Kavramlar
Yol'ların arkasındaki sözlük — her fikir tek cümlede tanımlanmış, bir dakikadan kısa sürede açıklanmış, kitabına ve yoluna bağlanmış.
The War of Art'ı uygulayarak öğren
Armağan Olarak İş (Work as Gift)
Armağan olarak iş, Steven Pressfield'ın «Sanat Savaşı» kitabındaki fikirdir: yapmak için yaratıldığınız iş, ulaşacağı kişilere borçlu olduğunuz bir armağandır; bu yüzden günlük emeği eksiksiz verir, sonuçları bırakır ve Direnç'in yarın yine geleceğini bilirsiniz.
Yaratma Savaşı
Bölgesel Yönelim (Territorial Orientation)
Bölgesel yönelim, kendinizi başkalarına göre hangi sırada olduğunuzla değil, seçtiğiniz bir çalışma alanıyla (masa, atölye, spor salonu ya da kod tabanı) kurduğunuz ilişkiyle ölçme alışkanlığıdır.
Yaratma Savaşı
İlham Perisi (The Muse)
İlham Perisi (The Muse), Steven Pressfield'ın The War of Art kitabında bize fikirleri, bağlantıları ve aklımızdan geçmemiş cümleleri getiren kaynağa verdiği addır; Pressfield'a göre bu yardım, zaten masasında oturup çalışan kişiye gelir.
Yaratma Savaşı
Öz Onay (Self-Validation)
Öz onay, yaptığınız işi başkalarından gelen alkışa, onaya ya da izne göre değil, o gün işin başına oturup oturmadığınıza ve işi yapıp yapmadığınıza göre değerlendirme pratiğidir.
Yaratma Savaşı
Profesyonel Mesafe (Professional Detachment)
Profesyonel mesafe, reddi, kötü günleri ve eleştiriyi kişi olarak değerinize dair bir hüküm değil, iş hakkında bir bilgi olarak ele alma alışkanlığıdır.
Yaratma Savaşı
Rasyonalizasyon (Rationalization)
Rasyonalizasyon, aslında korktuğumuz bir işten kaçmayı doğru ve makul görünen gerekçelerle haklı çıkarma alışkanlığıdır.
Yaratma Savaşı
Yapay Drama (Manufactured Drama)
Yapay drama, asıl önemli işin vakti geldiği anda patlak veren kriz, kavga ya da acil görünen dikkat dağıtıcıdır; Direniş bu sayede sizi meşgul ve duygusal olarak dolu tutarken asıl iş el değmeden bekler.
Yaratma Savaşı
Yaşanmamış Hayat (Unlived Life)
Yaşanmamış hayat, sürdürebileceğinizi sezdiğiniz ama yıllardır ertelediğiniz kitabın, işin ya da uğraşın temsil ettiği hayattır; Steven Pressfield'a göre bu hayatla bugün yaşadığınız hayatın arasında Direniş (Resistance) durur.
Yaratma Savaşı
Akıllı Yatırımcı'yı uygulayarak öğren
Çeşitlendirme (Diversification)
Çeşitlendirme, birikiminizi aynı şeye bağlı olmayan birçok yatırıma dağıtarak tek bir çöküşün bütün portföyü batırmasını önlemektir.
Akıllı Yatırımcı
Güvenlik Marjı (Margin of Safety)
Güvenlik marjı, bir varlığın değerine dair temkinli tahmininizle ödediğiniz fiyat arasındaki farktır ve hesaplarınızdaki hatalara ya da düpedüz şanssızlığa rağmen kalıcı zarara uğramamanızı sağlayacak kadar geniş tutulur.
Akıllı Yatırımcı
İçsel Değer (Intrinsic Value)
İçsel değer, bir şirketin gerçekte ne ettiğine dair bir tahmindir. Geçmiş yıllardaki kâr, temettü ve varlık rakamlarından yola çıkılarak yapılır ve piyasanın o gün söylediği fiyattan bilinçli olarak ayrı tutulur.
Akıllı Yatırımcı
Kelepir Hisseler (Bargain Issues)
Kelepir hisseler, piyasa fiyatı şirketin net dönen varlık değerinin (dönen varlıklardan tüm yükümlülükler ve imtiyazlı paylar çıkarıldıktan sonra kalan tutarın) altında işlem gören ve böylece alıcıya uzun vadeli varlıkları ile gelecekteki kârları bedavaya bırakan hisselerdir.
Akıllı Yatırımcı
Maliyet Ortalaması (Dollar-Cost Averaging)
Maliyet ortalaması, fiyat ne olursa olsun belirli aralıklarla sabit bir tutarı yatırıma ayırarak "şimdi doğru zaman mı?" kararını her seferinde değil, baştan bir kez vermektir.
Akıllı Yatırımcı
Reel Getiri (Real Return)
Reel getiri, bir yatırımın enflasyon düşüldükten sonra kalan kazancıdır; paranızın kaç lira arttığını değil, o parayla ne kadar fazlasını satın alabildiğinizi ölçer.
Akıllı Yatırımcı
Savunmacı Hisse Kriterleri (Defensive Stock Criteria)
Savunmacı hisse kriterleri, Benjamin Graham'ın portföyünü yakından izlemeyecek yatırımcılar için koyduğu eleme kurallarıdır: yalnızca büyük, finansal açıdan sağlam, uzun ve kesintisiz kâr ve temettü geçmişi olan şirketleri makul fiyattan ve çok sayıda isme yayarak almak.
Akıllı Yatırımcı
Savunmacı ve Girişimci Yatırımcı (Defensive vs. Enterprising Investor)
Savunmacı ve girişimci yatırımcı ayrımı, Benjamin Graham'ın yatırım tarzını ne kadar risk kaldırabileceğinizi düşündüğünüze göre değil, düzenli olarak ayırabileceğiniz zamana, emeğe ve muhakemeye göre seçme yöntemidir.
Akıllı Yatırımcı
Mutluluk Hipotezi'ni kullanarak öğren
Arkadaşça Aşk (Companionate Love)
Arkadaşça aşk, hayatları birbirine derinden geçmiş iki partner arasındaki, yeni bir ilişkinin yakıcı özleminden değil güven, dostluk ve şefkatten beslenen sıcak ve istikrarlı bağlılıktır.
Mutluluk Varsayımı
Bağlanma Stili (Attachment Style)
Bağlanma stili, yakınlık arama, mesafeyle başa çıkma ve ayrılığa tepki verme biçimimizi çocuklukta bakım verenlerimizden öğrenip çoğunlukla yetişkin ilişkilerimize taşıdığımız, alışkanlık hâline gelmiş örüntüdür.
Mutluluk Varsayımı
Duygulanım Tarzı (Affective Style)
Duygulanım tarzı, bir kişinin yaklaşma ve olumlu duyguya mı yoksa geri çekilme ve tehdit algısına mı yaslandığını belirleyen, beyinde sol ve sağ ön korteks etkinliği arasındaki dengeye yansıyan, görece kalıcı eğilimdir.
Mutluluk Varsayımı
Hazlar ve Doyumlar (Pleasures vs. Gratifications)
Hazlar şu anda iyi hissettiren ama çabucak sönen duyusal ve duygusal keyiflerdir; doyumlar ise sizi içine çeken, emek isteyen ve beceri kazandıran etkinliklerdir, bu yüzden faydaları bittikten sonra da sürer.
Mutluluk Varsayımı
İmza Güçler (Signature Strengths)
İmza güçler, merak, nezaket ya da azim gibi karakter güçleri arasında size en çok ait hissettiren ve kullandıkça enerji veren üç ila beş güçtür; bu yüzden hem karakteri hem iyi oluşu geliştirmenin en doğrudan yoludur.
Mutluluk Varsayımı
Katmanlar Arası Uyum (Cross-Level Coherence)
Katmanlar arası uyum, Jonathan Haidt'ın bedeninizin, kişiliğinizin ve toplumsal bağlılıklarınızın aynı yöne çektiği hâle verdiği addır ve bu hâl içeriden anlam olarak hissedilir.
Mutluluk Varsayımı
Naif Gerçekçilik (Naive Realism)
Naif gerçekçilik, dünyayı olduğu gibi gördüğümüze ve bu yüzden bize katılmayanların bilgisiz, mantıksız ya da taraflı olması gerektiğine dair sarsılmaz inançtır.
Mutluluk Varsayımı
Pratik Olarak Erdem
Pratik olarak erdem, iyi karakterin kurallar ezberlenerek değil tekrar edilen eylemlerle kazanılan bir beceri olduğunu, yani dürüst, nazik ya da cesur davrandıkça dürüst, nazik ya da cesur hâle geldiğimizi söyleyen yaklaşımdır.
Mutluluk Varsayımı
Yücelme (Elevation)
Yücelme, birinin gerçek bir iyilikle davrandığına tanık olduğumuzda içimizde beliren, bizi başkalarına yardım etmeye ve daha iyi biri olmaya çeken sıcak, açılan bir duygudur.
Mutluluk Varsayımı
E-Myth Revisited: Kitabı kendi işinde uygula
Ekip Stratejisi (People Strategy)
Ekip stratejisi, Michael Gerber'in, çalışanların işletmenin sistemlerini ancak işin ardındaki fikri anladıklarında, oyunun kurallarını bildiklerinde ve skoru görebildiklerinde gerçek bir özenle uygulayacağını söyleyen yaklaşımıdır.
Girişimcilik Tutkusu
Girişimci, Yönetici, Teknisyen (Entrepreneur, Manager, Technician)
Girişimci, Yönetici, Teknisyen; Michael E. Gerber'in her işletme sahibinin içinde yan yana duran üç çalışma rolünü (vizyoner, düzen kurucu ve işi yapan) anlatan modelidir ve sahibinin saatlerinin çoğunu hangi rol alıyorsa işletmeyi sessizce o yönetir.
Girişimcilik Tutkusu
İşletme Olgunluk Evreleri (Business Maturity Stages)
İşletme olgunluk evreleri, Michael Gerber'in bebeklik, ergenlik ve olgunluk diye ayırdığı üç evredir ve bir işin yaşını ya da cirosunu değil, sahibine ne kadar bağımlı olduğunu ölçer.
Girişimcilik Tutkusu
Organizasyon Stratejisi (Organizational Strategy)
Organizasyon stratejisi, işletmenizi kimin yapacağına karar vermeden önce her birinin tek bir sorumlu sahibi ve net bir sonucu olan pozisyonlar dizisi olarak tasarlamaktır; kutuların hepsinde kendi adınız yazsa bile.
Girişimcilik Tutkusu
Pazarlama Stratejisi (Marketing Strategy)
Pazarlama stratejisi, Michael Gerber'in tanımıyla, müşterinizin tam olarak kim olduğunu ve neden satın aldığını yazıya dökmek ve işletmenizle temas ettiği her noktayı, saniyeler içinde oluşan izlenim onun aradığıyla örtüşecek şekilde tasarlamaktır.
Girişimcilik Tutkusu
Stratejik Hedef (Strategic Objective)
Stratejik Hedef, kişisel Temel Amacınızı işletmenin ne sattığına, kime sattığına ve işin tamamlandığını gösteren ölçülebilir koşullara çeviren kısa, yazılı bir ifadedir.
Girişimcilik Tutkusu
Temel Amaç (Primary Aim)
Temel Amaç, işinizle ilgili kararları vermeden önce yaşamak istediğiniz hayatı yazıya döktüğünüz tablodur; iş de bu hayata hizmet edecek bir araç olarak tasarlanır.
Girişimcilik Tutkusu
Yenilik ve Ölçümleme (Innovation and Quantification)
Yenilik ve ölçümleme, Michael Gerber'in işletmenin işleyişindeki tek bir adımı değiştirip bu değişikliğin gerçekte ne sonuç verdiğini sayarak iyileştirmeleri sezgiyle değil rakamlarla seçme disiplinidir.
Girişimcilik Tutkusu
Yönetim Stratejisi (Management Strategy)
Yönetim Stratejisi, bir işletmenin sonuçlarını yöneticinin sürekli dikkatine değil, önceden tasarlanmış standartlara, kontrol listelerine ve rutinlere bağlayan yönetim sistemidir.
Girişimcilik Tutkusu
Görmezden Gelinemeyecek Kadar İyi Ol: Kozunu Büyüt
Bitişik Olası (Adjacent Possible)
Bitişik olası, bir alanın ancak en ileri ucundan görülebilen yeni fikir ve fırsatların toplamıdır; bir sonraki adımı, beceri ve birikiminiz sizi o uca taşıdıktan sonra görebilirsiniz.
Görmezden Gelemeyecekleri Kadar İyi Ol
Finansal Uygulanabilirlik Yasası (Law of Financial Viability)
Finansal uygulanabilirlik yasası, Cal Newport'un koyduğu bir kuraldır: işiniz üzerinde daha fazla kontrol getirecek bir adım atmadan önce bunun için size gerçekten para ödeyecek kişiler olup olmadığına bakarsınız; kanıt varsa ilerlersiniz, yoksa kariyer sermayesi biriktirmeye devam edersiniz.
Görmezden Gelemeyecekleri Kadar İyi Ol
Kayda Değerlik Yasası (Law of Remarkability)
Kayda Değerlik Yasası, Cal Newport'a göre, bir misyon projesinin doğru kişileri onu başkalarına anlatmaya istekli kıldığında ve anlatmanın doğal olduğu bir ortamda başlatıldığında başarıya ulaştığını söyler.
Görmezden Gelemeyecekleri Kadar İyi Ol
Sermaye Piyasası Türü (Capital Market Type)
Sermaye piyasası türü, Cal Newport'un kariyer alanlarını ikiye ayırdığı ölçüttür: kazanan her şeyi alır piyasasında tek bir beceri neredeyse her şeyi belirler, açık artırma piyasasında ise farklı alıcılar farklı nadir beceri bileşimlerine teklif verir.
Görmezden Gelemeyecekleri Kadar İyi Ol
Made to Stick: Fikrin Bir Kez Duyulunca Akılda Kalsın
Kalıbı Kırmak (Breaking a Pattern)
Kalıbı kırmak, dinleyicinin tahmin etmediği bir şeyi söyleyerek ya da göstererek şaşkınlıkla dikkatini uyandırmak ve o şaşkınlığı doğrudan ana mesajınıza bağlamaktır.
İşte Bu Fikir Tutar!
Kimlik Çağrısı (Identity Appeal)
Kimlik çağrısı, bir mesajın karşı tarafa yalnızca ne kazanacağını değil, harekete geçtiğinde kim olduğunu da göstermesi, yani istenen davranışı "benim gibi biri bunu yapar" dedirtecek biçimde sunmasıdır.
İşte Bu Fikir Tutar!
Sinatra Testi (Sinatra Test)
Sinatra Testi, Chip ve Dan Heath'in Made to Stick kitabındaki bir inandırıcılık tekniğidir: bir yığın vasat örnek yerine en zorlu durumdan tek bir vaka sunarsınız ve dinleyici daha kolay durumların zaten kapsandığı sonucunu kendisi çıkarır.
İşte Bu Fikir Tutar!
SUCCESs Kontrol Listesi (SUCCESs Checklist)
SUCCESs kontrol listesi, Chip ve Dan Heath'in altı ilkesinden (Basit, Beklenmedik, Somut, Güvenilir, Duygusal, Hikâye) oluşan ve bir mesajda neyin eksik kaldığını gönderilmeden önce gösteren bir testtir; son kanıt ise gerçek dinleyicilerin mesajın özünü sorulmadan tekrar edebilmesidir.
İşte Bu Fikir Tutar!
Şema Analojisi (Schema Analogy)
Şema analojisi, karmaşık ya da yabancı bir fikri karşınızdakinin zaten bildiği bir şeye bağlayarak anlatma tekniğidir; dinleyici mevcut bilgisini olduğu gibi devralır ve yalnızca birkaç ayrıntıyı düzeltir.
İşte Bu Fikir Tutar!
Üç Hikâye Örgüsü (Three Story Plots)
Üç hikâye örgüsü, Chip ve Dan Heath'in ilham veren hikâyelerin çoğunda gördüğü Meydan Okuma, Bağ Kurma ve Yaratıcılık kalıplarıdır; amaç hikâye uydurmak değil, çevrede zaten yaşanan güçlü hikâyeleri fark etmektir.
İşte Bu Fikir Tutar!
Indistractable: Okuyarak Değil, Yaparak
Çekiş (Traction)
Çekiş, sizi önceden yapacağınızı söylediğiniz şeye yaklaştıran her eylemdir; dikkat dağıtıcı ise ne kadar verimli görünürse görünsün sizi ondan uzaklaştıran her eylemdir.
Pürdikkat
Görevi Yeniden Kurgulamak (Reimagine the Task)
Görevi yeniden kurgulamak, sıkıcı bulduğunuz bir işin üzerinden hızla geçmek yerine yavaşlayıp ayrıntılarına içinde yeni ya da zorlayıcı bir şey bulacak kadar yakından bakarak o işi katlanılır hâle getirme pratiğidir.
Pürdikkat
İrade İnançları (Willpower Beliefs)
İrade inançları, öz denetiminizin bir depo gibi tükenip tükenmediğine dair taşıdığınız varsayımlardır ve bir aksamanın ardından planınıza mı döneceğinizi, yoksa kaymaya mı devam edeceğinizi sessizce belirler.
Pürdikkat
On Dakika Kuralı (10-Minute Rule)
On Dakika Kuralı, Nir Eyal'ın dikkat dağınıklığına karşı önerdiği bir taktiktir: telefona bakma ya da işi bırakma dürtüsü geldiğinde ona uymanıza izin verirsiniz, ama ancak dürtüyü ne dinleyip ne de bastırmaya çalışarak on dakika izledikten sonra.
Pürdikkat
Takvim Senkronizasyonu (Schedule Sync)
Takvim senkronizasyonu, zaman bloklarıyla planladığınız haftayı işi size bağlı olan kişilerle paylaşıp ne zaman ulaşılabilir, ne zaman korumalı olduğunuz konusunda onlarla açıkça anlaşmaktır.
Pürdikkat
Üç Yaşam Alanı (Three Life Domains)
Üç yaşam alanı, Nir Eyal'ın zamanınızı kendiniz, ilişkileriniz ve işiniz olarak üçe ayırıp her alandaki değerlerinize takvimde gerçek saatler ayırmanızı öneren çerçevesidir.
Pürdikkat
Designing Your Life'ı Yaşayarak Öğren
Çalışma Görüşü ve Yaşam Görüşü (Workview & Lifeview)
Çalışma görüşü ve yaşam görüşü, işin ne için yapıldığına ve bir hayatın ne için yaşandığına dair o anki kendi teorinizi anlatan iki kısa yazıdır; birlikte, seçimlerinizi gerçekten inandığınız şeylerle karşılaştırmanızı sağlayan bir pusula olurlar.
Designing Your Life
İyi Seçim Yapmak (Choosing Well)
İyi seçim yapmak, çok sayıdaki seçeneği birkaçına indirmek, kararı hem kanıtla hem de iç sesle vermek ve ardından seçilmeyen yolların artık sizi geri çekmeyeceği kadar net biçimde bağlanmaktır.
Designing Your Life
Prototip Deneyimler (Prototype Experiences)
Prototip deneyim, olası bir yaşam ya da kariyer yolunu küçük, ucuz ve gerçek bir denemeyle yaşayarak, ona zaman, para ve kimlik bağlamadan önce gerçekte nasıl hissettirdiğini görmenizi sağlayan yöntemdir.
Designing Your Life
Teklif Üretmek (Generating Offers)
Teklif üretmek, Bill Burnett ve Dave Evans'ın önerdiği bir iş arama stratejisidir: ilanlara körlemesine başvurmak yerine o alanda çalışanlarla merak odaklı, baskısız sohbetler kurarsınız ve fırsatlar, çoğu zaman hiç ilana çıkmadan, seçim yapmanız gereken andan önce size ulaşır.
Designing Your Life
Yaşam Tasarımı Ekibi (Life Design Team)
Yaşam tasarımı ekibi, fikirlerinizi dinleyen, onlara itiraz eden ve gerçek hayattaki deneylerinizin ilerlemesine yardım eden; düzenli buluşan destekçiler, birlikte çalışanlar, yakınlar ve mentorlardan oluşan küçük bir gruptur.
Designing Your Life
Yerçekimi Sorunları (Gravity Problems)
Yerçekimi sorunu, üzerinde hiçbir şekilde harekete geçemeyeceğiniz bir durumdur. Aslında sorun değil, koşuldur; yapılabilecek tek verimli şey onu kabul edip takıldığınız noktayı değiştirebileceğiniz bir soruna dönüştürmektir.
Designing Your Life
Zihin Haritası (Mind Mapping)
Zihin haritası, sayfanın ortasına tek bir konu yazıp etrafına hızlı ve yargısız çağrışım halkaları eklediğiniz, sonra dış halkalardaki kelimeleri birleştirerek temkinli ve alışkanlığa bağlı düşüncenizin önermeyeceği seçenekler ürettiğiniz bir fikir üretme yöntemidir.
Designing Your Life
Decisive'ı Yaşayarak Öğren: Gerçek Kararlarda WRAP
Adil Süreç (Fair Process)
Adil süreç, bir karardan etkilenen kişilerin görüşleri gerçekten dinlendiğinde, kullanılan ölçütleri gördüğünde ve sonucun gerekçesini anladığında, katılmadıkları bir karara bile bağlanabildiği ilkesidir.
Doğru Karar
Başarı Provası (Preparade)
Başarı provası, ölüm öncesi analizin (premortem) tersidir: bir kararın beklentinizin çok üstünde başarılı olduğunu hayal eder ve o başarıyı karşılamak için neyin hazır olması gerektiğini sorarsınız.
Doğru Karar
Geleceği İki Uçtan Çerçevelemek (Bookend the Future)
Geleceği iki uçtan çerçevelemek, bir karar vermeden önce tek bir tahmin yerine bir aralık belirlemek, yani hem kötü ama gerçekçi hem de çok iyi ama gerçekçi sonucu açıkça adlandırmaktır.
Doğru Karar
Karar Çalma Listesi (Decision Playlist)
Karar çalma listesi, bir seçim yapmadan önce her seferinde sırayla sorduğunuz kısa ve tekrar kullanılabilir bir soru listesidir; seçenekleri yalnızca kendi kafanızda değil, başkalarının bulduğu çözümlerde ve işin zaten daha iyi gittiği yerlerde aramanızı sağlar.
Doğru Karar
Parlak Noktalar (Bright Spots)
Parlak noktalar, bir sorunun başka birinde, başka bir yerde ya da sizin iyi bir gününüzde zaten daha az kötü yaşandığı örneklerdir ve çözümü sıfırdan icat etmek yerine bunları inceleyip kopyalayabilirsiniz.
Doğru Karar
Salt Maruz Kalma Etkisi (Mere-Exposure Effect)
Salt maruz kalma etkisi, bir şeyin hiçbir yönü iyileşmediği hâlde, yalnızca onunla tekrar tekrar karşılaştığımız için onu daha çok sevme eğilimimizdir.
Doğru Karar
Temel Öncelikler (Core Priorities)
Temel öncelikler, en çok önem verdiğiniz birkaç değerin önceden yapılmış sıralamasıdır; iki seçenek de değer verdiğiniz bir şeye hizmet ettiğinde kararı o günkü ruh haliniz değil, bu sıralama verir.
Doğru Karar
WRAP Süreci (WRAP Process)
WRAP süreci, Chip ve Dan Heath'in Decisive kitabında önerdiği dört adımlı karar yöntemidir: seçenekleri genişletmek (Widen), varsayımları gerçekle sınamak (Reality-test), karar vermeden önce mesafe koymak (Attain distance) ve yanılmaya hazırlanmak (Prepare to be wrong).
Doğru Karar
Net ve ikna edici yaz
Etken Çatı (Active Voice)
Etken çatı, cümlenin öznesinin eylemi bizzat yaptığı ve böylece okurun kimin neyi yaptığını açıkça gördüğü cümle yapısıdır.
Üslubun Öğeleri
Okur İçin Yazmak
Okur için yazmak, her mesajı belirli tek bir kişiye ve o kişinin zaten bildiklerine göre kurmak demektir; kendiniz için yazmak ise anlattıklarınızı baştan bilen tek okura, yani yalnızca size yazmaktır.
Herkes Yazar
Özgün Ses (Authentic Voice)
Özgün ses, bir şablonun, bir komitenin ya da önemli görünmeye çalışan birinin değil, okura açıkça konuşan, düşünen belirli bir kişinin sesi gibi duyulan yazıdır.
İyi Yazmak Üzerine
Daha Net Düşün
Aciliyet İçgüdüsü (Urgency Instinct)
Aciliyet içgüdüsü, bir tehdit ya da fırsat 'şimdi ya da asla' gibi göründüğünde hemen harekete geçme dürtüsüdür ve dikkatli düşünmeyi tam da en çok gerektiği anda devre dışı bırakır.
Factfulness
Brier Skoru (Brier Score)
Brier skoru, verdiğiniz olasılık ile gerçekte olan arasındaki farkın karesini birçok tahmin üzerinden ortalayarak tahminlerinizin ne kadar isabetli olduğunu ölçer; 0 kusursuzdur ve düşük olan her zaman daha iyidir.
Süpertahmin
Büyüklük İçgüdüsü (Size Instinct)
Büyüklük içgüdüsü, bir sayıyı başka bir sayıyla karşılaştırmadan, kapsadığı nüfusa bölmeden ve ölçtüğü şeyin ne kadar yaygın olduğunu sormadan, ilk bakışta büyük ya da küçük diye yargılama eğilimimizdir.
Factfulness
Doğrulama Yanlılığı (Confirmation Bias)
Doğrulama yanlılığı, zaten inandığımız şeyi destekleyen kanıtları arama, fark etme ve hatırlama, bizi yanlışlayabilecek kanıtları ise küçümseme ya da hiç aramama eğilimidir.
Doğru Düşünme Sanatı
Dramatik İçgüdüler (Dramatic Instincts)
Dramatik içgüdüler; uçurum, olumsuzluk ve düz çizgi içgüdülerinden oluşan ve dünyayı rakamların gösterdiğinden daha bölünmüş, daha kötü ve mevcut gidişatına daha kilitlenmiş gösteren üç zihinsel kısayoldur.
Factfulness
Fermi Tahmini (Fermi Estimation)
Fermi tahmini, cevabı bilinemez gibi görünen bir soruyu makul biçimde tahmin edilebilecek küçük niceliklere bölüp bu tahminleri birleştirerek kaba ama savunulabilir bir yanıta ulaşma yöntemidir.
Süpertahmin
Güdülenmiş Akıl Yürütme (Motivated Reasoning)
Güdülenmiş akıl yürütme, kanıtları doğru olmasını istediğimiz şeye göre tartma eğilimidir: hoşa giden sonuçları kolayca kabul eder, hoşa gitmeyenleri ise çok daha sert bir sınavdan geçiririz.
