Kadıköy'de bir dershanede KPSS'ye hazırlanan Elif, anayasa notlarını dört kez okumuştu ve her sayfa ona tanıdık geliyordu. Bir arkadaşı defteri kapatıp cumhurbaşkanının yetkilerini sorduğunda yalnızca üç madde hatırlayabildi. O akşamdan sonra her konuyu okuduktan sonra defteri kapattı ve konuyu yüksek sesle anlatmaya başladı.
02
Kitabı kapatın: Hatırlama pratiği
Bir cevabı bakmadan önce belleğinizden çıkarmaya çalışmak, aynı bilgiyi yeniden okumaktan çok daha güçlü bir iz bırakır. Araştırmacılar buna 'test etkisi' ya da hatırlama pratiği (retrieval practice) diyor. Burada test bir ölçme aracı değil, öğrenme aracıdır. Kendinizi düşük riskli küçük sınavlara sokun: bilgi kartları kullanın, bölüm sonunda hatırladıklarınızı boş bir sayfaya yazın ya da konuyu bir arkadaşınıza anlatın. Hatırlamakta zorlanmak kötü bir işaret değildir; belleği sağlamlaştıran tam da o çabadır. Yanlış cevap verirseniz hemen doğrusuna bakın. Düzeltilen hatalar da öğrenmenin parçasıdır.
Ataşehir'de bir bankada çalışan Mert, SPK lisans sınavına hazırlanıyordu. Akşamları kitabı yeniden okumayı bıraktı. Her bölümün ardından aklında kalan beş kavramı telefonundaki not uygulamasına yazdı. Ancak ondan sonra kitabı açtı ve eksiklerini kırmızıyla işaretledi. Üç hafta sonra deneme sınavındaki net sayısı belirgin biçimde arttı.
03
Tekrarlarınızı aralıklarla yayın
Aynı konuyu bir gecede on kez çalışmak yerine bugün, üç gün sonra, bir hafta sonra ve bir ay sonra çalışmak çok daha kalıcıdır. Arada biraz unutmak işin parçasıdır. Bilgiyi yarı unutmuşken geri çağırmak, belleği her seferinde daha sağlam biçimde yeniden kurar. Sınav öncesi sabahlamak kısa vadede işe yarıyor gibi görünür, ama bilgi birkaç gün içinde dağılır. Aralıklı tekrar (spaced repetition) bu yüzden dil öğrenenlerin, tıp öğrencilerinin ve Anki gibi uygulamaların temelidir. Takvime küçük ve dağınık tekrar oturumları koymak, uzun ve yoğun oturumlardan daha verimlidir.
Beşiktaş'ta bir yazılım şirketinde çalışan Zeynep, Almanca iş görüşmelerine hazırlanıyordu. Her pazar 200 kelime ezberlemeyi bıraktı ve günde 15 dakikalık oturumlar yaptı. Yeni kelimeleri ertesi gün, üç gün sonra ve bir hafta sonra yeniden sordu. İki ay sonra ilk listedeki kelimelerin çoğunu hâlâ hatırlıyordu.
04
Desteyi karıştırın: Karışık pratik
Bir konunun bütün sorularını art arda çözmek akıcı ve tatmin edici gelir. Çünkü her soruda hangi yöntemi kullanacağınızı zaten bilirsiniz. Gerçek hayatta ve sınavda ise sorular etiketli gelmez. Farklı türleri karıştırarak çalışmak (interleaving) daha dağınık ve yavaş hissettirir. Ama size asıl beceriyi öğretir: Önünüzdeki problemin ne tür bir problem olduğunu tanımak ve doğru yöntemi seçmek. Araştırmalarda blok halinde çalışanlar pratik sırasında daha iyi görünür. Karışık çalışanlar ise sonraki testlerde öne geçer. Bu dersin zor yanı, ilerlemenin çalışırken görünmemesidir.
İzmir'de matematik öğretmeni olan Burak Bey, LGS'ye hazırlanan öğrencilerine bir hafta yalnızca oran-orantı, ertesi hafta yalnızca üslü sayılar veriyordu. Bunu bıraktı ve her ödev kâğıdına üç farklı konudan karışık sorular koydu. Öğrenciler ilk başta şikâyet etti. Dönem sonu denemesinde ise soru türünü tanıyıp doğru yönteme geçmekte çok daha hızlıydılar.
05
Kendi öğrenme projenizi tasarlayın
Kitabın teknikleri en çok bir arada kullanıldığında işe yarar. Güçlü bir öğrenme projesi üç adım arasında döner. Önce gerçek beceriyi yaparsınız. Sonra o beceriyi en çok sınırlayan tek zayıflığa odaklanıp onu çalışırsınız. Son olarak neyin gerçekten kaldığını test edersiniz. Gitar öğreniyorsanız şarkıyı çalarsınız, takıldığınız akor geçişini ayrıca çalışırsınız ve bir hafta sonra o şarkıyı notaya bakmadan çalmayı denersiniz. Hedefi belirsiz bırakmayın. 'İspanyolca öğrenmek' yerine 'üç ay içinde bir garsonla rahatça konuşmak' gibi ölçülebilir bir hedef koyun. Sonra ilerlemenizi hislerinize göre değil, testlerin sonucuna göre değerlendirin.
Ankara'da bir lojistik firmasında çalışan Selin, Excel'de veri analizi öğrenmeye karar verdi. Her hafta şirketin gerçek satış tablosuyla bir rapor hazırladı. En çok zorlandığı pivot tablolar için ayrıca 20 dakikalık alıştırmalar yaptı. Ay sonunda yardım almadan sıfırdan bir rapor kurmayı denedi. Nerede takıldığı, bir sonraki ayın planını belirledi.
Bugün dene
Bu hafta çalıştığınız bir konuyu seçin, kaynağı kapatın ve 10 dakika boyunca hatırladığınız her şeyi boş bir sayfaya yazın. Sonra kaynağı açıp eksik kalanları işaretleyin. O boşluklar bir sonraki çalışmanızın konusudur.
Hızlı kontrol
Bir bölümü okuduktan sonra hangi etkinlik belleği en çok güçlendirir?
Karışık pratik daha zor hissettirse de neden işe yarar?
Seçme alıntılar
“Öğrenme, çaba gerektirdiğinde daha derin ve daha kalıcı olur.”
“Çözümü öğrenmeden önce bir problemi çözmeye çalışmak, denemede hata yapılsa bile daha iyi öğrenmeyi sağlar.”
“İstenen zorluklar.”