İzci Zihniyeti
Hakikat Arama Grubu (Truthseeking Pod)
Hakikat arama grubu, birbirini alkışlamak yerine dürüst itirazı ödüllendiren, belirsizliği kabul etmeyi normal sayan ve akıl yürütmeyi birlikte sınayan birkaç kişiden oluşan küçük, gönüllü bir gruptur.
Bahse Var mısın?
Hayatta Kalma Yanılgısı (Survivorship Bias)
Hayatta kalma yanılgısı, bir elemeden geçmeyi başarmış kişi, şirket ya da şeylere bakarak sonuç çıkarmak ve elenip görünmez olan çok daha kalabalık grubu hesaba katmamaktır.
Doğru Düşünme Sanatı
Kâşif Zihniyeti (Scout Mindset)
Kâşif zihniyeti, olayları olmasını istediğiniz gibi değil olduğu gibi görme isteğidir; inançlarınızı savunulacak bir mevzi olarak değil, sürekli düzeltilecek bir harita olarak ele almanızı sağlar.
İzci Zihniyeti
Kimliği Hafif Tutmak (Identity Held Lightly)
Kimliği hafif tutmak, siyasi, mesleki ya da kişisel inançlarınızı kim olduğunuzun bir parçası olarak değil, şu an benimsediğiniz görüşler olarak taşımaktır; böylece aleyhlerine çıkan kanıt bir saldırı gibi değil, bir bilgi gibi gelir.
İzci Zihniyeti
Olasılıksal İnançlar (Probabilistic Beliefs)
Olasılıksal inançlar, bir inancı doğru ya da yanlış hükmü olarak değil, yüzde 70 emin olmak gibi bir güven derecesi olarak taşımaktır; böylece yeni bilgi sizi haklı ya da haksız ilan etmek yerine ne kadar emin olduğunuzu ayarlar.
Bahse Var mısın?
Önyargı Testleri (Bias Tests)
Önyargı testleri, bir kanıtı adil mi tarttığınızı yoksa yalnızca doğru olmasını istediğiniz bir inancı mı savunduğunuzu anlamak için kendi düşüncenize uyguladığınız çifte standart, yabancı gözü, uyum ve seçici şüphe gibi kısa düşünce deneyleridir.
İzci Zihniyeti
Yusufçuk Gözü (Dragonfly Eye)
Yusufçuk gözü, bir yargıyı tek bir bakış açısına dayandırmak yerine veriler, dışarıdan bakanlar, eleştirmenler ve farklı modeller gibi birçok kaynaktan toplayıp tek bir görüşte birleştirme alışkanlığıdır; tıpkı yusufçuğun binlerce mercekten oluşan gözünün tek bir görüntü üretmesi gibi.
Süpertahmin
Umursamamanın İnce Sanatı'nı Yaşayarak Öğren
“Bir Şey Yap” İlkesi (Do Something Principle)
“Bir şey yap” ilkesi, motivasyonun çoğu zaman eylemin sebebi değil sonucu olduğunu söyler; bu yüzden tıkandığınız anda atılan en küçük adım ilhamı ve isteği yeniden harekete geçirebilir.
Umursamamanın İnce Sanatı
Cehennem Döngüsü (Feedback Loop from Hell)
Cehennem döngüsü, kötü hissettiğiniz için ayrıca kötü hissetmenizle başlayan sarmaldır: kaygınız yüzünden kaygılanır, suçluluğunuz yüzünden suçluluk duyarsınız ve ikinci duygu ilkini söndürmek yerine büyütür.
Umursamamanın İnce Sanatı
Hak Görme Duygusu (Entitlement)
Hak görme duygusu (entitlement), kendinizi özel bir istisna saymak, yani herkes için geçerli kurallardan, emekten ve beklentilerden ya çok üstün ya da çok yaralı olduğunuz için muaf olduğunuza inanmaktır.
Umursamamanın İnce Sanatı
İyi Değer Testi
İyi değer testi, Mark Manson'ın üç soruluk ölçütüdür: bir değer gerçekliğe dayanıyorsa, çevrenizdekilere yarıyorsa ve gerçekten sizin kontrolünüzdeki şeylere bağlıysa iyi bir değerdir.
Umursamamanın İnce Sanatı
Kurban ve Kurtarıcı (Victim and Saver)
Kurban ve kurtarıcı, Mark Manson'ın tarif ettiği bir ilişki örüntüsüdür: Biri kendi sorunlarını başkasının çözmesi gereken bir iş gibi görür, diğeri ise ancak ihtiyaç duyulduğunda değerli hissettiği için koşup o sorunları üstlenir ve sonuçta ikisi de kendi hayatının sorumluluğundan kaçar.
Umursamamanın İnce Sanatı
Manson'ın Kaçınma Yasası (Manson's Law of Avoidance)
Manson'ın kaçınma yasasına göre bir değişim kim olduğunuza dair inancınızı ne kadar sarsacaksa, ondan o kadar kaçarsınız; bu değişim başarısızlık da olabilir, başarı da.
Umursamamanın İnce Sanatı
Neyi Umursayacağınızı Seçmek
Neyi umursayacağınızı seçmek, dikkatinizi ve duygusal enerjinizi sınırlı bir bütçe gibi görüp her şeyi daha az önemsemeye çalışmak yerine bu bütçeyi değerlerinizle örtüşen birkaç şeye bilinçli olarak harcamaktır.
Umursamamanın İnce Sanatı
Ölümsüzlük Projeleri (Immortality Projects)
Ölümsüzlük projeleri, bedenimiz öldükten sonra da bir parçamızın, yani hakkımızdaki hikâyenin ve imajın yaşayacağı umuduyla kurduğumuz şirket, itibar, dava, çocuk ya da eser gibi yapılardır.
Umursamamanın İnce Sanatı
Öz Farkındalık Soğanı (Self-Awareness Onion)
Öz farkındalık soğanı, Mark Manson'ın üç katmanlı kendini tanıma modelidir: önce duygunuzu adlandırır, sonra nedenini bulur, en içte de kendinizi hangi değerle ölçtüğünüzü görürsünüz.
Umursamamanın İnce Sanatı
Problem Çözmekten Gelen Mutluluk
Problem çözmekten gelen mutluluk, Mark Manson'ın kalıcı tatminin problemsiz bir hayattan değil, sahip olmaya değer problemleri seçip onları çözmekte ustalaşmaktan geldiği fikridir.
Umursamamanın İnce Sanatı
Reddetmenin Değeri (Rejection as Value)
Reddetmenin değeri, her gerçek bağlılığın bir şeyleri dışarıda bıraktığı, dolayısıyla değerlerinizle çatışan şeylere net bir “hayır” demenin “evet”inize ağırlık kazandırdığı fikridir.
Umursamamanın İnce Sanatı
Sıradanlığı Kabullenmek
Sıradanlığı kabullenmek, ne olağanüstü yetenekli ne de olağanüstü haksızlığa uğramış özel bir vaka olduğunuzu kabul ederek, gerçek gelişimin gerektirdiği sıkıcı ve gösterişsiz işten kendinizi muaf tutmayı bırakmaktır.
Umursamamanın İnce Sanatı
Sorumluluk ile Kusur Ayrımı (Responsibility vs. Fault)
Kusur, bir durumu geçmişte kimin yarattığıyla ilgilidir; sorumluluk ise bugün o duruma nasıl karşılık verileceğiyle ilgilidir, bu yüzden bir olayda hiç kusurunuz olmadan tam sorumluluk taşıyabilirsiniz.
Umursamamanın İnce Sanatı
Ters Yasa (Backwards Law)
Ters yasa, filozof Alan Watts'ın ortaya attığı ve Mark Manson'ın yaygınlaştırdığı bir fikirdir: İyi bir duyguyu ne kadar hırsla kovalarsanız o kadar uzaklaşır, kötü bir duyguyu kabul etmek ise çoğu zaman onu daha çabuk yumuşatır.
Umursamamanın İnce Sanatı
Beğenilmeme Cesareti'ni yaşayarak öğren
Aşağılık Kompleksi (Inferiority Complex)
Aşağılık kompleksi, gerisinde kaldığınızı hissettiğiniz bir eksikliği gelişmenin itkisi olarak değil, “A yüzünden B'yi yapamam” diyerek denememenin gerekçesi olarak kullanma alışkanlığıdır.
Sevilmeme Cesareti
Başkalarına Güven (Confidence in Others)
Başkalarına güven, Adler psikolojisinde insanlara önce garanti istemeden inanmayı ve güveni karşı tarafın kazanması gereken bir ödül olarak değil, sizin bilinçli olarak verdiğiniz bir karar olarak görmeyi anlatan duruştur.
Sevilmeme Cesareti
Görevlerin Ayrımı (Separation of Tasks)
Görevlerin ayrımı, karmaşık bir durumda bir seçimin sonucuyla nihayetinde kimin yaşayacağını sorup o seçimi yalnızca o kişinin görevi olarak gören Adler psikolojisi yaklaşımıdır.
Sevilmeme Cesareti
Güç Mücadelesi (Power Struggle)
Güç mücadelesi, kişisel bir çatışmada amacın sessizce konuyu çözmekten kimin üstün olduğunu kanıtlamaya kaydığı ve tartışmayı kazanmanın konunun kendisinden daha önemli hale geldiği andır.
Sevilmeme Cesareti
Hayat Yalanı (Life-Lie)
Hayat yalanı, gerçek ya da hayali bir eksikliğimizden kurduğumuz ve istediğimizi söylediğimiz şeyi hiç denemememizi sağlayan bahanedir.
Sevilmeme Cesareti
Katkı Duygusu (Sense of Contribution)
Katkı duygusu, birine faydalı olduğunuzu içten hissetmenizdir ve Adler psikolojisine göre kalıcı değer duygusu, kimsenin teşekkürüne ya da onayına ihtiyaç duymadan buradan doğar.
Sevilmeme Cesareti
Kişilerarası Sorunlar (Interpersonal Problems)
Adler psikolojisinde kişilerarası sorunlar, bizi yoran para, görünüş ya da iş kaygılarının aslında belirli kişilerin bizi nasıl göreceğine dair kaygılar olduğu iddiasıdır.
Sevilmeme Cesareti
Nedenler Değil Amaçlar (Teleology over Etiology)
Nedenler değil amaçlar ilkesi, Alfred Adler'in, süregelen bir davranışı ya da duyguyu suçladığımız geçmiş nedenden çok bugün hizmet ettiği amaçla anlamamız gerektiğini söyleyen yaklaşımıdır.
Sevilmeme Cesareti
Övgü Yerine Cesaretlendirme (Encouragement over Praise)
Övgü yerine cesaretlendirme, "aferin" gibi not veren iltifatları sade bir teşekkür ve emeğin fark edilmesiyle değiştiren Adlerci bir tutumdur; böylece karşınızdaki kişiye yukarıdan değerlendirilen biri olarak değil, kendi seçimlerinin sahibi olan eşit biri olarak davranırsınız.
Sevilmeme Cesareti
Sevilmeme Özgürlüğü (Freedom to Be Disliked)
Sevilmeme özgürlüğü, Ichiro Kishimi ile Fumitake Koga'nın Adler psikolojisine dayanan diyaloğunda öne çıkan şu fikirdir: Kendi seçimlerinize göre yaşadığınızda bazı kişiler sizi sevmeyecektir ve bu bedeli kabullenmek dürüst davranmayı mümkün kılar.
Sevilmeme Cesareti
Sıradan Olma Cesareti (Courage to Be Normal)
Sıradan olma cesareti, olağanüstü iyi ya da olağanüstü kötü olmaya çalışmadan sıradan biri olmayı kabul etmek ve bunu başarısızlık saymamaktır.
Sevilmeme Cesareti
Şimdi ve Burada (Here and Now)
Şimdi ve burada yaşamak, hayatın her anını gerçek hayatın bir gün başlayacağı uzak bir noktaya giden geçici bir basamak olarak değil, kendi içinde tamamlanmış bir an olarak yaşamaktır.
Sevilmeme Cesareti
Takdir Edilme Arzusu (Desire for Recognition)
Takdir edilme arzusu, seçimlerinize güvenmeden önce başkalarının onayını bekleme ihtiyacıdır ve hayatınızın yönünü, yargısını asla kontrol edemeyeceğiniz insanlara sessizce devreder.
Sevilmeme Cesareti
Topluluk Duygusu (Community Feeling)
Topluluk duygusu, Alfred Adler'in kavramıyla, insanların arasında bir yeriniz olduğunu ve onların karşısında değil yanında durduğunuzu hissetmektir; bu his öz kabul, başkalarına güven ve katkı üzerine kurulur.
Sevilmeme Cesareti
Yaşam Tarzı (Lifestyle)
Adler psikolojisinde yaşam tarzı, kendinizi, diğerlerini ve dünyayı nasıl gördüğünüzün kalıbıdır; bu kalıbı bir zamanlar siz seçtiniz, her gün yeniden seçiyorsunuz ve bu yüzden değiştirmeyi de seçebilirsiniz.
Sevilmeme Cesareti
Yatay İlişkiler (Horizontal Relationships)
Yatay ilişkiler, Alfred Adler'in farklı rollerdeki kişilerin eşit değerde olduğunu savunan fikridir; bu bakışta karşınızdakini sessizce alta yerleştiren övgü ve azarın yerini yalın bir teşekkür ve cesaretlendirme alır.
Sevilmeme Cesareti
Baskı altında sakin kalmak
Engeli Fırsata Çevirmek (Obstacle as Opportunity)
Engeli fırsata çevirmek, planınızı tıkayan şeyi beklenip geçilecek bir kesinti olarak değil, bir sonraki adımınızın hammaddesi olarak ele alan Stoacı bir pratiktir.
Engel Yoldur
Kaderini Sevmek (Amor Fati)
Kaderini sevmek (amor fati), olmuş bitmiş olanı itiraz edilecek bir hüküm olarak değil, üzerine inşa edilecek sabit bir malzeme olarak bütünüyle kabul etmek ve sınırlı zamanınızı bir sonraki doğru hamleye ayırmaktır.
Engel Yoldur
Kontrol İkiliği (Dichotomy of Control)
Kontrol ikiliği, elinizde olanı (yargılarınızı, niyetlerinizi ve eylemlerinizi) elinizde olmayandan (başkalarının kararlarından ve nihai sonuçlardan) ayırıp emeğinizi yalnızca ilkine yatırmayı öğütleyen Stoacı ilkedir.
İyi Yaşam Rehberi: Kadim Stoacı Sevinç Sanatı
Olumsuz Canlandırma (Negative Visualisation)
Olumsuz canlandırma, değer verdiğiniz bir şeyi kaybettiğinizi birkaç saniyeliğine hayal ederek aksilikleri daha az sarsıcı hâle getiren ve sahip olduklarınızı kanıksamanızı önleyen Stoacı bir pratiktir.
İyi Yaşam Rehberi: Kadim Stoacı Sevinç Sanatı
Ölümlülük Bilinci (Mortality Perspective)
Ölümlülük bilinci, bir gün öleceğinizi hatırlayarak kalıcı olma yönündeki kaygılı çabaların gücünü yitirmesi ve gerçekten önemsemeye değer birkaç şeyin netleşmesi pratiğidir.
Umursamamanın İnce Sanatı
Start with Why: İnandığın Yerden Yönet
Altın Çember (Golden Circle)
Altın Çember, Simon Sinek'in her kurumu ya da kişiyi iç içe üç halkaya yerleştiren modelidir: dışta Ne, ortada Nasıl, merkezde Neden yer alır ve en güçlü etki, iletişime merkezden başlandığında oluşur.
Neden ile Başla
Fiil Olarak Değerler (Values as Verbs)
Fiil olarak değerler, her değeri duvara asılan soyut bir isim yerine başkalarının sizi yaparken görebileceği bir eylem olarak yazma pratiğidir; böylece değer gündelik davranışı gerçekten yönlendirir.
Neden ile Başla
İçgüdüsel Kararlar (Gut Decisions)
İçgüdüsel karar, seçimin önce güven, huzursuzluk ya da çekim gibi bir hisle yapıldığı, sonradan sunulan mantıklı gerekçelerin ise çoğu zaman bu hissi haklı çıkarmak için kurulduğu karar biçimidir.
Neden ile Başla
İnanca Göre İşe Alım (Hire for Belief)
İnanca göre işe alım, rolün gerektirdiği becerilerin yanında kurumun Neden'ini, yani temel amacını ve değerlerini paylaşan kişileri seçmektir, çünkü ekip içi güveni asıl kuran şey bu ortak inançtır.
Neden ile Başla
Kereviz Testi (Celery Test)
Kereviz Testi, Simon Sinek'in karar süzgecidir: Neden'inizi bildiğinizde her seçeneği “iyi mi?” diye değil “bize uyuyor mu?” diye tartarsınız ve iyi ama size ait olmayan fırsatlara hayır demek kolaylaşır.
Neden ile Başla
Kopuş Anı (Split Happens)
Kopuş anı (split happens), Simon Sinek'in, büyüyen bir kurumda Ne yaptığının genişlemeye devam ederken Neden var olduğu duygusunun sessizce düzleştiği ve başarının onu doğuran amacı silmeye başladığı noktaya verdiği addır.
Neden ile Başla
Manipülasyon ve İlham (Manipulation vs. Inspiration)
Manipülasyon ve ilham, Simon Sinek'in ikili ayrımıdır: manipülasyon, karşı tarafın sizinle ilgili hiçbir şeye inanmasını gerektirmeyen kaldıraçlardır (fiyat, kampanya, korku, özlem, akran baskısı, yenilik); ilham ise savunduğunuz şey zaten inandıklarıyla örtüştüğü için insanların harekete geçmesidir.
Neden ile Başla
Neden Cümlesi (Why Statement)
Neden cümlesi, en çok kendiniz gibi hissettiğiniz anlardan çıkarılan ve "[katkınız], böylece [etkiniz]" kalıbıyla başkalarının hayatında tutarlı biçimde yarattığınız farkı anlatan tek bir cümledir.
Neden ile Başla
Neden-Nasıl Ortaklığı (Why-How Partnership)
Neden-Nasıl Ortaklığı, bir kurumun inancını taşıyan vizyoner ile bu inancı sistemlere, planlara ve sonuçlara dönüştüren pratik uygulayıcının bir araya gelmesidir, çünkü bir Neden tek başına nadiren gerçeğe dönüşür.
Neden ile Başla
Neden'in Sembolleri (Symbols of Why)
Neden'in sembolleri, bir kurumun ya da kişinin temel inancını görünür kılan logolar, ritüeller, hikâyeler ve gündelik tercihlerdir; karşı taraf bunlar sayesinde, siz anlatmadan neyi savunduğunuzu tanır.
Neden ile Başla
Nedenle Başlamak (Start with Why)
Nedenle başlamak, bir sunumu, ekip güncellemesini ya da talebi ne yaptığınızla değil arkasındaki inançla açarak dinleyiciye ayrıntıları duymadan önce önemsemesi için bir sebep vermektir.
Neden ile Başla
Netlik, Disiplin, Tutarlılık (Clarity, Discipline, Consistency)
Netlik, disiplin ve tutarlılık, Simon Sinek'in Altın Çember'in halkalarına bağladığı üç şarttır: kelimelere dökülebilen net bir Neden, bedeli olduğunda bile Nasıl'a sadık kalma disiplini ve bu inancı her seferinde kanıtlayan tutarlı bir Ne.
Neden ile Başla
Ortak Değerlerden Doğan Güven
Ortak değerlerden doğan güven, inandıklarımıza inanan kişilere duyduğumuz güvendir; çünkü ortak değerler, işler ciddileştiğinde ve kimse bakmıyorken onların nasıl davranacağını öngörmemizi sağlar.
Neden ile Başla
Yayılma Yasası (Law of Diffusion)
Yayılma Yasası, yeni bir fikrin, ürünün ya da uygulamanın bir toplulukta öngörülebilir bir sırayla yayıldığını söyler: önce zaten inandıkları şeye uyduğu için küçük bir yenilikçi ve erken benimseyen azınlığa ulaşır, temkinli çoğunluğa ise ancak bu azınlık onu sahiplendikten sonra varır.
Neden ile Başla
Kendinden emin, dürüst satış
Açıklama Tarzı (Explanatory Style)
Açıklama tarzı, olumsuz bir olayı kendinize kalıcı ya da geçici, her şeye yayılan ya da belirli, kişisel ya da dışsal olarak açıklama alışkanlığınızdır ve bir aksilikten sonra devam edip etmeyeceğinizi güçlü biçimde öngörür.
Satmak İnsanidir
Batmazlık (Buoyancy)
Batmazlık, art arda gelen retlere rağmen dürüstçe denemeye devam edebilme becerisidir ve üç parçadan oluşur: görüşmeden önce iddialı cümleler yerine sorularla hazırlanmak, görüşme boyunca içten bir olumluluğu korumak ve her "hayır"ı geçici, duruma özgü ve şahsınızla ilgisi olmayan bir sonuç olarak açıklamak.
Satmak İnsanidir
Bilgi Eşitliği (Information Parity)
Bilgi eşitliği, alıcının satıcı kadar bilgiye ulaşabildiği ve bu yüzden üstünlüğün çok bilenden en dürüst ve en yardımcı olana geçtiği durumdur; kavramı Daniel H. Pink, To Sell Is Human kitabında anlatır.
Satmak İnsanidir
Örtük ve Açık İhtiyaçlar (Implied vs. Explicit Needs)
Örtük ihtiyaç, alıcının bir sorunu ya da memnuniyetsizliği dile getirmesidir; açık ihtiyaç ise alıcının bu sorunu çözmek istediğini kendi sözleriyle açıkça söylemesidir ve büyük satışlarda anlaşmayı asıl öngören ikincisidir.
SPIN Satış
Problem Bulma (Problem-Finding)
Problem bulma, karmaşık bir durumun içinden çözülmeye değer asıl sorunu, kimse cevaba koşmadan önce tespit etme becerisidir.
Satmak İnsanidir
Satış Dışı Satış (Non-Sales Selling)
Satış dışı satış, ortada hiçbir alışveriş yokken birinin düşüncesini ya da davranışını değiştirmeye veya onu size zaman, dikkat ya da emek ayırmaya yöneltmeye dönük her çabadır.
Satmak İnsanidir
Satışta İlerleme (Advance)
Satışta ilerleme, alıcının görüşme sırasında ya da sonrasında kabul ettiği ve satışı karara somut biçimde yaklaştıran belirli bir adımdır; konuşmanın kimse bir şey taahhüt etmeden sürdüğü “devam”dan (continuation) bu yüzden ayrılır.
SPIN Satış
SPIN Soruları (SPIN Questions)
SPIN soruları; durum (Situation), sorun (Problem), sonuç (Implication) ve ihtiyaç-fayda (Need-payoff) adımlarından oluşan, alıcıyı olguları sıralamaktan çıkarıp çözmek için para ödemeye değer bir ihtiyacı kendi sözleriyle dile getirmeye götüren dört aşamalı bir satış sorusu dizisidir.
SPIN Satış
Ticari Öğretim (Commercial Teaching)
Ticari öğretim, satıcının görüşmeyi alıcının kendi işinde fark etmediği maliyetli bir sorunla açtığı, bu maliyeti somut biçimde hissettirdiği ve çözümünü ancak bundan sonra sunduğu satış yaklaşımıdır.
Challenger Satış
Yapıcı Gerilim (Constructive Tension)
Yapıcı gerilim, alıcı fiyata itiraz ettiğinde ortaya çıkan rahatsızlığı indirimle hemen gidermek yerine bilinçli olarak taşımak ve konuşmayı sorunun gerçek maliyetine geri çekmektir.
Challenger Satış
Zamanını Yönet: Her Şeye Değil, Doğru Şeye
ABCDE Yöntemi (ABCDE Method)
ABCDE yöntemi, Brian Tracy'nin geliştirdiği bir önceliklendirme tekniğidir: listenizdeki her işi sonuçlarına göre A (ciddi sonuç), B (hafif sonuç), C (sonuçsuz), D (devredilecek) ya da E (elenecek) diye işaretler, sonra en üstten, yani A-1'den başlayarak çalışırsınız.
Ye O Kurbağayı!
Sonluluğu Kabullenmek (Accepting Finitude)
Sonluluğu kabullenmek, sınırlı zamanınızın yapabileceğiniz neredeyse sonsuz şeye asla yetmeyeceğini kabul edip her şeyin sığacağı bir günü kovalamak yerine neyi yapıp neyi yarım bırakacağınızı bilinçli olarak seçmektir.
Dört Bin Hafta
Stratejik Başarısızlık (Strategic Underachievement)
Stratejik başarısızlık, hayatınızın hangi alanlarında bilerek vasat kalacağınıza ya da hangi işleri yapılmamış bırakacağınıza önceden karar vermektir; böylece kaçınılmaz ihmaliniz tesadüfe göre değil önceliklerinize göre şekillenir.
Dört Bin Hafta
Verimlilik Tuzağı (Efficiency Trap)
Verimlilik tuzağı, işlerinizi hızlandırdıkça zamanınızın boşalmaması, aksine her hız kazancının yeni talepler çekip yükü büyütmesidir.
Dört Bin Hafta
Her Şeyi Daha Hızlı Öğren
Akıcılık Yanılsaması (Illusion of Fluency)
Akıcılık yanılsaması, bir metni tekrar okurken tanıdık ve kolay gelmesini öğrenmiş olmakla karıştırmak, yani kaynak önünüzden kalktığında hatırlayamayacağınız ya da kullanamayacağınız bir bilgiyi bildiğinizi sanmaktır.
Make It Stick: Başarılı Öğrenmenin Bilimi
Aralıklı Tekrar (Spaced Repetition)
Aralıklı tekrar, aynı konuyu tek oturumda bitirmek yerine giderek uzayan aralıklarla yeniden çalışma yöntemidir; her zorlanarak hatırlayış belleği yeniden kurar ve bilgiyi çok daha kalıcı hâle getirir.
Make It Stick: Başarılı Öğrenmenin Bilimi
Arzu Edilen Zorluklar (Desirable Difficulties)
Arzu edilen zorluklar, kendinizi test etmek, çalışmaları zamana yaymak ve soru türlerini karıştırmak gibi, o an çalışmayı daha yavaş ve zor hissettiren ama kolay ve akıcı çalışmaya göre çok daha sağlam, kalıcı ve esnek bir öğrenme sağlayan koşullardır.
Make It Stick: Başarılı Öğrenmenin Bilimi
Doğrudanlık (Directness)
Doğrudanlık, bir beceriyi soyut bir ortamda çalışıp sonradan aktarılmasını ummak yerine, onu gerçekten kullanacağınız durumda, biçimde ve baskı altında pratik etme ilkesidir.
Ultra Öğrenme
Geri Çağırma Pratiği (Retrieval Practice)
Geri çağırma pratiği, bir bilgiyi kaynağa bakmadan önce kendi hafızanızdan çekip çıkarmaktır; her hatırlama denemesi o bilgiyi, aynı metni yeniden okumaktan çok daha güçlü biçimde pekiştirir.
Make It Stick: Başarılı Öğrenmenin Bilimi
Karışık Çalışma (Interleaving)
Karışık çalışma, farklı soru tiplerini ya da becerileri tek bir oturumda karıştırarak, her soruda önce hangi yöntemin gerektiğine karar vermeyi zorunlu kılan bir pratik yöntemidir.
Make It Stick: Başarılı Öğrenmenin Bilimi
Odaklı ve Dağınık Düşünme (Focused and Diffuse Modes)
Odaklı ve dağınık düşünme, Barbara Oakley'nin tarif ettiği iki temel çalışma biçimidir: zor bir problemi zihne yükleyen yoğun ve dar dikkat ile zihnin arka planda daha geniş bağlantılar kurmasına izin veren gevşek, dolaşan dikkat.
Sayılara Yatkın Bir Zihin
Öbekleme (Chunking)
Öbekleme, pratik ve kavrayışın ayrı bilgi parçalarını ya da küçük adımları birleştirerek çalışma belleğinin tek bir öğe gibi tutup kullanabildiği bir birim oluşturması ve böylece daha zor düşünmeye yer açmasıdır.
Sayılara Yatkın Bir Zihin
Öğrenme Projesi Tasarımı (Learning Project Design)
Öğrenme projesi tasarımı, kendi başınıza yürüttüğünüz bir öğrenme çabasını her oturum gerçek beceriyi yapmak, onu sınırlayan tek zayıflık üzerinde alıştırma yapmak ve gerçekten akılda kalanı test etmek arasında dönecek şekilde planlamaktır.
Ultra Öğrenme
Uykuda Bellek Pekiştirme (Sleep Consolidation)
Uykuda bellek pekiştirme, beynin uyurken gün içinde öğrendiklerinizi yeniden oynatıp düzenlemesi, böylece yeni anıları sağlamlaştırıp zaten bildiklerinize bağlaması sürecidir.
Nasıl Öğreniriz
Üretme Etkisi (Generation Effect)
Üretme etkisi, bir bilgiyi hazır okumak yerine kendiniz tamamladığınızda, yanıtladığınızda ya da yeniden kurduğunuzda onu daha iyi hatırladığınızı gösteren bulgudur.
Make It Stick: Başarılı Öğrenmenin Bilimi
Ürüne Değil Sürece Odaklanmak (Process, Not Product)
Ürüne değil sürece odaklanmak, bir işi bitirmeyi değil, ona 25 dakika gibi belirli bir süre odaklı emek vermeyi taahhüt ederek başlamayı korkutucu olmaktan çıkarma yöntemidir.
Sayılara Yatkın Bir Zihin
Üst Öğrenme (Metalearning)
Üst öğrenme, bir beceriye çalışmaya başlamadan önce yapılan araştırmadır: becerinin gerçekte neyi gerektirdiği, başkalarının onu nasıl öğrendiği ve nerede kullanılacağı haritalanır, böylece pratik bir kursun hazır sırasına değil gerçek ihtiyaca yönelir.
Ultra Öğrenme
Verimli Unutma (Productive Forgetting)
Verimli unutma, unutmanın bir bilgiyi silmekten çok ona erişimi zayıflattığı, bu yüzden tekrar etmeden önce bilginin biraz silikleşmesine izin vermenin bir sonraki hatırlamayı daha güçlü kıldığı fikridir.
Nasıl Öğreniriz
Zayıf Noktaya Dril (Drill)
Zayıf noktaya dril, performansınızı en çok sınırlayan tek alt beceriyi gerçek işten ayırıp tek başına çalışmak, o parça gelişince onu bütüne geri koymak ve gerçekten ilerleyip ilerlemediğini test etmektir.
Ultra Öğrenme
Zihinsel Temsiller (Mental Representations)
Zihinsel temsiller, bir alanda işlerin nasıl yürüdüğüne dair pratikle inşa edilen ve uzmanların örüntüleri tanımasını, sonrasını tahmin etmesini, kendi hatalarını yakalamasını sağlayan ayrıntılı iç modellerdir.
Zirve: Uzmanlığın Yeni Biliminden Sırlar
Uzun vadeli yatırım yap
Bay Piyasa (Mr. Market)
Bay Piyasa, Benjamin Graham'ın borsayı her gün hissenizi almayı ya da kendi hissesini size satmayı teklif eden, fiyatı ruh haline göre inip çıkan huysuz bir ortak olarak resmettiği benzetmedir ve bu teklifi geri çevirmek her zaman sizin elinizdedir.
Akıllı Yatırımcı
Etkin Piyasalar (Efficient Markets)
Etkin piyasalar, hisse fiyatlarının kamuya açık bilgiyi çok hızlı yansıttığını, bu yüzden yatırımcıların çoğunun maliyetler düşüldükten sonra hisse seçerek ya da zamanlama yaparak piyasayı düzenli olarak yenemeyeceğini öne süren yaklaşımdır.
Wall Street'te Rastgele Bir Yürüyüş
Maliyet Önemlidir Hipotezi (Cost Matters Hypothesis)
Maliyet Önemlidir Hipotezi, yatırımcıların toplu olarak maliyetlerden önce piyasanın getirisini, maliyetlerden sonra ise bu getiriden ödedikleri her şeyin düşülmüş hâlini kazandığını söyleyen basit bir aritmetik ilkedir.
Sağduyulu Yatırımın Küçük Kitabı
Varlık Dağılımı (Asset Allocation)
Varlık dağılımı, birikiminizin hisse senedi, tahvil ve nakit gibi ana varlık sınıfları arasında hangi oranlarla paylaştırılacağına dair karardır ve portföyünüzün ne kadar dalgalanacağını tek tek fon seçiminden çok daha fazla belirler.
Wall Street'te Rastgele Bir Yürüyüş
Yatırım ve Spekülasyon Farkı (Investment vs. Speculation)
Yatırım ve spekülasyon ayrımı, bir alımın ancak gerçek bir analize dayanıyor, anaparanızı kalıcı kayıptan koruyor ve makul bir getiri hedefliyorsa yatırım sayıldığını, bu üç koşuldan birini bile karşılamayan her alımın ise spekülasyon olduğunu söyleyen Benjamin Graham testidir.
Akıllı Yatırımcı
Yazılı Yatırım Planı
Yazılı yatırım planı, neye yatırım yapacağınızı, her ay ne kadar ekleyeceğinizi ve piyasalar düştüğünde ne yapacağınızı sakin bir dönemde önceden belirleyen ve böylece sonraki kararları baştan vermiş olmanızı sağlayan kısa bir belgedir.
Sağduyulu Yatırımın Küçük Kitabı
Yeniden Dengeleme (Rebalancing)
Yeniden dengeleme, portföyünüzde hedef payını aşan varlıktan bir miktar satıp geride kalanı alarak hisse-tahvil karışımınızı sakin bir dönemde seçtiğiniz orana düzenli aralıklarla geri döndürmektir.
Wall Street'te Rastgele Bir Yürüyüş
Zaman Ufku (Time Horizon)
Zaman ufku, bir birikimi gerçekten harcamanız gereken güne kadar geçecek yıl sayısıdır ve o paranın ne kadar hisse senedi riski taşıyabileceğini cesaretinizden çok bu süre belirler.
Wall Street'te Rastgele Bir Yürüyüş
Küçük işletmeni büyüt: önce daha iyi, sonra daha büyük
Dağıtım Ritmi (Allocation Rhythm)
Dağıtım ritmi, gelen parayı her tahsilatta değil, sabit günlerde (genellikle ayın 10'u ve 25'i) amaç hesaplarına bölüştürme alışkanlığıdır; böylece harcama kararları sakin ve öngörülebilir bir takvime oturur.
Önce Kâr
Önce Mevcut Müşteri
Önce mevcut müşteri, bir işletmenin yeni personel, yeni mekân ya da yeni müşteri eklemeden önce zaten kendisinden alım yapanlara daha iyi hizmet etmesi gerektiğini söyleyen ilkedir; çünkü büyümenin her katmanı, yerini hak etmesi gereken yeni maliyetler getirir.
Tek Kişilik Şirket
Gerçekten İstediğin İşe Gir
Beş Noktalı E-posta (5-Point Email)
Beş Noktalı E-posta, tanımadığınız birine yazılan, 100 kelimeyi aşmayan, ortak bağlantınızla açılan, iş değil fikir isteyen ve tek bir kolay soruyla biten kısa bir ilk temas mesajıdır; meşgul bir okur ona saniyeler içinde 'olur' diyebilir.
2 Saatlik İş Arama
Çiçek Egzersizi (Flower Exercise)
Çiçek Egzersizi, Richard Bolles'un geliştirdiği bir kariyer tasarım aracıdır ve ideal işinizi bir unvanla değil yedi yaprakla tarif eder: sevdiğiniz beceriler, bilgi alanları, birlikte çalışmak istediğiniz kişiler, çalışma koşulları, değerler, maaş ve sorumluluk düzeyi ile yaşamak istediğiniz yer.
Paraşütünüz Ne Renk?
Destekçi Önceliği (Booster-First Outreach)
Destekçi önceliği, hedef şirkette uzaktan tanıdığınız birkaç kişiye kısa ve baskısız mesajlar gönderip takip emeğinizi hızlı yanıt verenlere ayırdığınız bir iş arama yöntemidir; çünkü hızlı dönenler size en çok yardım edecek kişilerdir.
2 Saatlik İş Arama
Elli-Elli Mülakat Kuralı (50/50 Rule)
Elli-elli mülakat kuralı, Richard Bolles'un ilkesidir ve iş görüşmesinin en iyi, adayın sürenin yaklaşık yarısında, işverenin de diğer yarısında konuştuğu ve her cevabın yirmi saniye ile iki dakika arasında kaldığı durumda geçtiğini söyler.
Paraşütünüz Ne Renk?
LAMP Listesi (LAMP List)
LAMP listesi, yaklaşık kırk hedef işverenden oluşan sıralı bir listedir; her işveren, orada çalışma isteğinize ve şu an uygun ilanı olup olmadığına göre hızlıca puanlanır ve liste sınırlı iş arama saatlerinizi tam olarak nereye harcayacağınızı gösterir.
2 Saatlik İş Arama
TIARA Soruları
TIARA soruları, trendler, içgörüler, tavsiye, kaynaklar ve görevler (Trends, Insights, Advice, Resources, Assignments) sırasını izleyen beş aşamalı bir soru dizisidir; sektörün içinden biriyle yapılan bilgi görüşmesinde iş istemek yerine onun hikâyesini ve tavsiyesini almayı sağlar.
2 Saatlik İş Arama
Kaygılı zihnimi sakinleştir
Bilişsel Çarpıtmalar (Cognitive Distortions)
Bilişsel çarpıtmalar, felaketleştirme, zihin okuma ve ya hep ya hiç düşüncesi gibi, gerçeği hep aynı yöne büken ve kaygılı tahminleri olgu gibi hissettiren, alışkanlık hâline gelmiş düşünce hatalarıdır.
İyi Hissetmek: Yeni Duygudurum Terapisi
Demir Atmak (Dropping Anchor)
Demir atmak, Kabul ve Kararlılık Terapisi'nden (ACT) gelen bir topraklanma tekniğidir: Zor bir duyguyu fark edip adlandırırsınız, yavaş nefes verişler ve yere bastırılan ayaklarla bedeninize dönersiniz, sonra çevrenizdeki şeylere yeniden bağlanırsınız; böylece duygusal fırtına sizi sürüklemeden geçer.
Mutluluk Tuzağı
Güvenlik Davranışları (Safety Behaviors)
Güvenlik davranışları, korkulan bir durumda kaygıyı hemen azaltmak için yapılan kaçınma, kontrol etme ya da güvence arama hamleleridir; kısa vadede rahatlatır, ama beyne tehlikenin gerçek olduğunu ve yalnızca bu hamleler sayesinde atlatıldığını öğreterek kaygıyı besler.
Endişe Tuzağı
Kademeli Maruz Bırakma (Graded Exposure)
Kademeli maruz bırakma, korkulan bir duruma küçük ve tekrarlanan adımlarla, güvenlik davranışlarına sığınmadan yaklaşarak beynin korktuğu şeyin atlatılabilir olduğunu doğrudan deneyimle öğrenmesini sağlayan yöntemdir.
Endişe Tuzağı
Kaygı Saati (Worry Time)
Kaygı saati, gün içinde aklınıza düşen 'ya … olursa' düşüncelerini bilerek ertelediğiniz ve her gün aynı saatte yapılan 15–30 dakikalık kısa bir randevudur; beyninize kaygıların anında yanıt istemeden bekleyebileceğini öğretir.
Endişe Tuzağı
Kaygıyı Heyecan Olarak Okumak (Anxiety as Excitement)
Kaygıyı heyecan olarak okumak, hızlanan kalp, titreyen eller ve sıklaşan nefes gibi kaygı sinyallerini, bedende neredeyse aynı izi bırakan heyecan olarak yeniden adlandırma pratiğidir; böylece o enerji korkudan korkmayı beslemek yerine eyleme yakıt olur.
Dare: Kaygıyı Bitirmenin ve Panik Atakları Durdurmanın Yeni Yolu
Mücadele Düğmesi (Struggle Switch)
Mücadele düğmesi, Russ Harris'in kaygı gibi rahatsız edici duygularla savaşma, onları bastırma ya da onlardan kaçma refleksi için kullandığı imgedir. Bu refleks geri teper, çünkü beyin mücadelenin kendisini tehlikenin kanıtı sayar ve alarmın sesini açar.
Mutluluk Tuzağı
Üç Sütun Tekniği (Triple-Column Technique)
Üç Sütun Tekniği, David Burns'ün kaygılı ya da acımasızca eleştirel düşünceler için geliştirdiği yazılı bir egzersizdir: otomatik düşünceyi ilk sütuna yazar, ikinci sütunda içerdiği bilişsel çarpıtmayı adlandırır, üçüncü sütuna ise bir arkadaşınıza vereceğiniz türden dengeli bir yanıt yazarsınız.
İyi Hissetmek: Yeni Duygudurum Terapisi
Yavaş Nefes
Yavaş nefes, nefesi bilinçli olarak yavaşlatıp özellikle nefes verişi uzatarak bedenin stres tepkisini yatıştırma ve kalp atışını sakinleştirme tekniğidir.
Bunu Neden Daha Önce Kimse Söylemedi?
Yer Açma (Making Room)
Yer açma, hoş olmayan bir duygunun ya da bedensel hissin orada olmasına izin verip etrafında nefes alarak ona alan tanıma ve ondan hoşlanmadan, onu istemeden, dediğini yapmadan onunla birlikte durabilme becerisidir.
Mutluluk Tuzağı
İradeyi Beklemeden Öz Disiplin
Ahlaki Lisanslama (Moral Licensing)
Ahlaki lisanslama, iyi bir seçimi ardından gelecek kötü bir seçim için izin belgesi gibi görme eğilimidir; bir davranıştan sonra duyulan erdem hissi, bir sonraki gevşemeyi hak edilmiş gibi gösterir.
İrade Gücü İçgüdüsü
Dur ve Planla (Pause and Plan)
Dur ve planla, psikolog Kelly McGonigal'ın tarif ettiği öz denetim tepkisidir; tehdit dışarıdaki bir tehlike değil de içerideki bir dürtü olduğunda beden hızlanmak yerine yavaşlar, kalp ritmi yumuşar, nefes derinleşir ve aklı başında tarafınıza seçim yapacak zaman kalır.
İrade Gücü İçgüdüsü
Gönüllü Rahatsızlık (Voluntary Discomfort)
Gönüllü rahatsızlık, küçük ve güvenli zorlukları her gün bilerek seçerek zihninizin zor anları kaçılması gereken bir alarm olarak değil, tanıdık bir durum olarak karşılamayı öğrenmesini sağlayan pratiktir.
Can't Hurt Me
Hesap Verme Aynası (Accountability Mirror)
Hesap Verme Aynası, gerçekte ne yaptığınızı ve neyden kaçtığınızı düzenli aralıklarla açıkça adlandırdığınız, sonra davranışınız değişene kadar bu gerçekleri göz önünde tuttuğunuz kısa ve dürüst bir öz değerlendirme alışkanlığıdır.
Can't Hurt Me
Karakter Olarak Disiplin
Karakter olarak disiplin, öz denetimin zorla yapılan çabalar dizisi olmaktan çıkıp kimliğinizin parçası hâline geldiği noktadır ve kendinize anlattığınız hikâyeyi gerçekte yaptıklarınızla düzenli, dürüst biçimde karşılaştırarak kurulur.
Can't Hurt Me
Kurabiye Kavanozu (Cookie Jar)
Kurabiye kavanozu, zorlu bir anda pes etme isteği bastırdığında bilinçli olarak başvurduğunuz, geçmişte atlattığınız somut zorlukların ve ulaştığınız hedeflerin zihinsel deposudur.
Can't Hurt Me
Mücadeleyi Seçmek (Choose Your Struggle)
Mücadeleyi seçmek, «ne istiyorum?» yerine «hangi zorluğun bedelini gönüllü olarak ödemeye devam ederim?» diye sormaktır; çünkü gerçekte neyi inşa edeceğinizi bu cevap belirler.
Umursamamanın İnce Sanatı
Öz-şefkat (Self-Compassion)
Öz-şefkat, bir hata ya da aksilikten sonra yakın bir dostunuza göstereceğiniz anlayışı ve dürüstlüğü kendinize de göstermektir; böylece başarısızlık umutsuz bir vaka olduğunuzun kanıtı olmaktan çıkar, ders çıkarılacak bir olaya dönüşür.
İrade Gücü İçgüdüsü
Yüzde 40 Kuralı (40% Rule)
Yüzde 40 Kuralı, eski Navy SEAL David Goggins'in «Can't Hurt Me» kitabıyla yaygınlaşan ve bırakma yönündeki ilk güçlü dürtünün gerçek sınırınız değil, beynin erken uyarısı olduğunu söyleyen yaklaşımdır.
Can't Hurt Me
Duygusal Zekânı Geliştir
Araç Olarak Duygular (Emotions as Tools)
Araç olarak duygular, öfke gibi hislerin çoğu zaman bir amaca hizmet ettiği için saniyeler içinde üretildiğini savunan Adlerci fikirdir ve bir duygunun ne işe yaradığını sormak, aynı amaca daha sakin bir yoldan ulaşmanın kapısını açar.
Sevilmeme Cesareti
Bilişsel Yeniden Değerlendirme (Cognitive Reappraisal)
Bilişsel yeniden değerlendirme, bir duruma yüklediğiniz anlamı bilinçli olarak değiştirip o durumun yarattığı duyguyu da değiştirmektir.
Mutluluk Varsayımı
Duygu Bilimcisi (Emotion Scientist)
Duygu bilimcisi, bir duyguyu var olmaya hakkı olup olmadığına göre yargılamak yerine merakla inceleyen ve onun ne olduğunu, neye işaret ettiğini soran kişidir; Marc Brackett, Permission to Feel kitabında bu tutumu duygu yargıcının karşısına koyar.
Hissetme İzni
Duygu Ölçer (Mood Meter)
Duygu Ölçer (Mood Meter), Yale Duygusal Zekâ Merkezi'nin geliştirdiği, her duyguyu enerji ve hoşnutluk olmak üzere iki eksene yerleştirerek "stresliyim" gibi bulanık bir ifadeyi üzerinde çalışılabilecek net bir isme dönüştüren bir araçtır.
Hissetme İzni
Duygusal Granülerlik (Emotional Granularity)
Duygusal granülerlik, duygularınızı tek bir "stresliyim" etiketine sıkıştırmak yerine kaygı, içerleme ya da bitkinlik gibi kesin adlarla birbirinden ayırabilme becerisidir; bu sayede gerçekte hissettiğinize uyan bir karşılık seçebilirsiniz.
Hissetme İzni
Duygusal Tetikleyiciler (Emotional Triggers)
Duygusal tetikleyiciler, en güçlü tepkilerinizi düzenli olarak ateşleyen belirli kişiler, durumlar ve beden hâlleridir; bunları erken fark etmek, diğer tüm duygusal becerilerin temelidir.
Duygusal Zekâ 2.0
Meta-An (Meta-Moment)
Meta-an, sizi tetikleyen bir olayla verdiğiniz tepki arasına bilinçli olarak yerleştirdiğiniz kısa duraksamadır. Bu birkaç saniyede en iyi hâlinizi gözünüzde canlandırır ve bir sonraki adımı o imgenin seçmesine izin verirsiniz.
Hissetme İzni
Daha Yaratıcı Ol: Kıvılcımdan Bitmiş İşe
Akıl Kurulu (Braintrust)
Akıl Kurulu, yarım hâldeki işinizi düzenli aralıklarla inceleyip neyin çalışmadığını açıkça söyleyen ama son kararı size bırakan, güvendiğiniz ve deneyimli birkaç kişiden oluşan küçük bir gruptur.
Yaratıcılık A.Ş.
Başlangıç Zihni (Beginner's Mind)
Başlangıç zihni, iyi bildiğiniz bir şeye ilk kez görüyormuş gibi yaklaşma pratiğidir: Bildiklerinizi bir kenara bırakır ve alışkanlığın size artık göstermediği ayrıntıları fark edersiniz.
Yaratıcı Eylem: Bir Var Olma Biçimi
Çirkin Bebek (Ugly Baby)
Çirkin bebek, Ed Catmull'un yeni bir fikrin en erken, beceriksiz ve yarım hâline verdiği addır; bu fikir büyüyebilecek kadar uzun süre korunmalı, her erken başarısızlık da bir hüküm değil bilgi olarak okunmalıdır.
Yaratıcılık A.Ş.
Tutku Yerine Merak (Curiosity Over Passion)
Tutku yerine merak, Elizabeth Gilbert'in Büyük Sihir kitabındaki şu fikirdir: Üretmek için tek ve büyük bir tutkunuz olması gerekmez; küçük ilgi kıpırtılarını fark edip her birine hızla bir adım atmanız yeterlidir.
Büyük Sihir
Yaratıcı Evreler (Creative Phases)
Yaratıcı evreler, yaratıcı işin birbirinden ayrı aşamalarıdır; en önemlileri ham malzeme üretmek ile o malzemeyi işleyip değerlendirmektir ve bu aşamalar aynı anda değil, ayrı ayrı yürütüldüğünde en iyi sonucu verir.
Yaratıcı Eylem: Bir Var Olma Biçimi
Yaratıcı Hırsızlık (Creative Theft)
Yaratıcı hırsızlık, sizi etkileyen işleri yakından inceleyip onlardan tam olarak neyi alacağınızı adlandırmak ve birçok kaynaktan yaptığınız bu ödünçleri kendi sesinize dönüşene dek harmanlamaktır.
Sanatçı Gibi Çal
Yolcu Koltuğundaki Korku (Fear as Passenger)
Yolcu koltuğundaki korku, Elizabeth Gilbert'ın Big Magic'te anlattığı yaratıcı tutumdur: Önemli bir işe giriştiğinizde korkunun yanınızda gelmesine izin verir, direksiyonu ona asla bırakmaz ve sesinin yüksekliğini bir dur işareti olarak değil, bir ipucu olarak okursunuz.
Büyük Sihir
Ziyaretçi Fikirler (Ideas as Visitors)
Ziyaretçi fikirler, Elizabeth Gilbert'ın Büyük Sihir (Big Magic) kitabında anlattığı bir yaklaşımdır: Yaratıcı fikirler, birlikte çalışacak birini arayan misafirler gibi kapıyı çalar, kısa bir süre bekler, ilgi görmezse başka kapıya gider; bu yüzden büyük bir tutku beklemek yerine fikre hızla karşılık vermek önemlidir.
Büyük Sihir
7 Alışkanlık, Uygulayarak: Önemli Olana Göre Yön Ver
Bolluk Zihniyeti (Abundance Mentality)
Bolluk zihniyeti, Stephen Covey'nin tanımladığı haliyle, başarının, takdirin ve kaynakların herkese yetecek kadar olduğuna, dolayısıyla bir başkasının kazancının sizin kaybınız olmak zorunda olmadığına duyulan inançtır.
Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı
Duygusal Banka Hesabı (Emotional Bank Account)
Duygusal Banka Hesabı, Stephen Covey'nin iki kişi arasında biriken güveni anlatmak için kullandığı metafordur: tutulan sözler ve gerçek ilgi gibi küçük, düzenli yatırımlarla yavaş yavaş büyüyen, kırılan sözler ya da saygısızlık gibi dikkatsiz çekimlerle hızla eriyen bir bakiye.
Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı
Empatik Dinleme (Empathic Listening)
Empatik dinleme, karşınızdakinin bakış açısını ve duygularını onun kendi çerçevesinin içinden anlamak amacıyla, yargılamadan, öğüt vermeden ve cevap hazırlamadan dinlemektir.
Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı
Etki Çemberi (Circle of Influence)
Etki Çemberi, Stephen Covey'nin gerçekten etkileyebildiğiniz şeylere, yani kendi seçimlerinize, emeğinize ve tepkilerinize verdiği addır; Covey'ye göre enerjinizi daha geniş İlgi Çemberi yerine buraya harcadığınızda bu çember büyür.
Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı
Etos, Patos, Logos (Ethos, Pathos, Logos)
Etos, patos ve logos, Aristoteles'in üç ikna aracıdır: konuşanın karakteri, dinleyenin duyguları ve argümanın mantığı; Stephen Covey bunların bu sırayla ve ancak karşınızdaki kişi kendini gerçekten anlaşılmış hissedene kadar dinledikten sonra kullanılmasını önerir.
Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı
İlke Merkezli Yaşam (Principle-Centered Living)
İlke merkezli yaşam, Stephen Covey'nin önerdiği biçimde hayatın merkezine iş, para, eş ya da rakip yerine dürüstlük, adalet ve katkı gibi zamansız ilkeleri koymaktır; böylece bu unsurlar değiştiğinde de kararlarınız sağlam kalır.
Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı
Kazan-Kazan Düşüncesi (Think Win-Win)
Kazan-kazan düşüncesi, Stephen Covey'nin tarif ettiği biçimde, herkese yetecek kadar değer olduğuna inanarak iki tarafın da gerçekten kazandığı anlaşmaları aramak ve böyle bir anlaşma yoksa "anlaşma yok" seçeneğini özgürce kullanmaktır.
Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı
Kişisel Misyon Bildirgesi (Personal Mission Statement)
Kişisel misyon bildirgesi, işinize, paranıza ya da başkalarına değil ilkelere dayanan ve koşullar değiştiğinde ne yapacağınıza karar verirken başvurduğunuz kısa, yazılı bir yaşam bildirgesidir.
Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı
Küçük Sözleri Tutmak
Küçük sözleri tutmak, hem içinizden hem de başkalarına verdiğiniz mütevazı taahhütleri istikrarla yerine getirmektir; tutulan her söz, hayatınızı ruh halinizin ya da koşulların değil, sizin yönettiğinizin kanıtı olur.
Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı
Olgunluk Süreci (Maturity Continuum)
Olgunluk süreci, Stephen Covey'nin kişisel gelişimi birbirinin üzerine kurulan üç aşamada tarif ettiği modeldir: bağımlılık ("başkaları halletsin"), bağımsızlık ("ben hallederim") ve karşılıklı bağımlılık ("birlikte daha iyisini yaparız").
Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı
Paradigma Değişimi (Paradigm Shift)
Paradigma değişimi, bir durumu yorumladığınız temel zihinsel resmin, yani işlerin nasıl yürüdüğüne, insanların kim olduğuna ve sizin rolünüze dair varsayımlarınızın değişmesi ve böylece aynı olguların birden farklı bir anlam kazanıp farklı davranışlar doğurmasıdır.
Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı
Proaktif Dil (Proactive Language)
Proaktif dil, içinde bulunduğunuz durumu “tercih ediyorum”, “yapacağım”, “seçeneklere bakalım” gibi seçiminizi görünür tutan sözlerle anlatma ve kontrolü koşullara ya da başkalarına devreden ifadelerden kaçınma alışkanlığıdır.
Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı
Proaktiflik (Proactivity)
Proaktiflik, başınıza gelenle ona verdiğiniz tepki arasındaki boşluğu kullanarak kararı koşullara, ruh hâlinize ya da başkalarına bırakmak yerine kendi kontrolünüzdeki bir eylemi seçme alışkanlığıdır.
Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı
Rollere Göre Haftalık Planlama
Rollere göre haftalık planlama, Stephen Covey'nin Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı kitabında anlattığı bir yöntemdir: haftaya üstlendiğiniz rolleri yazarak başlarsınız, her rol için önemli ama acil olmayan bir iki hedef seçersiniz ve bunları takvim dolmadan randevu gibi yerleştirirsiniz.
Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı
Sinerji
Sinerji, bir anlaşmazlığı iki tarafın da tek başına sahip olmadığı bilgiyi taşıyan bir kaynak olarak görmek ve iki başlangıç pozisyonundan daha iyi bir üçüncü seçenek bulunana kadar birlikte aramaya devam etmektir.
Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı
Sonu Düşünerek Başlamak (Begin with the End in Mind)
Sonu düşünerek başlamak, harekete geçmeden önce hayatınızın, bir projenin ya da rolünüzün neye varmasını istediğinize karar vermek ve bugünkü seçimlerinizi o an acil görünene göre değil, bu resme göre yönlendirmektir.
Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı
Sonuca Dayalı Yetki Devri (Stewardship Delegation)
Sonuca dayalı yetki devri, birine açıkça tanımlanmış bir sonucun sorumluluğunu sınırları, kaynakları ve hesap verme düzeniyle birlikte verip yöntemi tamamen ona bırakmaktır.
Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı
Testereyi Bilemek (Sharpen the Saw)
Testereyi bilemek, Stephen Covey'nin tanımladığı biçimiyle, üretme kapasitenizi (bedeninizi, zihninizi, ilişkilerinizi ve anlam duygunuzu) düzenli ve önceden planlanmış biçimde yenileme alışkanlığıdır, çünkü bütün sonuçlarınız bu kapasiteye dayanır.
Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı
Ü/ÜK Dengesi (P/PC Balance)
Ü/ÜK dengesi, Stephen Covey'nin kalıcı etkililik için Ü'yü, yani elde ettiğiniz sonuçları, ÜK'yle, yani bu sonuçları üreten kapasiteyle (bedeniniz, dikkatiniz, ilişkileriniz ve anlam duygunuz) dengede tutmanız gerektiğini söyleyen ilkesidir.
Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı
Zaman Yönetimi Matrisi (Time Management Matrix)
Zaman yönetimi matrisi, Stephen Covey'nin her işi acil olup olmadığına ve önemli olup olmadığına göre dört kareye ayırdığı tablodur; haftanızın gerçekte nereye gittiğini gösterir ve zamanınızı henüz acil olmayan önemli işlere kaydırmanızı sağlar.
Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı
Zengin Baba Yoksul Baba'yı Yaşayarak Öğren
Beş Engel
Beş engel, Robert Kiyosaki'nin parayla ne yapılması gerektiğini bilen insanların yine de harekete geçmesini önleyen beş iç frene verdiği addır: korku, sinizm, tembellik, kötü alışkanlıklar ve kibir.
Zengin Baba Yoksul Baba
Bunu Nasıl Karşılayabilirim? (How Can I Afford It?)
“Bunu nasıl karşılayabilirim?”, Robert Kiyosaki'nin Zengin Baba Yoksul Baba kitabından gelen ve “Buna param yetmez” gibi kapı kapatan bir cümlenin yerine açık bir soru koyarak zihninizi hayırda durmak yerine gelir, birikim ya da alternatif aramaya yönelten bir düşünme alışkanlığıdır.
Zengin Baba Yoksul Baba
Fare Yarışı (Rat Race)
Fare yarışı, gelir her arttığında harcamaların da onu sessizce takip ettiği döngüdür; daha çok çalışsanız da varlık ya da özgürlük satın alacak fark hiç açılmaz.
Zengin Baba Yoksul Baba
Finansal Zekâ (Financial IQ)
Finansal zekâ, belirli bir fırsatı nasıl para kazandırdığını ve nasıl para kaybettirdiğini sade kelimelerle anlatabilecek hâle gelene kadar inceleme alışkanlığıdır.
Zengin Baba Yoksul Baba
Kendi İşinize Bakın (Mind Your Own Business)
Kendi işinize bakmak, Robert Kiyosaki'nin kastettiği anlamda, mesleğinizi gelir kazanma yolu olarak sürdürürken sahibi olduğunuz bir varlık sütunu kurmak ve bu sütunun zamanla yaşam giderlerinizi karşılamasını sağlamaktır.
Zengin Baba Yoksul Baba
Korku ve Arzu (Fear and Desire)
Korku ve arzu, Robert Kiyosaki'ye göre para kararlarının çoğunu biz fark etmeden veren iki duygudur: korku insanı maaşın güvencesine iter, arzu ise o maaşı daha hesaba yatmadan harcar.
Zengin Baba Yoksul Baba
Nakit Akışı Deseni (Cash Flow Pattern)
Nakit akışı deseni, paranızın her ay gelir, gider, varlık ve borç kutuları arasında izlediği alışılmış yoldur ve paranın yalnızca çıkıp mı gittiğini, yoksa yeni gelir olarak size geri mi döndüğünü gösterir.
Zengin Baba Yoksul Baba
Öğrenmek İçin Çalışmak (Work to Learn)
Öğrenmek için çalışmak, Robert Kiyosaki'nin “Zengin Baba Yoksul Baba” kitabından gelen ve bir işin size hem maaşla hem beceriyle olmak üzere iki kez ödeme yaptığını savunan, bu yüzden işi biraz da kazandırdığı becerilere, özellikle mevcut rolünüzün size öğretmediklerine göre seçmeyi öneren ilkedir.
Zengin Baba Yoksul Baba
Önce Gider, Sonra Vergi (Earn, Spend, Pay Taxes)
Önce Gider, Sonra Vergi, Robert Kiyosaki'nin işletmelerin parayı ele alış sırasına verdiği addır: İşletme kazanır, kazancı elde etmenin meşru maliyetlerini öder ve yalnızca kalan kâr üzerinden vergilendirilir; maaşlı çalışanda ise vergi önce kesilir, harcama kalandan yapılır.
Zengin Baba Yoksul Baba
Varlık ve Yükümlülük (Assets vs. Liabilities)
Robert Kiyosaki'nin yalın testine göre varlık, etiket fiyatı ya da muhasebedeki adı ne olursa olsun cebinize para koyan her şeydir; yükümlülük ise cebinizden para çıkaran her şeydir.
Zengin Baba Yoksul Baba
İnsanın Anlam Arayışı'nı yaşayarak öğren
Derefleksiyon (Dereflection)
Derefleksiyon, Viktor Frankl'ın geliştirdiği bir tekniktir: Dikkatinizi kendi performansınızdan ya da belirtilerinizden çekip sizi aşan bir işe veya kişiye yönelterek giderek büyüyen bir kısır döngüyü kırarsınız.
İnsanın Anlam Arayışı
Geçici Varoluş (Provisional Existence)
Geçici varoluş, Viktor Frankl'ın, ne zaman biteceği bilinmeyen bir zorluğun sonunu beklerken hayatın askıya alınmasını ve şimdinin gerçek hayat yerine bir bekleme salonu gibi yaşanmasını anlatan kavramıdır.
İnsanın Anlam Arayışı
İçsel Sığınak
İçsel sığınak, sevdiğiniz birinin hayali, bir anlık güzellik ya da yerinde bir espri gibi zihninizde bilerek açtığınız küçük bir alandır ve sizi öğüten bir durumu, onun içine çekilmeden taşıyabilmeniz için size mesafe kazandırır.
İnsanın Anlam Arayışı
Kamp Psikolojisinin Üç Evresi
Kamp psikolojisinin üç evresi, Viktor Frankl'ın Nazi kamplarındaki tutsakların iç dünyasında gözlemlediği değişimi özetleyen kaba bir haritadır: varışta şok, uzun ara dönemde duygusal uyuşukluk ve kurtuluştan sonra zorlu bir dönüş.
İnsanın Anlam Arayışı
Kendine Mesafe Alma (Self-Detachment)
Kendine mesafe alma, Viktor Frankl'ın tarif ettiği, insanın kendi durumundan, korkularından ve belirtilerinden yeterince geri çekilip onları gözlemleyebilmesi, hatta onlara gülebilmesi ve böylece onlar tarafından yutulmaması yeteneğidir.
İnsanın Anlam Arayışı
Kendini Aşma (Self-Transcendence)
Kendini aşma, Viktor Frankl'ın ortaya koyduğu ve insanın dikkatini kendi duygularına, başarısına ya da mutluluğuna değil, kendi dışındaki bir göreve veya sevdiği bir insana yönelttiğinde en çok insan olduğunu söyleyen fikirdir.
İnsanın Anlam Arayışı
Paradoksal Niyet (Paradoxical Intention)
Paradoksal niyet, Viktor Frankl'ın logoterapisinden gelen ve korktuğunuz belirtiyi bilerek, mizahla istemenize dayanan bir tekniktir; böylece o belirtiyi sürekli yeniden üreten beklenti kaygısı döngüsü kırılır.
İnsanın Anlam Arayışı
Sorumluluk Bilinci (Responsibleness)
Sorumluluk bilinci, Viktor Frankl'ın şu fikridir: Anlam, hayattan alacaklı olduğunuzu düşündüğünüz şeyi beklemekten değil, her durumu hayatın size sorduğu bir soru olarak görüp ona eylemle cevap vermekten doğar.
İnsanın Anlam Arayışı
Varoluşsal Boşluk (Existential Vacuum)
Varoluşsal boşluk, Viktor Frankl'ın, güvenli, yoğun ve rahat görünen bir hayatın içten içe anlamsız gelmesine ve günlerin bir iç içerikten yoksun kalmasına verdiği addır.
İnsanın Anlam Arayışı
Essentialism'i Yaşayarak Öğren
Acımasızca Kurgulama (Edit Ruthlessly)
Acımasızca kurgulama, takviminizdeki işlere bir editörün taslağa baktığı gözle bakmak, her birini iyi olup olmadığına göre değil asıl amaca hizmet edip etmediğine göre tartmak ve özünde olan işe yer açmak için iyi seçenekleri bile kesip atmaktır.
Özcülük
Asıl Haberi Bulmak (Find the Lede)
Asıl haberi bulmak, ayrıntı yığınından bir adım geri çekilip gerçekten önemli olan tek noktayı görmek demektir; tıpkı iyi bir gazetecinin habere okur için her şeyi değiştiren bilgiyle başlaması gibi.
Özcülük
Daha Az Ama Daha İyi (Less But Better)
Daha az ama daha iyi, Greg McKeown'ın endüstriyel tasarımcı Dieter Rams'tan ödünç aldığı ve gerçek ilerlemenin sınırlı enerjiyi pek çok işe ince ince yaymaktan değil, az sayıda işe derinlemesine yoğunlaştırmaktan geldiğini söyleyen ilkedir.
Özcülük
Engelleri Çıkarmak
Engelleri çıkarmak, önemli işinizi en çok yavaşlatan tek darboğazı bulup ortadan kaldırmak, yani daha fazla çaba, araç ya da mesai eklemek yerine yolu açmaktır.
Özcülük
Esansiyalist İşletim Sistemi (Essentialist Operating System)
Esansiyalist işletim sistemi, esansiyel niyetinizi, karar kriterlerinizi, sınırlarınızı, tamponlarınızı ve rutinlerinizi topladığınız tek bir sayfadır; bu sayfayı her hafta yeniden okuyup güncellediğinizde doğru seçimleriniz, önemsiz işlerin bitmeyen çekimine karşı ayakta kalır.
Özcülük
Keşif Alanı (Space to Explore)
Keşif alanı, işinizden geri çekilip düşünmek ve gözlemlemek için bilinçli olarak korunan zamandır ve emeğinizi bir şeye bağlamadan önce gerçekten önemli olan birkaç şeyi görmenizi sağlar.
Özcülük
Ödünleşimi Kabullenmek (Embrace Trade-offs)
Ödünleşimi kabullenmek, zamanın, dikkatin ve enerjinin sınırlı olduğunu, dolayısıyla her "evet"in bedelinin başka bir şeyden ödendiğini kabul etmek ve "Hepsini nasıl yaparım?" yerine "Hangi bedeli göze alıyorum?" diye sormaktır.
Özcülük
Seçim Gücü (The Power of Choice)
Seçim gücü, ne kadar kısıtlanmış hissederseniz hissedin zamanınızın ve enerjinizin nereye gideceğine her zaman sizin karar verebileceğinizi ve bu kararı başkalarına bırakmanın da bir seçim olduğunu fark etmektir.
Özcülük
Sınır Koymak (Setting Boundaries)
Sınır koymak, zamanınızı ve dikkatinizi neye verip neye vermeyeceğinize önceden karar vermektir; böylece başkalarının aciliyetleri gününüzü sessizce yeniden yazamaz.
Özcülük
Tampon Süre (Buffer)
Tampon süre, en önemli işinize öngöremediğiniz aksaklıklar için bilinçli olarak eklediğiniz ve başka hiçbir şeye harcamadığınız korunan zaman payıdır.
Özcülük
Uç Kriterler (Extreme Criteria)
Uç Kriterler, her fırsatı önceden yazdığınız birkaç ölçüte göre değerlendirip net bir 'evet' olmayan her şeyi, yani en önemli ölçütünüzde 100 üzerinden yaklaşık 90'a ulaşmayan her şeyi 'hayır' saymaktır.
Özcülük
Duygusal Zekâ: Okuyarak Değil, Kullanarak
Beceri Olarak Umut
Beceri olarak umut, bir hedefe ulaşma iradesine ve oraya giden yolları bulabileceğinize dair sonradan kazanılan bir inançtır; bu inanç sayesinde aksilikler hakkınızda verilmiş bir hüküm gibi değil, belirli ve çözülebilir sorunlar olarak görünür.
Duygusal Zekâ
Duygusal Bulaşma (Emotional Contagion)
Duygusal bulaşma, insanların birbirinin yüz ifadesini, duruşunu ve ses ritmini farkında olmadan taklit edip taklit ettikleri duyguyu kendileri de hissetmeye başlamasıyla ruh hâlinin kişiden kişiye kendiliğinden geçmesidir.
Duygusal Zekâ
Duygusal Taşma (Emotional Flooding)
Duygusal taşma, bir tartışmanın bedeni ve zihni öylesine ele geçirdiği durumdur ki hızlanan nabız, stres hormonları ve tehdide daralan dikkat yüzünden kişi artık dinleyemez, net düşünemez ve saldırmak, savunmak ya da içine kapanmak dışında tepki veremez.
Duygusal Zekâ
Duygusal Uyum (Emotional Attunement)
Duygusal uyum, karşınızdakinin ne hissettiğini yalnızca sözlerinden değil, ses tonundan, yüz ifadesinden ve duruşundan okuyup bu duyguyu ona geri yansıtarak anlaşıldığını hissettirme becerisidir.
Duygusal Zekâ
Duygusal Zihin (Emotional Mind)
Duygusal zihin, bir durumu kaba hatlarıyla okuyan ve daha yavaş çalışan düşünen zihin tartmayı bitirmeden insanı harekete geçmeye iten, zihnin hızlı ve dürtüsel tarafıdır.
Duygusal Zekâ
Dürtü Kontrolü (Impulse Control)
Dürtü kontrolü, bir istekle o isteğe verdiğiniz tepki arasına kısa ve bilinçli bir mesafe koyabilme becerisidir; böylece otomatik bir çekim yeniden bir tercihe dönüşür.
Duygusal Zekâ
Endişe Döngüsü (Worry Loop)
Endişe döngüsü, tehdit içeren bir düşüncenin kaygıyı yükselttiği, kaygının da yeni tehdit düşüncelerini çağırdığı ve zihnin hiçbir plan üretmeden aynı felaketi tekrar tekrar prova ettiği kısır bir çemberdir.
Duygusal Zekâ
Hazzı Erteleme (Delayed Gratification)
Hazzı erteleme, şu an elinizin altındaki küçük bir ödülden, daha sonra gelecek daha büyük ya da daha anlamlı bir ödül için bilinçli olarak vazgeçebilme becerisidir.
Duygusal Zekâ
Öfkeyi Yeniden Yorumlama (Anger Reappraisal)
Öfkeyi yeniden yorumlama, sizi kızdıran bir olayı öfke zincirinin henüz başındayken bilinçli olarak yeniden okuyup daha az düşmanca bir açıklama aramaktır; bu, üst üste binen öfkeli düşünceler ve uzun süren gerginlik tepkiyi aklın devreden çıktığı noktaya taşımadan önce yapılır.
Duygusal Zekâ
Ruminasyon (Rumination)
Ruminasyon, düşük bir ruh halini ve sebeplerini hiçbir eyleme varmadan zihinde tekrar tekrar evirip çevirme alışkanlığıdır; bu döngü kederi çözmek yerine canlı tutar.
Duygusal Zekâ
Şikâyet ve Eleştiri (Complaint vs. Criticism)
Şikâyet belirli bir davranışı ve onun sizdeki etkisini dile getirir; eleştiri ise karşınızdakinin kim olduğuna saldırır ve konuyu eylemden karaktere taşıyan bu kayma, sıradan bir anlaşmazlığı iki tarafın da sağlıklı düşünemediği bir kavgaya dönüştürür.
Duygusal Zekâ
Ustaca Eleştiri (Artful Critique)
Ustaca eleştiri, tek bir somut davranışı hedefleyen, ileriye dönük bir yol öneren ve etkisini görebileceğiniz biçimde, yüz yüze ve zamanında iletilen geri bildirimdir.
Duygusal Zekâ
Sıfırdan Bire: Fikrini Thiel'in Testinden Geçir
Ağ Etkisi (Network Effects)
Ağ etkisi, bir ürünü kullanan kişi sayısı arttıkça ürünün her kullanıcı için daha değerli hale gelmesidir; böylece büyümenin kendisi ürünü güçlendirir ve rakiplerin yetişmesini zorlaştırır.
Sıfırdan Bire
Belirli İyimserlik (Definite Optimism)
Belirli iyimserlik, her seçeneği açık tutup işlerin kendiliğinden düzelmesini beklemek yerine, geleceğin belirli bir parçasını inşa etmeye yönelik somut bir planınız olduğu için geleceğin daha iyi olacağına inanmaktır.
Sıfırdan Bire
Dağıtım da Üründür (Distribution as Product)
Dağıtım da üründür fikrine göre şirketin müşteriye nasıl ulaştığı, ürettiği şeyin bir parçasıdır; bir müşteriyi kazanmanın maliyeti o müşterinin getirdiği değeri aşıyorsa ürün ne kadar iyi olursa olsun henüz bitmemiştir.
Sıfırdan Bire
Dikey İlerleme (Vertical Progress)
Dikey ilerleme, daha önce hiç yapılmamış bir şeyi, yani yeni bir yeteneği ya da bir soruna yeni bir çözüm yolunu ortaya koymaktır; Peter Thiel buna 0'dan 1'e gitmek der ve onu, işe yarayanı kopyalayıp 1'den n'ye yayan yatay ilerlemeden ayırır.
Sıfırdan Bire
Güç Yasası (Power Law)
Güç yasası, az sayıdaki sonucun geri kalanların hepsinden kat kat büyük olduğu, bu yüzden en büyük tek sonucun diğer tüm sonuçların toplamını geçebildiği bir dağılımdır.
Sıfırdan Bire
Herkese Tek Sorumluluk (One Responsibility Each)
Herkese tek sorumluluk, Peter Thiel'in «Sıfırdan Bire» kitabında anlattığı bir girişim yönetimi ilkesidir: erken dönem ekipteki her kişi, başkasıyla paylaşmadığı tek ve net bir alanın sahibidir, böylece tek bir şey üzerinden değerlendirilir ve aynı iş için meslektaşıyla yarışmaz.
Sıfırdan Bire
İşe Alım Anlatısı (Recruiting Pitch)
İşe alım anlatısı (recruiting pitch), genç bir şirketin yetenekli birine daha güvenli ve daha iyi ödeyen bir işveren yerine neden kendisini seçmesi gerektiğine verdiği özgül cevaptır; bu cevap yan haklara değil, başka hiçbir yerde bulunamayacak bir misyona ve ekibe dayanır.
Sıfırdan Bire
Kurucu Uyumu (Founder Alignment)
Kurucu uyumu, ortak kurucuların kimin kurucu sayıldığı, sahipliğin, kontrolün ve ücretin nasıl bölüşüleceği ve son sözü kimin söyleyeceği konusunda şirket büyümeden önce vardığı açık ve yazılı anlaşmadır; çünkü temelde yapılan hatalar sonradan nadiren düzeltilebilir.
Sıfırdan Bire
Son Hamle Avantajı (Last-Mover Advantage)
Son hamle avantajı, bir şirketin belirli bir pazarda son büyük iyileştirmeyi yaparak sonradan gelen hiçbir rakibin yetişemeyeceği bir konum kurması ve bu sayede yıllarca nakit üretmeye devam etmesidir.
Sıfırdan Bire
Tescilli Teknoloji (Proprietary Technology)
Tescilli teknoloji, bir şirketin sahip olduğu ve rakiplerin kolayca kopyalayamadığı bir yetkinliktir; Peter Thiel'e göre bu yetkinlik, ancak ürünü en yakın alternatifinden müşterinin gerçekten hissettiği bir boyutta kabaca on kat daha iyi yaptığında gerçek bir avantaja dönüşür.
Sıfırdan Bire
Thiel Yasası (Thiel's Law)
Thiel Yasası, Peter Thiel'in yarı şaka yollu kendi adını verdiği, temelinde hata yapılmış bir girişimin sonradan düzeltilemeyeceğini söyleyen kuraldır; bu yüzden kurucu ortak seçimi ile mülkiyet, kontrol ve ücret paylaşımı her şeyden önce netleştirilmelidir.
Sıfırdan Bire
Yaratıcı Tekel (Creative Monopoly)
Yaratıcı tekel, alternatiflerinden o kadar iyi bir şey sunan bir şirkettir ki müşterilerin önünde yakın bir ikame kalmaz; bu da ona kalıcı kâr elde etme ve bu kârı uzun vadeli işlere yatırma imkânı verir.
Sıfırdan Bire
Yedi Soru (The Seven Questions)
Yedi Soru, Peter Thiel'in kalıcı bir girişimi sınamak için sorduğu mühendislik, zamanlama, tekel, ekip, dağıtım, kalıcılık ve sır sorularıdır; bir sonraki adımda nereye emek vermeniz gerektiğini en güçlü cevabınız değil, en zayıf cevabınız gösterir.
Sıfırdan Bire
Lean Startup'ı kendi fikrinde dene
A/B Testi (Split Testing)
A/B testi, bir şeyin iki versiyonunu aynı dönemde rastgele ayrılmış müşterilere sunarak aradaki sistematik farkı yalnızca yaptığınız değişikliğe bağlayabilmenizi sağlayan deneydir.
Yalın Startup
Beş Neden (Five Whys)
Beş Neden, Eric Ries'in Toyota'dan ödünç aldığı bir kök neden yöntemidir: Ekip bir sorun için art arda beş kez "neden?" diye sorar, böylece insan hatasının ötesine geçip o hataya izin veren sürece ulaşır ve ardından her katmanda verilen zararla orantılı bir düzeltme yapar.
Yalın Startup
Büyüme Motorları (Engines of Growth)
Büyüme motorları, bir şirketin mevcut müşterilerinin yeni müşteri getirdiği üç döngüdür (yapışkan, viral ve ücretli) ve Eric Ries'e göre sürdürülebilir büyüme bunlardan birini bilinçli olarak çalıştırmaktan gelir.
Yalın Startup
İnanç Sıçraması Varsayımı (Leap-of-Faith Assumption)
İnanç sıçraması varsayımı, planınızın üzerine kurulduğu ama henüz kimsenin sınamadığı, yanlış çıkarsa bütün girişimi batıracak bir inançtır.
Yalın Startup
Küçük Partiler (Small Batches)
Küçük partilerle çalışmak, işin küçük bir dilimini bitirip müşteriye ulaştırdıktan sonra sıradakine geçmek ve böylece hataları düzeltmesi hâlâ ucuzken görmektir.
Yalın Startup
Öğrenme Kilometre Taşları (Learning Milestones)
Öğrenme kilometre taşları, bir girişimin gelir henüz bunu gösteremezken gerçek ilerlemesini kanıtlamasını sağlayan inovasyon muhasebesinin üç durağıdır: MVP ile dürüst bir başlangıç çizgisi çekmek, motoru plandaki modele doğru ayarlamak ve sonunda pivot mu, devam mı kararını vermek.
Yalın Startup
Uyarlanabilir Organizasyon (Adaptive Organization)
Uyarlanabilir organizasyon, her hatayı ona yol açan sürece kadar izleyip o nedeni düzelterek süreçlerini mevcut koşullara göre ayarlayan ve böylece hızı kaosa değil öğrenmeye dönüştüren şirkettir.
Yalın Startup
İkna Psikolojisini Kullanarak Öğren
Düşük Top Taktiği (Low-Ball Tactic)
Düşük top taktiği, cazip bir teklifle onayınızı alıp, anlaşma kesinleşmeden önce sizi "evet" demeye ikna eden koşulu geri çeken ya da kötüleştiren ve yine de devam edeceğinize güvenen bir ikna hamlesidir.
İknanın Psikolojisi
Kontrast İlkesi (Contrast Principle)
Kontrast ilkesi, bir şeyi hemen önce gördüğümüz şeyden ne kadar farklı olduğuna bakarak yargılama eğilimimizdir; bu yüzden aynı seçenek, önünde ne geldiğine göre daha büyük, daha ucuz ya da daha iyi görünür.
İknanın Psikolojisi
Psikolojik Tepkisellik (Psychological Reactance)
Psikolojik tepkisellik, bir özgürlüğümüzün kısıtlandığını ya da elimizden alındığını hissettiğimizde onu geri kazanmak için duyduğumuz direnme dürtüsüdür ve çoğu zaman yasaklanan seçeneği daha cazip, dayatılan seçeneği daha itici gösterir.
İknanın Psikolojisi
Getting Things Done'ı kullanarak öğren
Açık Döngüler (Open Loops)
Açık döngü, kendinize ya da başkalarına verdiğiniz, büyük ya da küçük, henüz bitmemiş ve güvendiğiniz bir sisteme de kaydedilmemiş, bu yüzden zihninizin durmadan hatırlattığı her türlü taahhüttür.
İş Bitirici
Bağlam Listeleri (Context Lists)
Bağlam listeleri, sonraki eylemlerin her birinin gerektirdiği yere, araca ya da kişiye göre gruplandığı listelerdir; böylece nerede olursanız olun yalnızca orada gerçekten yapabileceğiniz işleri görürsünüz.
İş Bitirici
Bekleme Listesi (Waiting For)
Bekleme listesi, David Allen'ın Getting Things Done (GTD) sisteminde başkasına devrettiğiniz ya da birinden beklediğiniz her işi, kimden beklediğinizi ve ne zaman istediğinizi yazarak ayrı tuttuğunuz, böylece hafızaya güvenmek yerine tarihlerle takip edebildiğiniz listedir.
İş Bitirici
Bir Gün/Belki Listesi (Someday/Maybe)
Bir Gün/Belki listesi, ileride yapmak isteyebileceğiniz ama henüz söz vermediğiniz fikir ve projeleri bugünün listelerini kalabalıklaştırmayacakları bir yerde bekleten ve her hafta gözden geçirilen bir park alanıdır.
İş Bitirici
Doğal Planlama Modeli (Natural Planning Model)
Doğal Planlama Modeli, David Allen'ın belirsiz bir projeyi net bir sonraki adıma dönüştürmek için önerdiği beş aşamalı düşünme sırasıdır: amaç, başarı resmi, beyin fırtınası, düzenleme ve sonraki eylem.
İş Bitirici
Dört Kriter Modeli (Four-Criteria Model)
Dört kriter modeli, David Allen'ın o anda ne yapacağınıza karar verme yöntemidir: Sonraki eylemlerinizi önce bağlama, eldeki zamana ve enerjinize göre süzer, kalanlar arasından önceliğe göre seçersiniz.
İş Bitirici
Hatırlatma Dosyası (Tickler File)
Hatırlatma dosyası (tickler file), şu an işinize yaramayan bir belgeyi ya da notu saklayıp tam ihtiyaç duyacağınız gün önünüze geri getiren ve ayın günleri için 31, aylar için 12 olmak üzere toplam 43 klasörden oluşan bir sistemdir.
İş Bitirici
İstenen Sonuç (Desired Outcome)
İstenen sonuç, bir projenin bittiğinde nasıl görüneceğini, bakan herkesin tamamlanıp tamamlanmadığını anlayabileceği netlikte anlatan tek cümlelik tanımdır.
İş Bitirici
Netleştirme (Clarify)
Netleştirme, David Allen'ın Getting Things Done yönteminde topladığınız her şeyi gelen kutusunun en üstünden başlayarak tek tek ele aldığınız, ne olduğuna ve bir eylem gerektirip gerektirmediğine karar verdiğiniz, ardından onu kutuya geri koymadan kesin bir yere gönderdiğiniz adımdır.
İş Bitirici
Odak Ufukları (Horizons of Focus)
Odak ufukları, David Allen'ın Getting Things Done yönteminde bugünkü sonraki eylemlerden projelere, sorumluluk alanlarına, hedeflere, vizyona ve yaşam amacına uzanan altı bağlılık katmanıdır ve günlük işlerin gerçekten önemli olana hizmet edip etmediğini sınamaya yarar.
İş Bitirici
Projeler Listesi (Projects List)
Projeler listesi, üstlendiğiniz ve birden fazla adım gerektiren, yaklaşık bir yıl içinde bitirilebilecek her sonucu bitmiş hâliyle yazan ve her birini en az bir sonraki adıma bağlayan tek bir envanterdir.
İş Bitirici
Referans Dosyalama (Reference Filing)
Referans dosyalama, saklamak istediğiniz ama sizden hiçbir işlem beklemeyen her belgeye (garanti belgesi, kira sözleşmesi, toplantı notu gibi) tek ve basit bir A–Z sisteminde sabit bir adres vermektir; böylece bu belgeler yapılacak işlerinizin arasına hiç karışmaz.
İş Bitirici
Sabit Zemin (Hard Landscape)
Sabit zemin (hard landscape), David Allen'ın takvime verdiği addır: Gününüzün yerinden oynamayan kısmıdır ve yalnızca belirli bir saate bağlı işleri, belirli bir güne bağlı işleri ve o gün gerekecek bilgileri barındırır. Böylece takvimdeki her kayıt doğru kalır.
İş Bitirici
Sıfır Gelen Kutusu (Inbox Zero)
Sıfır Gelen Kutusu (Inbox Zero), e-postadan notlara ve masadaki evrak yığınına kadar tüm gelen kutularınızı, her öğenin ne anlama geldiğine ve nereye gideceğine karar vererek düzenli olarak boşaltma pratiğidir; böylece hiçbir şey kararsız beklemez.
İş Bitirici
Su Gibi Zihin (Mind Like Water)
Su gibi zihin, David Allen'ın tamamlanmamış her taahhüdün kafanın dışındaki güvenilir bir sisteme kaydedildiği, bu sayede her talebe büyüklüğü kadar tepki verilebilen rahat ama hazır zihin hâline verdiği addır.
İş Bitirici
Zihin Taraması (Mind Sweep)
Zihin taraması, aklınızdaki her taahhüdü, fikri ve sizi dürten işi bir tetikleyici listesinin yardımıyla tek ve bilinçli bir oturumda kâğıda dökmek, hiçbirini düzenlemeye kalkışmadan önce hepsini dışarı çıkarmaktır.
İş Bitirici
Alışkanlıkların Gücü: Okuyarak değil, deneyerek
Alışkanlık Olarak İrade
Alışkanlık olarak irade, yorgunluk ve stres altında zayıflayan öz denetimin, en zayıf olacağınız öngörülebilir anlar için tepkiyi önceden belirlediğinizde neredeyse otomatik işleyen güvenilir bir davranışa dönüşmesidir.
Alışkanlıkların Gücü
Alışkanlık Öbekleme (Habit Chunking)
Alışkanlık öbekleme, aynı bağlamda sık tekrarlanan bir eylem dizisinin beyin tarafından tek bir otomatik birim olarak kaydedilmesi ve böylece bütün rutinin tek bir işaretle, adım adım bilinçli karar verilmeden işlemesidir.
Alışkanlıkların Gücü
Alışkanlık Sorumluluğu (Habit Responsibility)
Alışkanlık sorumluluğu, Charles Duhigg'in Alışkanlıkların Gücü kitabındaki şu fikirdir: Bir alışkanlığın tetikleyicisini, rutinini ve ödülünü adlandırabildiğiniz anda o alışkanlık başınıza gelen bir şey olmaktan çıkar ve onu değiştirmek sizin işiniz hâline gelir.
Alışkanlıkların Gücü
Arzu Motoru (Craving)
Bir rutin, beyniniz daha rutine başlamadan, işareti gördüğü anda ödülü arzulamaya başladığında alışkanlığa dönüşür.
Alışkanlıkların Gücü
Değişime İnanç
Değişime inanç, gerçekten değişebileceğinize dair içten gelen kanaattir ve stres sizi en eski, en çok tekrarlanmış davranışınıza geri çektiğinde yeni rutini ayakta tutan şey odur.
Alışkanlıkların Gücü
Kilit Taşı Alışkanlıklar (Keystone Habits)
Kilit taşı alışkanlık, değiştirildiğinde ilerlemeyi takip etme, günü düzenleme ya da kendinizi görme biçiminizi etkileyerek başka birçok alışkanlığı da sessizce yeniden düzenleyen tek bir rutindir.
Alışkanlıkların Gücü
Kurumsal Alışkanlıklar (Organizational Habits)
Kurumsal alışkanlıklar, bir ekibin, ailenin ya da şirketin kimse karar vermeden tekrarladığı ortak rutinlerdir; insanlar arasında söylenmemiş bir ateşkes işlevi görürler ve genellikle ancak bir kriz ya da sarsıntı bu ateşkesi bozduğunda değişirler.
Alışkanlıkların Gücü
Ödül Deneyleri (Reward Experiments)
Ödül deneyleri, dürtü her geldiğinde ödülü bilerek değiştirip on beş dakika sonra dürtünün geçip geçmediğini kontrol ederek alışkanlığınızın gerçekte hangi isteği beslediğini bulmanızı sağlayan bir alışkanlık değiştirme tekniğidir.
Alışkanlıkların Gücü
Topluluk Önünde Özgüvenle Konuş
Açılış Kancası (Hook)
Açılış kancası, bir konuşmanın ilk dakikasında beklenmedik bir şeyle dinleyicinin cevabını gerçekten merak ettiği bir soru açmak ve bu soruyu konuşmanın geri kalanında yanıtlamaktır.
İşte Bu Fikir Tutar!
Ana Fikir Hattı (Throughline)
Ana fikir hattı (throughline), bir konuşmanın her bölümünü birbirine bağlayan tek fikirdir; her hikâye, veri ve örnek bu fikre hizmet eder, hizmet etmeyen her şey çıkarılır.
TED Konuşmaları: Topluluk Önünde Konuşmanın Resmi TED Rehberi
Beden Dili (Body Language)
Beden dili, duruşunuzun, jestlerinizin, yüz ifadenizin, göz temasınızın ve sesinizin sözlerinizle birlikte ilettiği bilgidir ve mesajınızı ya destekler ya da sessizce onunla yarışır.
TED Konuşmaları: Topluluk Önünde Konuşmanın Resmi TED Rehberi
Dinleyici Başarmanızı İster
Dinleyici başarmanızı ister ilkesi, salondakilerin çoğunun konuşmacının iyi iş çıkarmasını umarak geldiğini söyler, çünkü iyi bir konuşma onların işine yarar, kötü giden bir konuşmayı izlemek ise onlar için de zordur.
Bir Konuşmacının İtirafları
Hak Edilmiş Konu (Earned Subject)
Hak edilmiş konu, bizzat yaşadığınız ya da anlatmaya vaktinizin asla yetmeyeceği kadar derinlemesine çalıştığınız, bu yüzden sahnede size sağlam bir özgüven veren konudur.
Etkili Konuşmanın Hızlı ve Kolay Yolu
Konuşma Kapanışı
Konuşma kapanışı, konuşmacının ana fikri yeniden söylediği ve dinleyiciden tek ve net bir eylem istediği, önceden planlanmış son dakikadır; çünkü dinleyiciler bir konuşmayı büyük ölçüde en güçlü anı ve bitişiyle hatırlar.
Etkili Konuşmanın Hızlı ve Kolay Yolu
Konuşma Kaygısı (Speaking Anxiety)
Konuşma kaygısı, bir topluluğun önünde konuşmadan önce ya da konuşurken hissedilen ve bedeni adrenalinle dolduran korku dalgasıdır; konuşmacıda bir kusur olduğunu değil, eski bir hayatta kalma alarmının çalıştığını gösterir.
Bir Konuşmacının İtirafları
Konuşma Yapısı
Konuşma yapısı, bir konuşmanın gövdesini dinleyicinin takip edip sonradan hatırlayabileceği az sayıda, genellikle üç, net nokta etrafında kurma biçimidir.
TED Gibi Konuş
Merak Boşluğu (Curiosity Gap)
Merak boşluğu, insanların bildikleri ile bilmek istedikleri arasında hissettikleri mesafedir ve bu mesafe kapanana kadar dikkatlerini canlı tutan hafif bir kaşıntı yaratır.
İşte Bu Fikir Tutar!
Sahnede Toparlanma
Sahnede toparlanma, bir sürçmeyi, unutulan bir cümleyi ya da zor bir soruyu dinleyicinin neredeyse fark etmeyeceği bir sakinlikle karşılama becerisidir; çünkü dinleyici planınızı hiç görmemiştir ve sizi hatanın kendisiyle değil, ona verdiğiniz tepkiyle değerlendirir.
Bir Konuşmacının İtirafları
Salon Düzeni
Salon düzeni, konuşma öncesinde oturma yoğunluğunu, görüş açılarını, sesi ve ekipmanı bilinçli olarak hazırlayıp mekânı mesajınızın aleyhine değil lehine çalıştırmaktır.
Bir Konuşmacının İtirafları
Salonu Okumak (Reading the Room)
Salonu okumak, sunumdan önce mekânı kontrol edip sunum sırasında dinleyicinin enerjisini izleyerek mekânla boğuşmak yerine anında uyum sağlama alışkanlığıdır.
Bir Konuşmacının İtirafları
Sohbet Gibi Sunum (Conversational Delivery)
Sohbet gibi sunum, bir dinleyici kitlesine, ilgili tek bir kişiye bir şey anlatır gibi doğal, esnek ve o ana bağlı konuşmaktır; bu beceri metni kelimesi kelimesine ezberlemekten değil, konuşmayı defalarca yüksek sesle prova etmekten gelir.
Bir Konuşmacının İtirafları
Soru-Cevap (Q&A)
Soru-cevap, bir sunumun sırasında ya da sonunda dinleyicilerin canlı sorular sorduğu bölümdür ve konuşmacının bu sorulara ne kadar sakin ve dürüst yanıt verdiği, çoğu zaman hazırlanan içerikten daha çok akılda kalır.
Bir Konuşmacının İtirafları
Sunumda Ses ve Beden (Vocal Delivery)
Sunumda ses ve beden, söylediklerinizin hız, ses yüksekliği, duraklama ve hareket yoluyla dinleyiciye nasıl ulaştığıdır ve sözlerinizi takip edilir, inandırıcı kılan da büyük ölçüde budur.
TED Konuşmaları: Topluluk Önünde Konuşmanın Resmi TED Rehberi
Mindset: Afiş Sloganından Gündelik Pratiğe
Başkasının Başarısından Ders Çıkarmak
Başkasının başarısından ders çıkarmak, birinin kazancı içinizi burktuğunda onu kendi kaybınız gibi okumak yerine, o kişinin somut olarak ne yaptığını ve bundan neyi öğrenip ödünç alabileceğinizi sormaktır.
Aklını En Doğru Şekilde Kullan
Gelişim Odaklı Liderlik (Growth-Minded Leadership)
Gelişim odaklı liderlik, insanların yeteneklerinin geliştirilebileceği inancıyla yönetmek ve liderin işini odadaki en zeki kişi olduğunu kanıtlamak yerine ekibin kapasitesini büyütmek olarak görmektir.
Aklını En Doğru Şekilde Kullan
İlişki Zihniyeti (Relationship Mindset)
İlişki zihniyeti, yakın ilişkilerin kaderle mi belirlendiğine yoksa emekle mi kurulduğuna dair taşıdığınız inançtır ve bir sorunu karşı tarafın kusurlu olduğunun kanıtı olarak mı, yoksa iki kişinin adını koyup birlikte üzerinde çalışabileceği somut bir mesele olarak mı okuyacağınızı bu inanç belirler.
Aklını En Doğru Şekilde Kullan
Onay Yerine Zorlanma (Stretch over Validation)
Onay yerine zorlanma, gerçekten seçim yapabildiğiniz anlarda, zaten iyi yaptığınızı doğrulayan işi değil, sınırlarınızı gösterebilecek işi seçme alışkanlığıdır.
Aklını En Doğru Şekilde Kullan
Yol Olarak Çaba
Yol olarak çaba, Carol Dweck'in zihniyet araştırmalarına dayanan ve bir işte çok çalışmak zorunda kalmanın yeteneksizliğin kanıtı olmadığını, çünkü çabanın yeni başlayanlar için de ustalar için de yeteneğin beceriye dönüştüğü sürecin ta kendisi olduğunu söyleyen fikirdir.
Aklını En Doğru Şekilde Kullan
Zihniyet Tetikleyicileri (Mindset Triggers)
Zihniyet tetikleyicileri; zorlu bir görev, bir başarısızlık, eleştiri ya da bir başkasının başarısı gibi, insanı öngörülebilir biçimde sabit zihniyete geçiren anlardır ve bu anları tanımak farklı tepki vermenin ilk adımıdır.
Aklını En Doğru Şekilde Kullan
Paranın Psikolojisi
Arabadaki Adam Paradoksu (The Man in the Car Paradox)
Arabadaki adam paradoksu, Morgan Housel'ın insanların başkalarının hayranlığını kazanmak için gösterişli şeyler aldığını, oysa bakanların sahibine değil, o şeye sahip olduklarını hayal ettikleri kendilerine hayran olduğunu anlatan gözlemidir; bu yüzden satın alınmak istenen saygı hiç gelmez.
Paranın Psikolojisi
Bir Amaç Olmadan Biriktirmek (Saving Without a Goal)
Bir amaç olmadan biriktirmek, Morgan Housel'ın belirli bir hedef olmasa bile para biriktirme tavsiyesidir; çünkü birikim sizi mutlaka şaşırtacak bir geleceğe karşı bir güvencedir ve hedefe dayalı bir bütçenin göremediği seçenekleri ve esnekliği satın alır.
Paranın Psikolojisi
Farklı Oyunlar Oynamak (Playing Different Games)
Farklı oyunlar oynamak, Morgan Housel'ın hedefleri ve zaman ufukları farklı yatırımcıların aynı yarışta olmadığına dair uyarısıdır; kısa vadeli al-sat yapan biri için anlamlı olan bir fiyat ya da hamle, onlarca yıl için birikim yapan biri için pahalı bir hata olabilir.
Paranın Psikolojisi
Kötümserliğin Cazibesi (The Seduction of Pessimism)
Kötümserliğin cazibesi, Morgan Housel'ın karamsar tahminlerin umutlu olanlardan daha akıllıca göründüğü ve daha çok ilgi topladığı gözlemidir; oysa uzun dönemlerde ilerleme, kötümserlerin uyardığı aksiliklerden genellikle ağır basmıştır.
Paranın Psikolojisi
Kuyruk Olayları (Tail Events)
Kuyruk olayları, bir dağılımın uçlarında yer alan nadir ve aşırı sonuçlardır; Morgan Housel'a göre finansal sonuçların çoğunu bunlar belirler: Birkaç büyük kazanç pek çok küçük kaybı karşılar, bu yüzden sık sık yanılıp yine de çok iyi sonuç alabilirsiniz.
Paranın Psikolojisi
Oynaklık Bir Ücrettir (Volatility Is the Fee)
Oynaklık bir ücrettir, Morgan Housel'ın piyasa dalgalanmalarını uzun vadeli getirinin giriş bedeli olarak görme biçimidir: nakitle değil korku, şüphe ve eriyen bakiyelerle ödenen, bir hatanın cezası sayılmak yerine beklenmesi ve kabul edilmesi gereken bir maliyet.
Paranın Psikolojisi
Rasyonel Değil Makul (Reasonable Over Rational)
Rasyonel değil makul, Morgan Housel'ın en iyi finansal planın bir tablonun en uygun bulduğu plan değil, gerçekten yaşayabileceğiniz plan olduğunu söyleyen ilkesidir; çünkü kötü bir yılda bırakılan bir strateji hiçbir şey kazandırmaz.
Paranın Psikolojisi
Şans ve Risk (Luck and Risk)
Şans ve risk, Morgan Housel'ın her finansal sonucun kimsenin kontrolünde olmayan güçlerle biçimlendiğini söyleyen ilkesidir: Bu güçler kimini kararlarının hak ettiğinden yukarı taşır, kimini aşağı çeker; bu yüzden tek bir sonuç, arkasındaki karar hakkında pek az şey söyler.
Paranın Psikolojisi
Tarihin Sonu Yanılsaması (The End-of-History Illusion)
Tarihin sonu yanılsaması, psikolog Daniel Gilbert ve meslektaşlarının belgelediği, geçmişte çok değiştiğinizi kabul ederken gelecekte pek az değişeceğinizi varsayma eğilimidir; sanki bugünkü zevkleriniz ve hedefleriniz son hâlini almış gibi.
Paranın Psikolojisi
Zamanın Kontrolü (Control Over Your Time)
Zamanın kontrolü, Morgan Housel'ın paranın ödediği en yüksek temettü dediği şeydir: Günlerinizi neyle, ne zaman ve kiminle geçireceğinize kendiniz karar vermenizi sağlayan birikim; Housel'ın araştırmalardan çıkardığı sonuca göre bu, herhangi bir eşyadan daha kalıcı bir mutluluk sağlar.
Paranın Psikolojisi
Zengin Olmak ve Zengin Kalmak (Getting Wealthy vs. Staying Wealthy)
Zengin olmak ve zengin kalmak, Morgan Housel'ın birbirine zıt iki beceri arasında yaptığı ayrımdır: Para kazanmak iyimserlik ve risk alma cesareti ister; onu elde tutmak ise tutumluluk, alçakgönüllülük ve sizi oyundan atabilecek her şeye karşı bir tür paranoya.
Paranın Psikolojisi
Dost Kazanma ve İnsanları Etkileme Sanatı
Eleştirinin Geri Tepmesi (Why Criticism Backfires)
Eleştirinin geri tepmesi, Dale Carnegie'nin insanlarla ilişkideki ilk ilkesidir: Eleştiri kişiyi savunmaya iter, gururunu incitir ve kırgınlık doğurur; bu yüzden davranışı nadiren değiştirir, kişinin neden öyle davrandığını anlamaya çalışmak ise çok daha iyi sonuç verir.
Dost Kazanma ve İnsanları Etkileme Sanatı
En Küçük İlerlemeyi Övmek (Praising the Slightest Improvement)
En küçük ilerlemeyi övmek, Dale Carnegie'nin ne kadar küçük olursa olsun her gerçek ilerlemeyi fark edip adını koyma ilkesidir; böylece kişi neyi tekrarlaması gerektiğini öğrenir ve gelişmeye devam etmek için bir nedeni olur.
Dost Kazanma ve İnsanları Etkileme Sanatı
Evet-Evet Tekniği (The Yes-Yes Technique)
Evet-evet tekniği, Dale Carnegie'nin bir konuşmayı karşınızdakinin içtenlikle onaylayabileceği noktalarla açma kuralıdır; böylece konuşma bir dizi “evet”le ilerler ve gururun sonradan savunacağı bir “hayır”la başlamaz.
Dost Kazanma ve İnsanları Etkileme Sanatı
Fikri Onun Fikri Yapmak (Letting It Be Their Idea)
Fikri onun fikri yapmak, Dale Carnegie'nin birini hazır bir öneriyle değil, sorular ve paylaşılan bir sorunla bir sonuca yöneltme ilkesidir; böylece kişi sonuca kendisi ulaşır ve onu kendi fikri olarak savunur.
Dost Kazanma ve İnsanları Etkileme Sanatı
Fikri Sahnelemek (Dramatizing Your Ideas)
Fikri sahnelemek, Dale Carnegie'nin bir düşünceyi insanlara yalnızca anlatmak yerine onu görmelerini, duymalarını ya da yaşamalarını sağlayacak biçimde sunma ilkesidir; çünkü dikkat çekmeyen doğru bir söz, bir kararı nadiren değiştirir.
Dost Kazanma ve İnsanları Etkileme Sanatı
Hatayı Çabuk Kabul Etmek (Admitting Mistakes Quickly)
Hatayı çabuk kabul etmek, Dale Carnegie'nin yanıldığınızda bunu karşınızdaki söylemeden önce, hemen ve açıkça söylemenizi öğütleyen ilkesidir; çünkü önce kabul edilen bir hata karşı tarafa saldıracak bir şey bırakmaz ve onu çoğu zaman hoşgörülü davranmaya yöneltir.
Dost Kazanma ve İnsanları Etkileme Sanatı
Hatayı Dolaylı Göstermek (Calling Attention to Mistakes Indirectly)
Hatayı dolaylı göstermek, Dale Carnegie'nin birinin hatasını parmakla göstermek yerine bir örnek, bir soru ya da bir davranışla onu kendisinin görmesini sağlama ilkesidir; böylece kişi suçlanmadan hatasını düzeltebilir.
Dost Kazanma ve İnsanları Etkileme Sanatı
İsimleri Hatırlamak (Remembering Names)
İsimleri hatırlamak, Dale Carnegie'nin bir insan için kendi adının herhangi bir dildeki en tatlı ve en önemli ses olduğunu söyleyen ilkesidir; bu yüzden bir adı öğrenmek, doğru telaffuz etmek ve sonradan hatırlamak, birine önemli olduğunu göstermenin en basit yollarından biridir.
Dost Kazanma ve İnsanları Etkileme Sanatı
Karşıdakinde İstek Uyandırmak (Arousing an Eager Want)
Karşıdakinde istek uyandırmak, Dale Carnegie'nin birini harekete geçirmenin tek güvenilir yolunun onun ne istediğinden söz etmek ve ona bunu nasıl elde edeceğini göstermek olduğunu söyleyen ilkesidir; bu yüzden her rica kendi ihtiyacınızdan değil, karşınızdakinin bakış açısından başlar.
Dost Kazanma ve İnsanları Etkileme Sanatı
Karşıdakinin Fikrine Saygı (Respecting the Other Person's Opinions)
Karşıdakinin fikrine saygı, Dale Carnegie'nin birine asla doğrudan "yanılıyorsunuz" dememeyi öğütleyen ilkesidir, çünkü bu söz karşınızdakinin zihnini kapatır; anlaşmazlık bunun yerine "Yanılıyor olabilirim, olgulara birlikte bakalım" gibi bir cümleyle açılır.
Dost Kazanma ve İnsanları Etkileme Sanatı
Karşıdakinin İlgi Alanından Konuşmak
Karşıdakinin ilgi alanından konuşmak, Dale Carnegie'nin bir insanın gönlüne giden en kısa yolun onun en çok önem verdiği konular hakkında konuşmak olduğunu söyleyen ilkesidir; bu yüzden konuşmayı onun ilgi alanları etrafında hazırlar ve sözün büyük kısmını ona bırakırsınız.
Dost Kazanma ve İnsanları Etkileme Sanatı
Layık Olunacak İyi Bir Ün (A Fine Reputation to Live Up To)
Layık olunacak iyi bir ün, Dale Carnegie'nin birini geliştirmek için ondan beklediğiniz niteliğe zaten sahipmiş gibi davranma ilkesidir; böylece kişi kötü bir addan kurtulmak için değil, iyi bir adı korumak için çabalar.
Dost Kazanma ve İnsanları Etkileme Sanatı
Önemli Hissetme İsteği (The Feeling of Importance)
Önemli hissetme isteği, Dale Carnegie'nin insanın en derin ihtiyaçlarından birine, değerli olma arzusuna verdiği ad ve karşınızdakine küçük nezaketlerle, emeğini teslim ederek ve fikrini gerçekten sorarak içtenlikle önemli olduğunu hissettirmenizi öğütleyen ilkesidir.
Dost Kazanma ve İnsanları Etkileme Sanatı
Kariyerini Büyüt
ABZ Planlaması (ABZ Planning)
ABZ Planlaması, Reid Hoffman ve Ben Casnocha'nın Girişiminiz Kendiniz (The Start-up of You) kitabındaki, aynı anda üç kariyer planı taşıma yöntemidir: şu an yaptığınız iş olan Plan A, yönünüzü çevirebileceğiniz yakın bir alan olan Plan B ve risk almayı güvenli kılan bir can simidi olan Plan Z.
Girişiminiz Kendiniz
Bilinçli Pratik (Deliberate Practice)
Bilinçli pratik, bir beceriyi mevcut seviyenizin biraz ötesinde, belirli bir zayıflık üzerinde ve anında, dürüst geri bildirimle çalışarak geliştirme yöntemidir; psikolog Anders Ericsson'ın araştırmalarından gelen bu terimi Cal Newport bilgi işine uygular.
Görmezden Gelemeyecekleri Kadar İyi Ol
Hayat Tasarımı (Life Design)
Hayat tasarımı, Bill Burnett ile Dave Evans'ın tasarım odaklı düşünmeyi kariyere ve hayata uygulama yaklaşımıdır: bulunduğunuz yerden başlar, sorunu yeniden çerçeveler, birkaç olası seçenek üretir ve birine bağlanmadan önce bunları küçük prototiplerle sınar.
Designing Your Life
İşlevsiz İnançlar (Dysfunctional Beliefs)
İşlevsiz inançlar, "Değişmek için çok geç" ya da "Ne istediğimi çoktan biliyor olmalıydım" gibi insanları yerinde saydıran yaygın kariyer varsayımlarıdır; Bill Burnett ile Dave Evans'ın hayat tasarımı yöntemi bunları yeniden çerçevelenmiş, daha işe yarar ifadelerle değiştirir.
Designing Your Life
İyi Zaman Günlüğü (Good Time Journal)
İyi Zaman Günlüğü, Bill Burnett ve Dave Evans'ın Designing Your Life kitabından gelen, hangi iş faaliyetlerinin sizi içine çekip enerji verdiğini, hangilerinin sıkıp tükettiğini her gün not ettiğiniz kısa bir kayıttır; böylece kariyer kararlarınız tahmine değil, gözlenmiş örüntülere dayanır.
Designing Your Life
Kariyer Misyonu (A Career Mission)
Kariyer misyonu, Cal Newport'un anlatımında işinize yön ve anlam veren birleştirici bir odaktır; Newport'a göre çoğunlukla kariyer sermayesi biriktirildikten sonra alanınızın en ileri ucunda bulunur ve en iyi küçük, somut projelerle izlenir.
Görmezden Gelemeyecekleri Kadar İyi Ol
Kariyer Sermayesi (Career Capital)
Kariyer sermayesi, Cal Newport'un işinizde edindiğiniz nadir ve değerli becerilere verdiği addır; bu sermayeyi yaratıcılık, etki ve ne yaptığınız ile nasıl yaptığınız üzerinde kontrol gibi işi tatmin edici kılan özelliklerle takas edebilirsiniz.
Görmezden Gelemeyecekleri Kadar İyi Ol
Kişisel Rekabet Avantajı (Your Competitive Advantage)
Rekabet avantajınız, Reid Hoffman ve Ben Casnocha'nın Girişiminiz Kendiniz (The Start-up of You) kitabında üç parçanın buluştuğu noktadır: varlıklarınız, hedefleriniz ve değerleriniz ve piyasanın gerçekleri; bu kesişim, bir işi onun için yarışan diğerlerinden daha iyi yapmanızı sağlar.
Girişiminiz Kendiniz
Kontrol Tuzakları (The Control Traps)
Kontrol tuzakları, Cal Newport'un işiniz üzerinde daha fazla kontrol ararken karşınıza çıkan iki tehlikeye verdiği addır: kontrolü onu destekleyecek kariyer sermayesine sahip olmadan ele geçirmeye çalışmak ve sermayeniz sizi değerli kıldığında işvereninizin direnciyle karşılaşmak.
Görmezden Gelemeyecekleri Kadar İyi Ol
Odysseia Planları (Odyssey Plans)
Odysseia Planları, önümüzdeki beş yılınız için birbirinden bilerek farklı üç taslak çizme yöntemidir; Bill Burnett ve Dave Evans'ın Designing Your Life kitabından gelir ve tek bir doğru plan aramak yerine karşılaştırıp deneyebileceğiniz birkaç iyi seçenek üretir.
Designing Your Life
Profesyonel İttifaklar (Professional Alliances)
Profesyonel İttifaklar, Reid Hoffman ve Ben Casnocha'nın Girişiminiz Kendiniz (The Start-up of You) kitabında anlattığı, iki kişinin düzenli olarak bilgi paylaştığı, birbirine yardım ettiği ve birbirini savunduğu, tanıdıklıktan çok ortaklığa benzeyen az sayıdaki güvene dayalı iş ilişkisidir.
Girişiminiz Kendiniz
Prototip Görüşmeler (Prototype Conversations)
Prototip Görüşmeler, düşündüğünüz bir kariyer yolunu hâlihazırda yaşayan insanlarla yapılan kısa ve meraklı sohbetlerdir; Bill Burnett ve Dave Evans'ın Designing Your Life kitabında, bir fikre zaman ve para bağlamadan önce onu ucuza sınamak için kullanılır.
Designing Your Life
Sürekli Beta (Permanent Beta)
Sürekli Beta, Reid Hoffman ve Ben Casnocha'nın Girişiminiz Kendiniz (The Start-up of You) kitabında, kendinizi hiçbir zaman bitmeyen bir ürün gibi görmeye verdikleri addır: Bir yazılım şirketinin ürünü piyasaya çıktıktan sonra da geliştirmeyi sürdürmesi gibi, sürekli öğrenmek, uyum sağlamak ve gelişmek.
Girişiminiz Kendiniz
Tutku Hipotezi (The Passion Hypothesis)
Tutku hipotezi, Cal Newport'un önce içinizde hazır bekleyen bir tutkuyu keşfetmeniz, sonra da ona uyan bir iş bulmanız gerektiği şeklindeki yaygın kariyer inancına verdiği addır; Newport bu inancın çoğu insan için yanlış olduğunu ve iş mutluluğunu çoğu zaman azalttığını savunur.
Görmezden Gelemeyecekleri Kadar İyi Ol
Zanaatkâr Zihniyeti (The Craftsman Mindset)
Zanaatkâr zihniyeti, Cal Newport'un işinize dünyanın size ne sunabileceğini sorarak değil, sürekli geliştirdiğiniz becerilerle dünyaya hangi değeri sunabileceğinizi sorarak yaklaşmanızı anlatan terimidir; Newport karşıt tutumu tutku zihniyeti olarak adlandırır.
Görmezden Gelemeyecekleri Kadar İyi Ol
Zayıf Bağlar (Weak Ties)
Zayıf Bağlar, tanıyıp nadiren gördüğünüz ve size yeni bilgi ile iş fırsatı getirme ihtimali yakın arkadaşlarınızdan yüksek olan insanlardır; sosyolog Mark Granovetter'in bu fikrini Reid Hoffman ve Ben Casnocha, Girişiminiz Kendiniz (The Start-up of You) kitabında kariyere uygular.
Girişiminiz Kendiniz
Anlam Bul, Daha Mutlu Ol
Anlam İstenci (The Will to Meaning)
Anlam istenci, Viktor Frankl'ın insanın temel güdüsü olarak gördüğü şeye verdiği addır: hazzın ya da gücün peşinden gitmek değil, kişinin kendi hayatında gerçekleştireceği bir anlamı aramak.
İnsanın Anlam Arayışı
Bilinçli Etkinlikler (Intentional Activities)
Bilinçli etkinlikler, insanın kendi seçtiği ve isteyerek sürdürdüğü şükran, ilişkileri besleme ya da güzel anların tadını çıkarma gibi pratiklerdir; Sonja Lyubomirsky bunları mutluluğun bilinçli olarak değiştirilmeye en açık kısmı olarak tanımlar.
Nasıl Mutlu Olunur?
Canlı Bağlılık (Vital Engagement)
Canlı bağlılık, tekrarlanan akış deneyimlerini giderek büyüyen bir anlam duygusuyla birleştiren ve yıllar içinde etkinliği kişinin kimliğinin parçası hâline getiren, bir etkinlik ya da alanla kurulan ilişkidir; Haidt bu fikri Jeanne Nakamura ile Mihaly Csikszentmihalyi'den alır.
Mutluluk Varsayımı
İçsel Hedefler (Intrinsic Goals)
İçsel hedefler, gelişmek, ilişkileri derinleştirmek ya da başkalarına katkıda bulunmak gibi, para, imaj ya da onay için değil kendi değerleri için izlenen hedeflerdir ve Lyubomirsky bunlara bağlanmayı iyi oluşu artıran pratikler arasında sayar.
Nasıl Mutlu Olunur?
İyilik Eylemleri (Acts of Kindness)
İyilik eylemleri, başka birine yarar sağlayan, bilinçli ve özgürce seçilmiş davranışlardır; Lyubomirsky'nin araştırmaları bunların yapan kişinin iyi oluşunu artırdığını, etkinin de en açık biçimde birkaçı aynı günde yapıldığında ve zamanla çeşitlendirildiğinde görüldüğünü buldu.
Nasıl Mutlu Olunur?
Kişi-Etkinlik Uyumu (Person–Activity Fit)
Kişi-etkinlik uyumu, Lyubomirsky'nin hiçbir mutluluk pratiğinin herkese uymadığı ilkesidir; buna göre en iyi sonucu, suçluluk ya da baskıyla üstlenilen etkinlikler değil, kişiye doğal, keyifli ve değerli gelen etkinlikler verir.
Nasıl Mutlu Olunur?
Mutluluk Aradan Gelir (Happiness Comes from Between)
Mutluluk aradan gelir, Jonathan Haidt'in kalıcı mutluluğun ne yalnızca içeride, zihni değiştirerek, ne de yalnızca dışarıda, koşulları değiştirerek bulunduğu, kişinin başkalarıyla, işiyle ve kendisinden büyük bir şeyle arasındaki doğru ilişkilerde bulunduğu sonucudur.
Mutluluk Varsayımı
Ototelik Kişilik (Autotelic Personality)
Ototelik kişilik, Mihaly Csikszentmihalyi'nin işleri dış ödüller için değil, büyük ölçüde kendileri için yapan ve sıkıcı ya da tehditkâr durumları bile akış fırsatına çevirebilen kişi için kullandığı terimdir.
Akış: Mutluluk Bilimi
Şükran Pratiği (Gratitude Practice)
Şükran pratiği, iyi giden şeyleri fark edip yazmayı ya da bunun için belirli bir kişiye teşekkür etmeyi bilinçli bir alışkanlık hâline getirmektir; dikkati hayattaki iyiye çevirecek kadar sık, ama angaryaya dönüşmeyecek kadar seyrek yapılır.
Nasıl Mutlu Olunur?
Tadını Çıkarmak (Savoring)
Tadını çıkarmak, iyi bir deneyimi bilinçli olarak fark etme, uzatma ve derinleştirme eylemidir; deneyim önceden beklenerek, yaşanırken yavaşlanarak ya da sonradan hatırlanıp paylaşılarak keyfinin anın kendisinden daha uzun sürmesi sağlanır.
Nasıl Mutlu Olunur?
Zorluk Hipotezi (The Adversity Hypothesis)
Zorluk hipotezi, Jonathan Haidt'in insanların büyümek için sıkıntıya ihtiyaç duyduğu yolundaki eski fikri sınamasıdır; Haidt zorluğun büyümeye yol açabileceğini, ama her zaman ve herkes için değil, büyümenin de esas olarak yaşananı anlamlandırarak geldiğini bulur.
Mutluluk Varsayımı
Kişisel Markanı Kur
Açık Düğüm (Open Node)
Açık düğüm, Austin Kleon'un bir ağda hem alan hem de aktaran kişi için kullandığı imgedir: Yalnızca kendi duyurularını yaymak yerine dinleyen, yanıt veren, başkalarının işini paylaşan ve istediğinden fazlasını veren biri.
Show Your Work!
Bildiğini Öğretmek (Teach What You Know)
Bildiğini öğretmek, yöntemlerinizi, püf noktalarınızı ve zor yoldan öğrendiğiniz dersleri onlardan yararlanabilecek kişilerle açıkça paylaşma pratiğidir; nasıl çalıştığınızı anlatmanın sizi kolayca yerine konulabilir değil, daha güvenilir ve daha aranan biri yaptığı ilkesine dayanır.
Show Your Work!
Günlük Paylaşım (Daily Dispatch)
Günlük paylaşım, Austin Kleon'un önerdiği, büyük bir açılış için aylarca beklemek yerine her gün işinizden ya da düşüncenizden küçük bir parçayı, örneğin bir notu, bir eskizi, bir dersi ya da neden önemli olduğunu anlatan bir cümleyle bir bağlantıyı paylaşma pratiğidir.
Show Your Work!
Harekete Geçen Kitle (Actionable Audience)
Harekete geçen kitle, işinize, bir şey istediğinizde yanıt verecek, sizi önerecek, etkinliğinize gelecek, sizi işe alacak ya da sizden satın alacak kadar güvenen, çoğu zaman küçük bir topluluktur; yalnızca izleyen büyük bir kitlenin karşıtıdır.
Known
Kahraman Değil Rehber (Guide, Not Hero)
Kahraman değil rehber, Donald Miller'ın StoryBrand ilkesidir: Her mesajda kahraman sorunu yaşayan kişidir; sizin rolünüz ise onun zorluğunu anlayan, yardım edecek yetkinliğe sahip olan ve ona açık bir plan sunan rehberliktir.
Building a StoryBrand
Kişisel Marka (Personal Brand)
Kişisel marka, doğru kişilerin işiniz hakkında taşıdığı itibardır: Siz orada yokken meslektaşlarınızın, müşterilerinizin ve işverenlerinizin sizin hakkınızda söyledikleri ve adınızı aradıklarında karşılarına çıkanlardır.
Known
Oyunda Kalmak (Stick Around)
Oyunda kalmak, Austin Kleon'un, bir alanda tanınanların genellikle başkaları bıraktıktan sonra da devam edenler olduğunu, yavaş geçen ilk yıllar boyunca iş üretip paylaşmayı sürdürdüklerini ve bir proje biter bitmez bir sonrakine başladıklarını anlatan ilkesidir.
Show Your Work!
Rakipsiz Alan (Uncontested Space)
Rakipsiz alan, mesleğinizin içinde henüz az kişinin yararlı işler paylaştığı dar bir köşedir; orada istikrarlı çaba gösteren yeni biri, binlerce sesten biri olmak yerine akla ilk gelen birkaç isimden biri olabilir.
Known
Sahne Dehası (Scenius)
Sahne dehası (scenius), yaratıcı ya da mesleki bir sahnenin ortak zekâsıdır: Brian Eno'nun adlandırdığı, Austin Kleon'un benimsediği bu fikre göre iyi işler yalnız bir dâhiden değil, birbiriyle paylaşan, birbirini eleştiren ve cesaretlendiren insanlardan oluşan bir topluluktan doğar.
Show Your Work!
Sürdürülebilir İlgi Alanı (Sustainable Interest)
Sürdürülebilir ilgi alanı, tükenmeden ve hevesinizi yitirmeden yıllarca öğrenmeye, üzerinde çalışmaya ve paylaşmaya devam edebileceğiniz konudur; tanınmak çoğu hevesten daha uzun sürdüğü için kişisel markanın temeli olarak seçilir.
Known
Süreci Belgelemek (Documenting the Process)
Süreci belgelemek, yalnızca bitmiş sonucu göstermek yerine işinizin nasıl yapıldığını, yani eskizleri, kararları, hataları ve küçük keşifleri kaydetme ve paylaşma alışkanlığıdır; böylece insanlar ortada bir ürün yokken bile düşünme biçiminizi izleyebilir.
Show Your Work!
Tek Cümlelik Tanıtım (Brand One-Liner)
Tek cümlelik tanıtım, Donald Miller'ın StoryBrand çerçevesinde kullanılan, çözdüğünüz sorunu, sunduğunuz çözümü ve karşınızdakinin elde edeceği sonucu adlandıran kısa bir ifadedir; amacı, bir yabancının ne yaptığınızı tek okumada anlamasıdır.
Building a StoryBrand
Yol
Deep Work →Deep Work
Büyük Jest (Grand Gesture)
Büyük jest, Cal Newport'un zorlu tek bir iş uğruna olağan çevrenizde yaptığınız, çoğu zaman paraya ya da emeğe mal olan radikal değişikliğe verdiği addır; yapılan yatırım, işin gözünüzdeki önemini ve onu bitirme kararlılığınızı artırır.
Deep Work
Can Sıkıntısını Kucaklamak (Embracing Boredom)
Can sıkıntısını kucaklamak, Cal Newport'un odaklanmanın her boş an hızlı bir oyalanmayla dolduruldukça zayıflayan bir beceri olduğunu, bu yüzden can sıkıntısına katlanarak ve dikkat dağınıklığından değil odaktan mola vererek çalıştırılması gerektiğini söyleyen kuralıdır.
Deep Work
Derinlik Felsefeleri (Depth Philosophies)
Derinlik felsefeleri, Cal Newport'un derin çalışmayı hayata yerleştirmenin dört yoluna verdiği addır: sığ yükümlülüklerin neredeyse tamamını bırakan manastır, uzun derin dönemlerle olağan dönemleri sırayla yaşayan iki modlu, derinliği günlük alışkanlığa çeviren ritmik ve boşluk buldukça derinleşen gazeteci felsefesi.
Deep Work
Dikkat Onarımı Kuramı (Attention Restoration Theory)
Dikkat onarımı kuramı, psikologlar Rachel ve Stephen Kaplan'ın geliştirdiği, yönlendirilmiş dikkatin kullanıldıkça yorulan sınırlı bir kaynak olduğunu ve doğa gibi dikkatimizi çaba gerektirmeden tutan ortamlarda geçirilen zamanla yenilendiğini söyleyen fikirdir.
Deep Work
Herhangi Bir Fayda Yaklaşımı (Any-Benefit Approach)
Herhangi bir fayda yaklaşımı, Cal Newport'un eleştirdiği, bir aracı (özellikle bir ağ aracını) kullanmanın herhangi bir olası faydasını ya da onsuz kaçırabileceğiniz herhangi bir şeyi sayabildiğiniz anda benimseme, zaman ve dikkatteki bedelini ise görmezden gelme alışkanlığıdır.
Deep Work
Ölçüm Kara Deliği (Metric Black Hole)
Ölçüm kara deliği, Cal Newport'un dikkat dağınıklığının ve sığ alışkanlıkların maliyetinin olağan iş ölçütleriyle kolayca yakalanamamasına verdiği addır; bu maliyet fark edilmediği için ona yol açan davranışlar da hiç sorgulanmaz.
Deep Work
Öncü Göstergeler (Lead Measures)
Öncü göstergeler, derin çalışma saatleri gibi bir hedefe ulaştıran davranışları ölçen, doğrudan etkileyebileceğiniz ve süreç içinde izleyebileceğiniz göstergelerdir; nihai sonucu ancak değiştirmek için çok geç olduğunda kaydeden gecikmeli göstergelerden bu yönüyle ayrılırlar.
Deep Work
Sabit Mesaili Üretkenlik (Fixed-Schedule Productivity)
Sabit mesaili üretkenlik, Cal Newport'un önerdiği, önce iş gününüzün ne zaman biteceğine karar verip o saatten sonra çalışmamayı taahhüt etme, ardından önemli işin bu sınıra sığmasını sağlayacak alışkanlıkları ve retleri geriye doğru çalışarak bulma yöntemidir.
Deep Work
Sığ Çalışma (Shallow Work)
Sığ çalışma, Cal Newport'un e-posta, takvim ayarlama ve durum bildirimi gibi bilişsel olarak zorlayıcı olmayan, çoğu zaman dikkat dağınıkken yapılan, az yeni değer üreten ve başkasının kolayca üstlenebileceği lojistik işlere verdiği addır.
Deep Work
Sığ Çalışma Bütçesi (Shallow Work Budget)
Sığ çalışma bütçesi, Cal Newport'un önerdiği, çalışma zamanınızın ne kadarının e-posta, toplantı ve organizasyon gibi sığ çalışmaya gitmesi gerektiğini yöneticinizle açıkça kararlaştırıp bu sınırın içinde kalma, böylece geri kalanını derin çalışmaya ayırma uygulamasıdır.
Deep Work
Süreç Odaklı E-posta (Process-Centric Email)
Süreç odaklı e-posta, Cal Newport'un mesajlara cevap verme biçimidir: Mümkün olan en hızlı cevap yerine, mesajın arkasındaki işi tamamlayacak süreci belirler ve cevabınızda bu süreci anlatırsınız; böylece yazışma mümkün olan en az mesajla kapanır.
Deep Work
Uygulamanın Dört Disiplini (Four Disciplines of Execution)
Uygulamanın dört disiplini, Chris McChesney, Sean Covey ve Jim Huling'in geliştirdiği ve Cal Newport'un derin çalışmaya uyarladığı bir yönetim çerçevesidir: son derece önemli olana odaklanmak, öncü göstergelere göre hareket etmek, motive edici bir skor tablosu tutmak ve düzenli bir hesap verme ritmi kurmak.
Deep Work
Üretken Meditasyon (Productive Meditation)
Üretken meditasyon, Cal Newport'un önerdiği, bedeninizin meşgul ama zihninizin boşta olduğu bir zamanı (yürüyüş, yol, duş) alıp dikkatinizi baştan sona iyi tanımlanmış tek bir mesleki probleme verme alıştırmasıdır.
Deep Work
Üretkenlik Yerine Meşguliyet (Busyness as a Proxy for Productivity)
Üretkenlik yerine meşguliyet, Cal Newport'un bilgi işinde üretken olmanın ne demek olduğuna dair net bir ölçü olmadığında, hızlı cevaplar ve dolu takvimler gibi görünür biçimde çok iş yaparak değer kanıtlama alışkanlığına verdiği addır.
Deep Work
Zanaatkâr Yaklaşımı (Craftsman Approach)
Zanaatkâr yaklaşımı, Cal Newport'un hangi araçları kullanacağınıza karar verme kuralıdır: İşinizde ve hayatınızda başarıyı ve mutluluğu belirleyen temel etkenleri belirlersiniz ve bir aracı ancak bu etkenler üzerindeki olumlu etkisi olumsuz etkisinden belirgin biçimde ağır basıyorsa benimsersiniz.
Deep Work
Hızlı ve Yavaş Düşünme
Akla Gelebilirlik Kestirmesi (Availability Heuristic)
Akla gelebilirlik kestirmesi, bir şeyin ne kadar sık ya da olası olduğunu, ona dair örneklerin ne kadar kolay akla geldiğine bakarak yargılama kestirmesidir; bu yüzden canlı, yeni ya da kişisel örnekler gerçek paylarından fazla ağırlık taşır.
Hızlı ve Yavaş Düşünme
Beklenti Teorisi (Prospect Theory)
Beklenti teorisi, Kahneman ile Tversky'nin risk altında seçim modelidir: İnsanlar sonuçları servetin son hâli olarak değil, bir referans noktasına göre kazanç ve kayıp olarak değerlendirir, kayıpları eşit kazançlardan daha güçlü hisseder ve küçük olasılıklara hak ettiğinden fazla ağırlık verir.
Hızlı ve Yavaş Düşünme
Birleşik Olasılık Yanılgısı (Conjunction Fallacy)
Birleşik olasılık yanılgısı, eklenen ayrıntı hikâyeyi daha inandırıcı kıldığı için belirli bir olaylar bileşimini o olaylardan tek başına birinden daha olası sayma hatasıdır; oysa bir bileşim, parçalarından hiçbir zaman daha olası olamaz.
Hızlı ve Yavaş Düşünme
Deneyimleyen Benlik ve Hatırlayan Benlik (Experiencing and Remembering Self)
Deneyimleyen benlik ve hatırlayan benlik, Kahneman'ın hayatımızı değerlendirmenin iki yoluna verdiği adlardır: Deneyimleyen benlik her anı yaşandığı gibi yaşar, hatırlayan benlik sonrasında hikâyeyi saklar ve seçimlerimizi yapan, hatırlayan benliktir.
Hızlı ve Yavaş Düşünme
Geçerlilik Yanılsaması (Illusion of Validity)
Geçerlilik yanılsaması, kanıtlar tutarlı bir hikâye anlattığı için bir yargıya duyulan güvendir; bu tür kanıtların sonucu zayıf öngördüğü gösterilmiş olsa bile güven sürer, çünkü kesinlik duygusu hikâyenin doğruluğunu değil, tutarlılığını ölçer.
Hızlı ve Yavaş Düşünme
Geriye Dönük Bilgelik Yanılgısı (Hindsight Bias)
Geriye dönük bilgelik yanılgısı, bir sonuç öğrenildikten sonra onu baştan beri öngördüğümüze inanma ve ne beklediğimize dair anımızı sessizce yeniden yazarak geçmişi olduğundan daha öngörülebilir gösterme eğilimidir.
Hızlı ve Yavaş Düşünme
Hale Etkisi (Halo Effect)
Hale etkisi, bir kişi, ürün ya da şirket hakkındaki tek bir güçlü izlenimin, iyi ya da kötü, onunla ilgili diğer bütün yargıları, hiç gözlemlemediğimiz özelliklere dair olanlar da dahil, kendi rengine boyaması eğilimidir.
Hızlı ve Yavaş Düşünme
Küçük Sayılar Yasası (Law of Small Numbers)
Küçük sayılar yasası, Tversky ile Kahneman'ın, küçük bir örneklemin geldiği topluluğa benzeyeceği inancına verdiği ironik addır; bu inanç, küçük örneklemlerin şans eseri ürettiği sonuçlarda gerçek nedenler görmemize yol açar.
Hızlı ve Yavaş Düşünme
Odaklanma Yanılsaması (Focusing Illusion)
Odaklanma yanılsaması, gelir, iklim, bir araba ya da yeni bir ev gibi tek bir etkenin genel mutluluğu ne kadar etkilediğini, onu düşündüğümüz sırada abartma eğilimidir; çünkü dikkat, o etkeni gündelik hayatta olduğundan çok daha önemli gösterir.
Hızlı ve Yavaş Düşünme
Ortalamaya Dönüş (Regression to the Mean)
Ortalamaya dönüş, alışılmadık derecede iyi ya da kötü uç bir sonucun ardından ortalamaya daha yakın bir sonucun gelmesi yönündeki istatistiksel eğilimdir; çünkü uç sonucun oluşmasında şansın payı vardır ve şans istendiğinde tekrarlanmaz.
Hızlı ve Yavaş Düşünme
Planlama Yanılgısı (Planning Fallacy)
Planlama yanılgısı, bir projenin süresini, maliyetini ve risklerini en iyi senaryoya, yani içeriden bakışa göre tahmin edip benzer projelerin gerçekte nasıl sonuçlandığını göz ardı etme eğilimidir; bu yüzden planlar tekrar tekrar gecikir ve bütçeyi aşar.
Hızlı ve Yavaş Düşünme
Sahiplik Etkisi (Endowment Effect)
Sahiplik etkisi, bir şeye sahip olduktan sonra ona daha fazla değer biçme eğilimidir; ondan vazgeçmek için istenen fiyat, onu edinmek için ödenecek fiyatın belirgin biçimde üstüne çıkar, çünkü vazgeçmek bir kayıp olarak algılanır ve kayıplar kazançlardan ağır basar.
Hızlı ve Yavaş Düşünme
Soru İkamesi (Attribute Substitution)
Soru ikamesi, zihnin zor bir soruyu fark ettirmeden daha kolay bir soruyla değiştirmesi ve kolay sorunun yanıtını, zor soruyu yanıtlamış gibi tam bir güvenle sunması eğilimidir.
Hızlı ve Yavaş Düşünme
Taban Oranı İhmali (Base-Rate Neglect)
Taban oranı ihmali, bir şeyin ne kadar olası olduğunu bir tanımın ona ne kadar uyduğuna bakarak yargılarken, o kategorinin baştan ne kadar yaygın olduğunu, yani taban oranını göz ardı etme eğilimidir.
Hızlı ve Yavaş Düşünme
Uzman Sezgisi (Expert Intuition)
Uzman sezgisi, uzun pratikle öğrenilmiş örüntüleri tanımaktan doğan hızlı ve kendinden emin yargıdır; ancak ortamın öngörülebilecek kadar düzenli olduğu ve uzmanın bu düzeni hızlı, net geri bildirimle uzun süre çalışarak öğrenebildiği yerlerde güveni hak eder.
Hızlı ve Yavaş Düşünme
Zirve-Son Kuralı (Peak-End Rule)
Zirve-son kuralı, insanların geçmiş bir deneyimi her anın toplamına ya da ortalamasına göre değil, büyük ölçüde en yoğun anında ve sonunda nasıl hissettirdiğine göre değerlendirdiğini gösteren bulgudur; bu yüzden deneyimin süresi, nasıl hatırlandığını pek etkilemez.
Hızlı ve Yavaş Düşünme
Atomik Alışkanlıklar
Alışkanlık Karnesi (Habits Scorecard)
Alışkanlık karnesi, James Clear'ın önerdiği bir egzersizdir: Günlük alışkanlıklarınızı gerçekleştikleri sırayla yazar ve her birini iyi, kötü ya da nötr olarak işaretlersiniz; böylece otomatik yaptığınız davranışlar, onları değiştirmeye çalışmadan önce görünür hâle gelir.
Atomik Alışkanlıklar
Alışkanlık Sözleşmesi (Habit Contract)
Alışkanlık sözleşmesi, bağlı kalacağınız alışkanlığı ve onu bozarsanız ödeyeceğiniz bedeli yazdığınız, sizi bu söze bağlı tutacak bir ya da iki kişinin de imzaladığı yazılı bir anlaşmadır.
Atomik Alışkanlıklar
Cazibe Paketleme (Temptation Bundling)
Cazibe paketleme, yapmanız gereken bir eylemi yapmak istediğiniz bir eylemle birleştirme tekniğidir; böylece dört gözle beklediğiniz bir zevkin çekimi, aksi hâlde ertelediğiniz davranışı da beraberinde taşır.
Atomik Alışkanlıklar
Davranış Değişikliğinin Dört Yasası (The Four Laws of Behavior Change)
Davranış değişikliğinin dört yasası, James Clear'ın alışkanlık kurma çerçevesidir: "görünür kıl", "çekici kıl", "kolaylaştır" ve "tatmin edici kıl"; kötü bir alışkanlığı bırakmak için ise her yasanın tersi kullanılır: görünmez, itici, zor ve tatminsiz kılmak.
Atomik Alışkanlıklar
Doğru Kültüre Katılmak (Joining the Right Culture)
Doğru kültüre katılmak, James Clear'ın, istediğiniz davranışın olağan sayıldığı bir grubun parçası olma stratejisidir; böylece ait olma isteği sizi alışkanlıktan uzaklaştırmak yerine ona doğru çeker.
Atomik Alışkanlıklar
Gizli Potansiyel Platosu (Plateau of Latent Potential)
Gizli potansiyel platosu, yeni bir alışkanlıkta emeğin görünür bir sonuç vermeden biriktiği dönemdir; çünkü bileşik büyümenin sonuçları gecikir ve ancak bir eşik aşıldığında ortaya çıkar.
Atomik Alışkanlıklar
Goldilocks Kuralı (The Goldilocks Rule)
Goldilocks kuralı, insanların mevcut yeteneklerinin sınırındaki, yani sıkılacakları kadar kolay ya da vazgeçecekleri kadar zor olmayan işler üzerinde çalışırken en yüksek motivasyonu yaşadığını söyleyen ilkedir.
Atomik Alışkanlıklar
Hareket ve Eylem (Motion vs. Action)
Hareket ve eylem ayrımı, James Clear'ın bir şeye hazırlanmak (plan yapmak, araştırmak, strateji kurmak) ile sonuç üreten davranışı fiilen yapmak arasında yaptığı ayrımdır; hareketin çoğu zaman hiçbir ilerleme sağlamadan ilerleme gibi hissettirdiği uyarısını da taşır.
Atomik Alışkanlıklar
Marjinal Kazanımların Birikimi (Aggregation of Marginal Gains)
Marjinal kazanımların birikimi, pek çok küçük şeyi her birinde yaklaşık yüzde bir oranında iyileştirme stratejisidir; dayandığı ilkeye göre tekrarlanan ve birleşen küçük kazanımlar, hiçbir büyük değişikliğin tek başına üretemeyeceği bir sonuca dönüşür.
Atomik Alışkanlıklar
Ortam Tasarımı (Environment Design)
Ortam tasarımı, fiziksel alanınızı iyi alışkanlıkların işaretleri görünür ve el altında, kötü alışkanlıkların işaretleri ise gizli ya da ulaşılmaz olacak biçimde düzenleme pratiğidir; böylece doğru davranış varsayılan hâle gelir.
Atomik Alışkanlıklar
Taahhüt Aracı (Commitment Device)
Taahhüt aracı, bugün yaptığınız ve gelecekteki daha iyi bir davranışı güvence altına alan bir seçimdir; iyi alışkanlığı otomatik hâle getirir ya da kötü olanı daha zor, daha pahalı veya imkânsız kılar.
Atomik Alışkanlıklar
Uygulama Niyeti (Implementation Intention)
Uygulama niyeti, ne zaman ve nerede harekete geçeceğinizi önceden belirleyen bir plandır; genellikle "[Gün ve saat] [yerde] [davranış] yapacağım" kalıbında yazılır ve böylece o an, alışkanlığın işaretine dönüşür.
Atomik Alışkanlıklar
Sen Bitti Dediğinde
'Aynen Öyle' (That's Right)
Chris Voss'un yönteminde 'aynen öyle', karşı tarafın kendi durumunun, kendini tamamen anlaşılmış hissedeceği kadar isabetli özetlendiğini duyduğu dönüm noktasıdır. Çoğu zaman konuşmayı bitirme isteği anlamına gelen 'haklısınız' ile karıştırılmamalıdır.
Sen Bitti Dediğinde
7-38-55 Kuralı
7-38-55 kuralı, Albert Mehrabian'ın bir bulgusudur: duygu bildiren sözler ses tonu ve beden diliyle çeliştiğinde, dinleyiciler sözlere yaklaşık yüzde 7, ses tonuna yüzde 38, beden diline yüzde 55 ağırlık verir. Müzakereciler bu oranı, ikisi çeliştiğinde tona güvenmeleri gerektiğini hatırlamak için kullanır.
Sen Bitti Dediğinde
Ackerman Modeli
Ackerman modeli, alıcının bir hedef fiyat belirlediği, bu hedefin yüzde 65'iyle açtığı, teklifini giderek küçülen üç adımla yüzde 85, 95 ve 100'e çıkardığı ve kesin, yuvarlak olmayan bir rakamla bitirdiği bir pazarlık planıdır.
Sen Bitti Dediğinde
Gerçekliği Esnetmek (Bending Reality)
Gerçekliği esnetmek, Chris Voss'un bir müzakerenin çerçevesini, yani 'adil' kelimesini, son tarihleri ve tekliften önce kurulan duyguyu, aynı olguların daha olumlu algılanacağı biçimde kurmaya verdiği addır.
Sen Bitti Dediğinde
Hayır Odaklı Sorular
Hayır odaklı soru, doğal cevabı 'hayır' olacak biçimde kurulmuş bir sorudur. Karşı tarafa güvende ve kontrolde olduğu hissini verir; onu konuşmaya açmak, 'evet' için zorlamaktan daha kolaydır.
Sen Bitti Dediğinde
Kara Kuğular (müzakerede)
Chris Voss'un yönteminde kara kuğu, bilmediğimizi bile bilmediğimiz bir şeydir: kimsenin öngörmediği ve ortaya çıktığında müzakerenin dengesini değiştiren gizli bir bilgi.
Sen Bitti Dediğinde
Üçler Kuralı (müzakerede)
Chris Voss'un müzakere yönteminde üçler kuralı, karşı tarafın aynı anlaşmayı tek bir konuşmada üç farklı biçimde onaylamasını sağlamaktır. Bu, sahte bir 'evet'i ortaya çıkarır ve verilen sözün tutulma ihtimalini artırır.
Sen Bitti Dediğinde
Yol
İşini Kur →İşini Kur
Büyümeyi sorgulamak
Büyümeyi sorgulamak, Paul Jarvis'in her büyüme adımını (bir işe alım, yeni bir şube, yeni bir ürün grubu) olağan bir adım değil, gizli maliyetleri olan bir karar olarak görme pratiğidir. Soru şudur: Bunun henüz göremediğim maliyeti ne olur ve işletmeyi daha iyi mi yapar, yalnızca daha büyük mü?
Tek Kişilik Şirket
Değere dayalı fiyatlandırma
Değere dayalı fiyatlandırma, fiyatı harcadığınız saatlere ya da maliyetlerinize göre değil, sonucun müşteri için ne kadar değerli olduğuna göre belirler ve maliyeti sonradan kontrol eder. Saatlerinizi karşılayıp hayatınızı karşılamayan bir fiyatla kurulan şey işletme değil, sıradan bir iştir.
100 Dolarlık Başlangıç
Franchise prototipi
Franchise prototipi, Michael Gerber'in önerdiği bir düşünce deneyidir: İşletmenizi, sizden daha az becerili insanların yöneteceği beş bin özdeş işletmenin ilkiymiş gibi tasarlayın. Bir gün franchise verseniz de vermeseniz de, kopyalanmak üzere tasarlanmış bir işletme kurucusuna değil, sistemlerine dayanarak işler.
Girişimcilik Tutkusu
Girişimci nöbeti
Girişimci nöbeti, Michael Gerber'in, başkası için çalışmaktan bıkan bir teknisyenin kendi işini kurmaya karar verdiği ana verdiği addır. Bu an beraberinde ölümcül bir varsayım getirir: Teknik işi bilen birinin, o işi yapan bir işletmeyi de bildiği varsayımı.
Girişimcilik Tutkusu
İlk yıl planı
İlk yıl planı, BookYol'daki İşini Kur Yolu'nun sonunda ortaya çıkan tek sayfadır: birinci yılın sonundaki işletmenin bir resmi; ne sattığınızı, kime, kaça sattığınızı, müşterinin sizi nasıl bulduğunu ve paranızı nasıl aldığınızı anlatan beş satır; bir de üç taahhüt. Her hafta okunduğu için kısadır.
100 Dolarlık Başlangıç
İşin içinde değil, üzerinde çalışmak
İşin içinde değil, üzerinde çalışmak, Michael Gerber'in temel talimatıdır: İşi yapmak yerine, işin nasıl yapıldığına ve başka birinin onu yapabilmesi için neyin gerektiğine bakmaya zaman ayırın. Bunun pratik bir biçimi, bitmiş işletmenin resminden yola çıkan, haftada bir saatlik korunmuş bir zamandır.
Girişimcilik Tutkusu
Kendi derdinden yola çıkmak
Kendi derdinden yola çıkmak, bir işi bizzat yaşadığınız bir sorunun üzerine kurmak demektir. Bu sorunu her pazar araştırmasından daha iyi tanırsınız, çözümün ne zaman yeterince iyi olduğunu bilirsiniz ve ilk müşteri de sizsinizdir.
İşinizi Yeniden Keşfedin
Kesişim
Kesişim, Chris Guillebeau'nun, sevdiğiniz ya da iyi yaptığınız bir iş (ideali ikisi birden) ile insanların istediği ve parasını ödeyeceği şeyin örtüştüğü alana verdiği addır. Kimsenin para ödemediği tutku hobidir; hizmet etmekten nefret ettiğiniz pazar maaşlı işten farksızdır; işletme ikisinin buluştuğu yerde kurulur.
100 Dolarlık Başlangıç
Küçük tabaklar
Küçük tabaklar, Mike Michalowicz'in ilkesidir: İnsan tabağında ne varsa onu yediği gibi, işletme sahibi de hesapta ne varsa onu harcar. Tek büyük hesap büyük bir tabaktır; kâr ve verginin el altında olmadığı dört küçük hesap ise işletmeyi mecburen işletme parasıyla döndürür.
Önce Kâr
Lansman
Lansman, kapıyı sessizce aralık bırakmak yerine işi bir etkinlikle açmaktır: Zaten konuştuğunuz insanlara bir tarih, sınırlı bir ilk parti ve hemen harekete geçmek için bir neden sunulur. Lansman ilk ödeyen müşteriyle tamamlanır; bir fikir de o anda işe dönüşür.
100 Dolarlık Başlangıç
Operasyon kılavuzu
Operasyon kılavuzu, Michael Gerber'in bir işletmenin tekrar eden işlerini nasıl yaptığının yazılı kaydına verdiği addır; amaç, daha az deneyimli birinin de aynı işi kimseye sormadan aynı şekilde yapabilmesidir. Bir işletmeyi devredilebilir kılan budur.
Girişimcilik Tutkusu
Orkestrasyon
Orkestrasyon, Michael Gerber'in bir işletmenin operasyon düzeyinde takdirin, yani seçimin ortadan kaldırılmasına verdiği addır: Tekrar eden iş her seferinde aynı şekilde yapılır. Müşteri her gelişinde aynı deneyimi ister; bu tutarlılık, sahibin işi devredebilmesini de sağlar.
Girişimcilik Tutkusu
Önce Kâr formülü
Mike Michalowicz muhasebe formülünü tersine çevirir: Satış − Gider = Kâr yerine Satış − Kâr = Gider. Kâr, hesaba giren her paranın sabit bir yüzdesi olarak en başta ayrılır; giderler de kalan paraya sığmak zorunda kalır.
Önce Kâr
Pazarlama aracı olarak hizmet
Pazarlama aracı olarak hizmet, Paul Jarvis'in küçük işletmeler için öne çıkardığı bir ilkedir: Satıştan sonraki anlar, bir sonraki satışın sürecidir. Bir müşteriyi elde tutmak yenisini bulmanın çok küçük bir kısmına mal olur; anlatmaya değecek kadar iyi hizmet alan müşteri de bir sonrakini bedavaya getirir.
Tek Kişilik Şirket
Sahibin haftalık değerlendirmesi
Sahibin haftalık değerlendirmesi, her hafta aynı saatte ayrılan ve işin içinde değil, üzerinde geçirilen korunmuş bir saattir. Gündemi sabittir: birkaç dürüst rakam, paranın bölüşümü, yazılı bir sürecin iyileştirilmesi, bir büyüme sorusu ve yıllık planın kontrolü.
100 Dolarlık Başlangıç
Tavsiye döngüsü
Tavsiye döngüsü, iyi hizmet alan müşterinin bir sonrakini getirmesini şansa bırakmayan, bilinçli olarak kurulmuş bir süreçtir: Memnuniyet anında isteyin, iletilecek bir cümleyle işi kolaylaştırın, tavsiye edene akılda kalacak biçimde teşekkür edin ve oranı ölçün. Her on müşteriden kaçı bir başkasını getiriyor?
Tek Kişilik Şirket
Tek kişilik şirket
Tek kişilik şirket, Paul Jarvis'in büyümeyi sorgulayan ve büyüklüğünü bilinçli olarak seçen işletmeye verdiği addır; böyle bir işletme ölçeğin peşinden koşmaz, dayanıklı, özerk ve kendine yetecek kadar büyük olmayı hedefler. Çalışanları olabilir; onu tanımlayan, büyüklüğün bir varsayım değil, bir tercih olmasıdır.
Tek Kişilik Şirket
Tek sayfalık iş planı
Tek sayfalık iş planı, bütünü tek bakışta görülecek kadar kısa bir plandır. Chris Guillebeau'nun 100 Dolarlık Başlangıç'taki versiyonu beş soruya dayanır: Ne satıyorsunuz, kim alıyor, ona neye mal oluyor, sizi nasıl duyuyor ve paranızı nasıl alıyorsunuz? İşi, hâlâ boş olan satırı göstermektir.
100 Dolarlık Başlangıç
Teknisyen tuzağı
Teknisyen tuzağı, Michael Gerber'in Girişimcilik Tutkusu kitabının merkezindeki sorundur: tamamen kurucusunun zanaatine dayanan bir işletme. Her iş kurucunun elinden geçtiği için işletme onun çalışma saatlerinin ötesine büyüyemez, tatile çıktığında ayakta kalamaz. Sahip aslında kendine bir iş satın almıştır.
Girişimcilik Tutkusu
Daha İyi İletişim Kur
Göz gezdirmeye uygun yazı
Göz gezdirmeye uygun yazı, gerçekte karşınızda olan okur için yazılır: Toplantı aralarında telefondan okuyan ve metinde kendisini neyin ilgilendirdiğini, ne yapması gerektiğini arayan biri. Konu satırı mesajı, ilk satır ricayı taşır; ara başlıklar ve kalın yazı da göze yol gösterir.
İşte Bu Fikir Tutar!
Gözlem, duygu, ihtiyaç, rica
Marshall Rosenberg'in zor bir şeyi duyulabilir biçimde söylemek için önerdiği dört adım: Gözlemlediğinizi değerlendirme katmadan söyleyin, ne hissettiğinizi söyleyin, duygunun ardındaki ve herkesin paylaştığı ihtiyacı adlandırın ve karşınızdakinin reddetmekte özgür olduğu belirli bir ricada bulunun.
Şiddetsiz İletişim
Hem-hem de duruşu
Hem-hem de duruşu, bir anlaşmazlıkta hem sizin hem karşınızdakinin görüşünü ve duygularını aynı anda geçerli saymaktır. Raporun hatalı çıktığı konusunda siz haklı olabilirsiniz; geç gelen bir veri akışının işi zorlaştırdığı konusunda iş arkadaşınız da. “Ama” kelimesi bu duruşu yıkar, “ve” kelimesi korur.
Zorlu Konuşmalar
Her mesajda tek rica
Üç rica içeren bir mesajda çoğu zaman yalnızca biri yanıtlanır, genellikle de en kolayı; diğer ikisi kaybolup gider. Her mesajda tek rica ya da her maddesinde bir isim ve bir tarih bulunan numaralı bir liste, sizi alıcıların peşinden koşmaktan kurtaran kuraldır.
İşte Bu Fikir Tutar!
Hikâyeden önce olgular
Hikâyeden önce olgular, Can Alıcı Görüşmeler'in görüş bildirmek için önerdiği beş adımlı STATE yönteminin ilk hamlesidir: Odadaki herkesin yaşandığını kabul edeceği belirli, gözlemlenebilir şeylerle açarsınız; onlardan çıkardığınız sonucu ancak ondan sonra, bir sonuç olduğunu belirterek söylersiniz.
Can Alıcı Görüşmeler
İletişim el kitabı
İletişim el kitabı, sık yaptığınız her iletişim türü (mesaj, birebir görüşme, zor konuşma, sunum) için birer sayfadan oluşan kısa, kişisel bir başvuru kaynağıdır. Her sayfa, konuşmadan önce dört soruyu yanıtlar: Tek cümleyle ne söylemek istiyorum, nasıl açacağım, hangi sırayla ilerleyeceğim ve ne rica ediyorum?
TED Gibi Konuş
Kritik konuşma
Kritik konuşma, risklerin yüksek, görüşlerin farklı ve duyguların yoğun olduğu konuşmadır: performans sorunu, tutulmayan bir söz, size danışılmadan alınmış bir karar. Bu baskı altında insanlar ya susar ya saldırıya geçer; ikisi de bilgi ve düşünce akışını keser.
Can Alıcı Görüşmeler
Ortak amaç ve karşılıklı saygı
Zor bir konuşmada güven ortamı iki koşula dayanır: Karşınızdaki, onun da istediği bir sonuç için uğraştığınıza ve ona bir insan olarak saygı duyduğunuza inanır. Bu koşullardan biri sarsıldığında karşınızdaki susar ya da saldırıya geçer; yapılması gereken, konunun dışına bir adım atıp o koşulu yeniden kurmaktır.
Can Alıcı Görüşmeler
Öğrenme duruşu
Öğrenme duruşu, zor bir konuşmaya bir mesaj iletmek için değil, anlamak için girmektir: Karşınızdaki ne gördü, onun hikâyesi ne, sizin bilmediğiniz ne var? Bu duruşun açılışı üçüncü hikâyedir, yani tarafsız bir gözlemcinin anlatacağı biçim; böylece iki taraf da aynı şeye aynı yerden bakar.
Zorlu Konuşmalar
Önce dürüst takdir
Carnegie'nin birini düzeltirken izlediği kural: Dürüst bir takdirle başlayın; çünkü saldırıya uğradığını hisseden kişi kendini savunur, kendini savunan kişi de öğrenmez. Burada belirleyici olan “dürüst” kelimesidir: Carnegie dalkavukluğu sahte para gibi görür ve insanlar onu çoğu zaman hemen fark eder.
Dost Kazanma ve İnsanları Etkileme Sanatı
Sözün özünü başa koymak
Sözün özünü başa koymak, ters piramidin iş hayatına uyarlanmasıdır: önce cevap ya da rica, sonra gerekçeler, en son ayrıntı. Böylece ilk satırdan sonra okumayı bırakan okurun elinde de önemli olan kalır.
İşte Bu Fikir Tutar!
Suçlama değil katkı
Suçlama “Buna kim sebep oldu?” diye sorar ve geriye bakar; katkı ise “Ben de dahil, her birimiz bu duruma nasıl katkıda bulunduk ve şimdi ne yapacağız?” diye sorar. Bu bakış değişikliği savunmayı tetikleyen şeyi ortadan kaldırır; çünkü suçlanmak yargılanmak demektir, katkıda bulunmak ise yalnızca işin içinde olmak.
Zorlu Konuşmalar
Talep değil rica
Bir rica, ancak karşınızdaki hiçbir yaptırımla karşılaşmadan hayır diyebiliyorsa ricadır. Hayır cevabına küsecek, misilleme yapacak ya da meseleyi büyütecekseniz yaptığınız şey talepti. Rosenberg'e göre karşınızdaki de onu, siz cümlenizi bitirmeden talep olarak duymuştur.
Şiddetsiz İletişim
Tek ana mesaj
Ana mesaj, bir okurun ya da dinleyicinin her şeyi unutsa bile aklında kalması gereken tek cümledir. Heath kardeşler bu fikri ABD Ordusu'ndaki komutanın niyeti kavramından ödünç alır: Her emrin başında yer alan ve plan dağıldığında bile ayakta kalan tek bir satır.
İşte Bu Fikir Tutar!
Temkinli anlatım
Temkinli anlatım, güçlü bir sonucu düzeltilmeye açık bir biçimde söylemektir: “Bir şeyi gözden kaçırıyor olabilirim ama bana ay sonu rakamlarına güvenemeyiz gibi geliyor.” Bu cümle söylenmesi gerekeni söyler ve kapıyı açık bırakır; kesinlik ise aynı şeyi söyleyip kapıyı kapatır.
Can Alıcı Görüşmeler
Üç konuşma
Stone, Patton ve Heen'e göre her zor konuşmanın altında aynı anda üç konuşma yürür: kimin haklı olduğuna dair ne oldu konuşması, tarafların ne hissettiğine dair duygular konuşması ve olanların kişinin kendisi hakkında ne söylediğine dair kimlik konuşması.
Zorlu Konuşmalar
Üç kuralı
Dinleyiciler not almadan üç kadar yeni bilgiyi rahatça akılda tutabilir; Carmine Gallo da en çok izlenen TED konuşmalarının birçoğunun üçlü bir düzen izlediğini gördü. Pratik kural şu: Üç şey söyleyin, üç tane olduğunu belirtin ve ne kadar sevseniz de dördüncüyü çıkarın.
TED Gibi Konuş
Yüksek sesle prova
Yüksek sesle prova, önemli bir konuşmayı yapmadan önce baştan sona bir iş arkadaşınıza, eşinize ya da bir duvara karşı söylemektir. Carmine Gallo TED Gibi Konuş'ta, en doğal görünen konuşmacıların çoğu zaman en çok prova yapanlar olduğunu aktarır. İş hayatında ise neredeyse kimse prova yapmaz; fırsat da tam buradadır.
TED Gibi Konuş
Daha İyi Karar Ver
10/10/10
10/10/10, Suzy Welch'in geliştirdiği ve Heath kardeşlerin benimsediği bir sorudur: Bu seçim hakkında on dakika, on ay ve on yıl sonra ne hissedeceğim? Anın duygusunu, o duygudan çok daha uzun sürecek sonuçlardan ayırır.
Doğru Karar
Adım adım güncelleme
Adım adım güncelleme, kanıt geldikçe tahmininizi sık sık ve küçük adımlarla, kanıtın ne kadar şaşırtıcı olduğuyla orantılı biçimde değiştirmektir: yüzde 65'ten 90'a değil, 65'ten 68'e. Tetlock'un süper tahmincilerini diğerlerinden ayıran alışkanlıklardan biridir.
Süpertahmin
Alarm eşikleri
Alarm eşiği (Heath kardeşlerin deyişiyle 'tripwire'), sizi bir kararı yeniden ele almaya zorlayan, önceden belirlenmiş bir koşuldur: bir tarih ya da bir rakam. Gereklidir; çünkü karar verildikten sonra otomatik pilot devreye girer ve bir kararın yeniden düşünülmesi gereken an kendini hiçbir zaman ilan etmez.
Doğru Karar
Batık maliyet yanılgısı
Batık maliyet yanılgısı, şimdiye kadar harcadığınız paranın, zamanın, emeğin ya da sevginin, ne karar verirseniz verin geri gelmeyecek olmasına rağmen bundan sonra ne yapacağınızı etkilemesine izin vermektir. Dobelli'nin anlattığı hatalar arasında en pahalıya mal olanlardan biridir.
Doğru Düşünme Sanatı
Çerçeveleme etkisi
Çerçeveleme etkisi, aynı bilginin kazanç ya da kayıp olarak ifade edilmesine göre farklı kararlar doğurmasıdır. 'Yüzde 90 hayatta kalma' ile 'yüzde 10 ölüm' aynı tedaviyi anlatır, ama insanları iki farklı seçime götürür.
Hızlı ve Yavaş Düşünme
Dar çerçeve
Dar çerçeve, neredeyse her zaman başka kapılar varken bir kararı 'yapayım mı, yapmayayım mı' diye, yani tek bir seçeneği hiçbir şeyle karşılaştırarak görme eğilimidir. Heath kardeşlerin dört düşmanından ilkidir ve düzeltmesi en ucuz olanıdır.
Doğru Karar
Dış bakış
Dış bakış, bir tahmine taban oranından başlamaktır: Bu türdeki vakalar ne sıklıkla şu ya da bu şekilde sonuçlanıyor? Süper tahminciler önce bu orandan yola çıkar, vakanın kendine özgü yanlarına göre ayarı ancak ondan sonra yapar ve bu ayarı içgüdülerinin istediğinden küçük tutar.
Süpertahmin
En yakın arkadaşıma ne söylerdim?
Arkadaş sorusu, birebir sizin durumunuzdaki en yakın arkadaşınıza ne yapmasını öğütleyeceğinizi sorar. İnsanlar kendi uyguladıklarından daha iyi öğüt verir; çünkü öğüt verirken temel önceliklere bakar, korkuyu atlarız. Yanıt da çoğu zaman birkaç saniyede gelir.
Doğru Karar
Kalibrasyon
Kalibrasyon, söylediğiniz olasılıklarla gerçekleşenler arasındaki uyumdur: 'yüzde 70' dediğinizde, aşağı yukarı on seferin yedisinde haklı çıkmak. Çoğu insan aşırı özgüvenlidir; 'yüzde 90 eminim' dedikleri şeyler ondan dokuzdan belirgin biçimde daha seyrek gerçekleşir ve bunu ancak yazılı bir kayıt ortaya çıkarır.
Süpertahmin
Karar değerlendirmesi
Karar değerlendirmesi, kararın verildiği gün belirlenen bir tarihte yapılır. Önce sonucu kaydeder, ardından ayrı olarak süreci o gün bilinenlere göre yargılar: Hangi hata araya sızdı, olasılık ne kadar iyi kalibre edilmişti ve neyin değişmesi gerekiyor? Çıkarılan ders her zaman süreçle ilgilidir, asla şansla değil.
Bahse Var mısın?
Karar günlüğü
Karar günlüğü, her önemli karar için sonuç bilinmeden yazılan bir sayfadır: seçenekler, sınanan varsayım, rakamla bir olasılık, bir arkadaşa verilecek öğüt, bir premortem ve bir değerlendirme tarihi. Hafıza bu kaydı yeniden yazamaz; Daha İyi Karar Ver Yol'u da böyle bir günlükle biter.
Bahse Var mısın?
Karar kalitesi ve sonuç kalitesi
Karar kalitesi, bir seçimin o gün bilinebilecekler düşünüldüğünde ne kadar iyi yapıldığıdır; sonuç kalitesi ise işin nasıl sonuçlandığıdır. Annie Duke'un iyi ya da kötü kararı iyi ya da kötü sonuçla çaprazlayan dört kutusu, çoğu insanın kullandığı iki kutunun yerini alır.
Bahse Var mısın?
Karar vermenin dört düşmanı
Dört düşman, Chip ve Dan Heath'in kararların çoğunu bozan dört etkene verdiği addır: dar çerçeve, doğrulama yanlılığı, anlık duygu ve aşırı özgüven. Her birine yazarların WRAP sürecindeki bir adım karşılık verir.
Doğru Karar
Kaybolan seçenekler testi
Kaybolan seçenekler testi şunu sorar: Önünüzdeki seçenekler bir anda ortadan kalksaydı ne yapardınız? Heath kardeşlerin dar çerçeveden kurtulmak için önerdiği en hızlı araçtır; çünkü zihin aslında hiç tıkanmamıştır, yalnızca önündeki kapılara takılıp kalmıştır.
Doğru Karar
Kendini dürtme
Kendini dürtme, kendi seçim mimarınız olmaktır: Tekrar tekrar verdiğiniz kararlar için varsayılanı, sürtünmeyi ve sıralamayı en iyi gününüzde seçeceğiniz biçimde kurarsınız; böylece kararı iradeniz değil, tasarım verir.
Dürtme
Küçük deneme
Küçük deneme (Heath kardeşlerin deyişiyle 'ooching'), tam olarak bağlanmadan önce küçük ve ucuz bir deney yapmaktır: şirkete katılmadan önce serbest çalışmak, ev almadan önce kiralamak, yaygınlaştırmadan önce pilot uygulama yapmak. Bir tahminin yerine gerçek bir sonuç koyar.
Doğru Karar
Paralel seçenekler
Paralel seçenekler (Heath kardeşlerin deyişiyle 'multitracking'), birkaç gerçek seçeneği sırayla değil aynı anda açık tutmaktır. Hiçbir seçenek egonuzun yerine geçmediği için daha dürüst değerlendirir ve eleştiriyi daha kolay kabul edersiniz. Heath kardeşlerin seçenekleri genişletmek için önerdiği ikinci araçtır.
Doğru Karar
Premortem
Premortem (ölüm öncesi analiz), Gary Klein'ın geliştirdiği ve Heath kardeşlerin benimsediği bir araçtır: Bağlanmadan önce bir yıl sonrasında olduğunuzu ve kararın başarısız olduğunu hayal eder, herkesten nedenini yazmasını istersiniz. Geçmiş zaman, dile getirilmeyen somut kaygıları ortaya çıkarır.
Doğru Karar
Seçim mimarisi
Seçim mimarisi, Thaler ve Sunstein'ın seçeneklerin sunuluş biçimine verdiği addır: varsayılan seçenek, sıralama, sürtünme ve geri bildirim. Her seçim bir biçimde sunulmak zorunda olduğu için tarafsız tasarım diye bir şey yoktur; mimar, seçen kişinin farkında olduğundan çok daha fazlasını belirler.
Dürtme
Skor tutmak
Skor tutmak, her tahmini tarihli bir rakam olarak yazmak ve sonra gerçekleşenle karşılaştırıp işaretlemektir. Bu işaret olmadan hafıza her tahmini 'zaten tahmin etmiştim'e çevirir; işaretlediğinizde ise rakamlarınızın hangi yöne saptığını görür ve ayarınızı yaparsınız.
Süpertahmin
Sonuca göre yargılama
Sonuca göre yargılama (Annie Duke'un deyişiyle 'resulting'), bir kararın kalitesini sonucunun kalitesine bakarak değerlendirmektir. İyi kararlar kaybedebildiği, kötü kararlar da kazanabildiği için bu alışkanlık size şans eseri tutan hataları tekrarlamayı, doğru seçimlerden de vazgeçmeyi öğretir.
Bahse Var mısın?
Tersini düşünmek
Tersini düşünmek, kendi eğiliminize karşı bilerek tartışmaktır: Hoşlanmadığınız seçeneğin doğru çıkması için neyin doğru olması gerektiğini sormak ve dürüst yanıtı canınızı sıkabilecek çürütücü sorular sormak. Heath kardeşlerin doğrulama yanlılığına karşı önerdiği savunmadır.
Doğru Karar
Özgüven Kur
Arena
Arena, Theodore Roosevelt'in 1910'da yaptığı "Bir Cumhuriyette Yurttaşlık" konuşmasından gelen ve Brené Brown'ın Cesur Yanınızı Kucaklayın'da yeniden yorumladığı bir imgedir: işi gerçekten yapan kişinin durduğu yer; yüzü toza ve tere bulanmış, hata yapan ve eksik kalan insanın yeri.
Cesur Yanınızı Kucaklayın
Ayrışma
Ayrışma, Harris'in iç eleştirmenle baş etmek için öğrettiği bir kabul ve kararlılık terapisi becerisidir: bir düşünceyi, boyun eğilecek ya da tartışılacak bir gerçek olarak değil, zihnin ürettiği bir kelime dizisi, yani bir düşünce olarak fark etmek.
Özgüven Boşluğu
Bilgi olarak başarısızlık
Bilgi olarak başarısızlık, gelişim zihniyetinin kötü bir sonucu okuma biçimidir: Sonuç sizin hakkınızda bir hüküm değil, stratejiniz hakkında bir veridir; akla yatkın tepki de stratejiyi değiştirip yeniden denemektir. Sabit zihniyette ise başarısızlık bir hükümdür ve kaçınmak akla yatkın görünür.
Aklını En Doğru Şekilde Kullan
Cesaret olarak kırılganlık
Brené Brown kırılganlığı belirsizlik, risk ve duygusal açıklık olarak tanımlar. Araştırmasına göre kırılganlık bir zayıflık değil, cesaretin doğduğu yerdir: İstemek, söylemek, sunmak ve kabul etmek bu üçünü de taşır; kırılganlık içermeyen bir cesaret eylemi yoktur.
Cesur Yanınızı Kucaklayın
Değer temelli eylem
Değer temelli eylem, Harris'in yol gösterici olarak iç eleştirmenin yerine koyduğu ölçüttür. Özgüvenli hissedip hissetmediğinizi ya da düşüncenin doğru olup olmadığını sormak yerine, bu durumda neyin arkasında durmak istediğinizi (dürüstlük, merak, katkı) sorar ve o değerin gerektirdiği eylemi yaparsınız.
Özgüven Boşluğu
Gelişim zihniyeti
Gelişim zihniyeti, Carol Dweck'in yeteneğin doğuştan sabit olmadığı, çaba, doğru strateji ve yardımla geliştiği inancına verdiği addır. Bu inançla iş bir pratiğe, başarısızlık bir bilgiye, çaba da yöntemin kendisine dönüşür.
Aklını En Doğru Şekilde Kullan
Günde bir cesur eylem
Günde bir cesur eylem, Harris, Jeffers ve Brown'dan beslenen bir özgüven pratiğidir: kendinizi hazır hissetmeden yaptığınız tek bir eylem. Bir önceki akşam seçilir; yapacağınızdan emin olacak kadar küçük, içinizde kıpırtı yaratacak kadar büyüktür. Korku yerinde dururken yapılır ve bir listeye yazılır.
Özgüven Boşluğu
Günde bir risk
Günde bir risk, Jeffers'ın konfor alanını genişletme yöntemidir: bugünkü sınırın biraz dışında kalan küçük, tek bir şey; sabah seçilir, yatmadan önce yapılır ve kanıt birikmesi için kaydedilir. Konfor alanının sınırı, her gün biraz ittiğiniz yönde genişler, itmediğiniz yönde daralır.
Korkuyu Hisset ve Yine de Vazgeçme
Histen önce eylem
Histen önce eylem, Harris'in yönteminin merkezindeki tersine çevrilmiş sıralamadır: Önce özgüvenli eylemler gelir, özgüven duygusu sonra. Korkutucu bir işten önce sorulacak soru "Hazır hissediyor muyum?" değil, "Korku yerinde dururken şu an atabileceğim en küçük adım ne?" sorusudur.
Özgüven Boşluğu
İçe dönüklerin güçleri
İçe dönüklerin güçleri, Susan Cain'in derlediği araştırmaların dışa dönük idealin küçümsediğini gösterdiği niteliklerdir: hazırlık, dinlemek, fark etmek, konuşmadan önce düşünmek, derinlik, sebat, uzun süre tek başına çalışabilmek ve önceden hazırlanıp bir kez söylendiğinde odanın havasını değiştiren katkı.
Sessiz
Kaybı olmayan karar
Kaybı olmayan karar, Jeffers'ın seçim öncesindeki felce karşı önerdiği bakıştır: Önceden bilinemeyecek doğru yol ve yanlış yol ayrımı yerine, iki yolun da öğrenmeye ve başa çıkmaya vardığını görürsünüz. İkisi de bir tür kazançtır, hiçbiri hüküm değildir. Bu bakış seçimi önemsizleştirmez.
Korkuyu Hisset ve Yine de Vazgeçme
Kendini kabul
Kendini kabul, Branden'in ikinci sütunudur: kendi deneyiminizle savaşa girmemek; hissettiğiniz, düşündüğünüz, istediğiniz ya da yaptığınız hiçbir şeyi inkâr etmemek. Onaylamak değildir: Korkuyu onaylamadan korktuğunuzu, kendinizi bir hata saymadan hata yaptığınızı kabul edebilirsiniz.
Özsaygının Altı Prensibi
Kendini ortaya koyma
Kendini ortaya koyma, Branden'in dördüncü sütunudur: isteklerinize, ihtiyaçlarınıza ve değerlerinize saygı göstermek ve onları dile getirmenin uygun yollarını aramak. Bu ne saldırganlıktır ne de dışa dönüklerin yüksek sesi.
Özsaygının Altı Prensibi
Korku hakkındaki gerçekler
Susan Jeffers'ın korkuyla ilgili gerçekleri şunlardır: Büyümeye devam ettiğiniz sürece korku hiç geçmez; bir şeyin korkusundan kurtulmanın tek yolu onu yapmaktır; herkes korkar; korkuya rağmen ilerlemek, kaçınmanın getirdiği çaresizlikle yaşamaktan daha az korkutucudur.
Korkuyu Hisset ve Yine de Vazgeçme
Ne olursa olsun, bununla başa çıkabilirim
"Ne olursa olsun, bununla başa çıkabilirim", Jeffers'ın belirli bir kaygıyı dağıtmak için önerdiği cümledir. Bu cümle, işlerin iyi gideceğine dair yapılması imkânsız bir tahmin değil, kendiniz hakkında neredeyse her zaman doğru olan bir tespittir; çünkü asıl korkulan sonucun kendisi değil, onunla başa çıkamamaktır.
Korkuyu Hisset ve Yine de Vazgeçme
Onarıcı köşe
Onarıcı köşe, Cain'in psikolog Brian Little'dan aldığı bir kavramdır: Kişinin kendi doğasına aykırı bir rol üstlendikten sonra gerçek benliğine döndüğü yer ya da zaman. Toplantıdan sonraki yürüyüş, bir saatliğine kapatılan kapı ya da kimseyi görmeden geçen bir pazar günü gibi.
Sessiz
Özgüven boşluğu
Özgüven boşluğu, Russ Harris'in özgüvenli hissetmek ile harekete geçmek arasındaki bekleyişe verdiği addır. Önce özgüvenli hissetmesi gerektiğine inananlar hiçbir zaman harekete geçemez; çünkü his, gelirse, eylem yeterince tekrarlanıp tanıdık hâle geldikten sonra gelir. Boşluk yalnızca eylem tarafından kapanır.
Özgüven Boşluğu
Özgüven pratiği sayfası
Özgüven pratiği sayfası, Özgüven Kur Yolu boyunca adım adım kurulan tek sayfalık bir rutindir ve altı kitabı yedi alışkanlığa dönüştürür: değerler, günde bir cesur eylem, iç eleştirmen için bir cümle, aksiliklerden sonra iki satırlık bir değerlendirme, dile getirilen utanç, korunan sessiz zaman ve pazar sayımı.
Özgüven Boşluğu
Özsaygının altı sütunu
Branden'in altı sütunu, kendi gözünüzde kazandığınız itibar olarak anlaşılan özsaygıyı inşa eden pratiklerdir: bilinçli yaşamak, kendini kabul, kendi sorumluluğunu üstlenmek, kendini ortaya koymak, amaçlı yaşamak ve kişisel bütünlük.
Özsaygının Altı Prensibi
Sabit zihniyet
Sabit zihniyet, Dweck'in yeteneğin insanda ya olan ya olmayan sabit bir miktar olduğu inancına verdiği addır. Bu inançla her iş o miktarın bir sınavına, her başarısızlık da bir hükme dönüşür.
Aklını En Doğru Şekilde Kullan
Söz alma pratiği
Söz alma pratiği, Cain ve Branden'den beslenen iki günlük eylemden oluşur: her toplantıda önceden karar verilmiş ve oda hız kazanmadan, ilk on dakikada dile getirilen hazırlıklı bir katkı ve her gün, başına o alışıldık özür eklenmeden yapılan bir istek. İkisi de sürekli tutulan bir listeye yazılır.
Sessiz
Utanca karşı dayanıklılık
Utanca karşı dayanıklılık, Brené Brown'ın utanca cevap veren pratiğe verdiği addır: utancı ve onu neyin tetiklediğini tanımak, söylediğini sınamak (utanç, tek bir soruya bile nadiren dayanabilen mutlak ifadelerle konuşur), güvendiğiniz birine uzanmak ve onu dile getirmek.
Cesur Yanınızı Kucaklayın
Utanç ve suçluluk
Brown'ın ayrımına göre suçluluk "Kötü bir şey yaptım" demektir: bir davranış hakkında verilen, rahatsız edici ama düzeltilecek bir şeyi gösterdiği için çoğu zaman işe yarayan bir yargı. Utanç ise "Ben kötüyüm" demektir: değiştirilebilecek bir şey hakkında değil, benlik hakkında verilmiş bir hüküm.
Cesur Yanınızı Kucaklayın
Yetenek yerine süreç
Yetenek yerine süreç, Dweck'in övgü çalışmalarından çıkan kuraldır: Yeteneği övmek insanları kırılgan ve kaçıngan yapar, çabayı ve stratejiyi övmek ise direnmelerini sağlar. Aynı kural kendinizle nasıl konuştuğunuz için de geçerlidir.
Aklını En Doğru Şekilde Kullan
Zihnini Anla
Akış
Akış, Csikszentmihalyi'nin bir etkinliğe kendini tümüyle kaptırma hâline verdiği addır: dikkat bütünüyle iştedir, insan kendini izlemeyi bırakır, zaman algısı değişir, yapmak ödülün kendisi olur. Koşulları (net hedef, anında geri bildirim, beceriye denk zorluk) bilinçli olarak kurulabilir.
Akış: Mutluluk Bilimi
Amigdala kaçırılması
Amigdala kaçırılması, Goleman'ın kısacık bir ana verdiği addır: beynin tehdit algılayıcısı, düşünen korteks durumu anlamlandıramadan saniyenin bir kesrinde tam bir duygusal tepki başlatır. Bu bir kusur değil, beynin yapısıdır ve tanınabilir bir imzası vardır: tetikleyiciyle orantısız, ani bir yoğunluk.
Duygusal Zekâ
Anlamın üç kaynağı
Frankl'ın logoterapisi anlamı herkesin ulaşabileceği üç yerde arar: dünyaya verdiğiniz şeyde (bir eylem ya da bir eser), dünyadan aldığınız şeyde (her şeyden önce, olduğu gibi görülen başka bir insana duyulan sevgi) ve değiştirilemeyen bir acı karşısında takındığınız tutumda.
İnsanın Anlam Arayışı
Anlatı yanılgısı
Anlatı yanılgısı, Kahneman'ın Nassim Taleb'den aldığı bir kavramdır: zihin geçmiş olayları, sonucu kaçınılmaz gösteren bir neden-sonuç hikâyesine dönüştürür. Kendini sonradan bilmişlikle belli eder: olup bitenden sonra bunu hep bildiğinizi hissedersiniz; başarılar reçeteye, başarısızlıklar apaçık hatalara dönüşür.
Hızlı ve Yavaş Düşünme
Beceri olarak empati
Goleman'ın anlatımında empati bir kişilik özelliği değil, bir beceridir: nasıl yanıt vereceğinize karar vermeden önce karşınızdakinin hâlini yüzünden, sesinin tonundan ve duruşundan bilinçli olarak okumak. Pratikle gelişir. Empatik kişi en çok hisseden değil, doğru okuyan ve okuduğunu yüksek sesle teyit edendir.
Duygusal Zekâ
Bilişsel kolaylık
Bilişsel kolaylık, Sistem 1'in bir şeyi zorlanmadan işlediği hâldir: o şey tanıdık, akıcı, açık biçimde sunulmuş ya da tekrarlanmış olduğu için zihin onu doğru ve iyi diye etiketler. Zorluk ya da yenilik ise bir gerginlik yaratır ve Sistem 2'yi denetime çağırır. Doğruluk hissi, çoğu zaman bir kolaylık hissidir.
Hızlı ve Yavaş Düşünme
Binici ve fil
Binici ve fil, Haidt'in bölünmüş benlik benzetmesidir: bilinçli akıl yürütme, otomatik süreçlerden, iştahlardan, duygulardan ve alışkanlıklardan oluşan koca bir filin sırtındaki küçük bir binicidir. Binici plan yapar, ama anlaşamadıklarında fil kazanır; binici de çoğu zaman filin istediğine gerekçe bulur.
Mutluluk Varsayımı
Bölünmüş benlik
Bölünmüş benlik, Haidt'in psikolojide tekrar tekrar çıkan bir bulguyu özetleme biçimidir: insan, kimi bilinçli kimi otomatik, sık sık anlaşamayan birkaç sistemden oluşur. Bu yüzden aynı anda iki şey istemek ya da doğrusunu bilip yapmamak bir kusur değil, zihnin olağan yapısıdır.
Mutluluk Varsayımı
Duygusal öz farkındalık
Duygusal öz farkındalık, Goleman'ın sıraladığı yeteneklerin ilki ve temelidir: bir duyguyu yaşanırken tanımak ve ona tam adını koymak. "Kötüyüm" değil, "küçük düşürülmüş hissediyorum" ya da "geç kalacağım diye kaygılıyım". Duygusal zekânın geri kalanı bunun üzerine kurulur, çünkü fark edilmeyen bir duygu yönetilemez.
Duygusal Zekâ
Düzenli bilinç
Düzenli bilinç, psişik entropinin tersidir: dikkatini kendi seçtiği bir hedefe yöneltmiş bir zihin. Akış, düzenli bilincin en yoğun hâlidir; sakin ve işine dalmış geçen bir öğleden sonra ise aynı hâlin gündelik yoğunluğudur. Csikszentmihalyi'ye göre bir hayatın niteliği, dikkatin neye harcandığının toplamıdır.
Akış: Mutluluk Bilimi
Etki yanlılığı
Etki yanlılığı, Daniel Gilbert ile Timothy Wilson'ın ortaya koyduğu bulgudur: insanlar gelecekteki olayların duygularını ne kadar güçlü ve ne kadar uzun etkileyeceğini abartır. İyi olaylar beklenenden daha az ve daha kısa süre mutlu eder; kötü olaylar da daha az ve daha kısa süre acıtır.
Mutluluk Beyinde Başlar
Gördüğün, var olanın tamamıdır
"Gördüğün, var olanın tamamıdır" (WYSIATI), Kahneman'ın Sistem 1'in bir alışkanlığına verdiği addır: eldeki kanıttan en tutarlı hikâyeyi kurar ve neyin eksik olduğunu fark etmez. Olmayan kanıt hikâyede yer almadığı için tek bir canlı ayrıntı bir kişiliğe, iki veri noktası bir eğilime dönüşür.
Hızlı ve Yavaş Düşünme
Günlük zihin kontrolü
Günlük zihin kontrolü, her gün aynı saatte, kendi zihninize dair kısa bir soru sayfasıyla yaptığınız iki dakikalık bir gözden geçirmedir: geriye dönüp o günden bir tepkinize bakarsınız; ileriye bakıp bir odaklanmış çalışma bloğu ile sizi kışkırtması olası bir durumu belirler, o durumdaki yanıtınızı önceden seçersiniz.
Hızlı ve Yavaş Düşünme
Hedonik alışma
Hedonik alışma, kazanç ve kayıplardan sonra eski düzeye dönmektir: bir zam, daha büyük bir daire ya da yeni bir araba alışıldıkça keyfini yitirir; kayıpların çoğu da söner. Edinmek, Brickman ve Campbell'ın deyişiyle bir hedonik koşu bandıdır: koşarsınız, yerinizde sayarsınız. Haidt istisnalara dikkat çeker.
Mutluluk Varsayımı
İki sistem
Kahneman'ın iki sistemi, zihnin iki ayrı karakteridir. Sistem 1 hızlı, otomatik, zahmetsizdir ve hiç kapanmaz; neredeyse her soruyu siz daha soruyu duymayı bitirmeden yanıtlar. Sistem 2 ise yavaş, bilinçli, zahmetli ve tembeldir; çoğu zaman Sistem 1'in önüne koyduğunu kabul edip ona bir gerekçe ekler.
Hızlı ve Yavaş Düşünme
Mutluluk formülü
H = S + C + V mutluluk formülünü 2002'de Martin Seligman ortaya koydu; Jonathan Haidt da kullanır. Mutluluk (H), büyük ölçüde kalıtsal bir sabit nokta (S), hayatınızın koşulları (C) ve seçtiğiniz etkinliklerin (V) toplamıdır. C ve V gerçek bir alan bırakır.
Mutluluk Varsayımı
Mutluluk yerine anlam
Mutluluk yerine anlam, Frankl'ın alışılmış hedefi tersine çevirmesidir: mutluluk kovalanarak bulunmaz, kendiliğinden gelir. Doğrudan hedeflenince, gece üçte zorlanan uyku gibi kaçar. İnsanın kendi ötesindeki bir şeye (bir iş, bir insan, değiştirilemeyen karşısında bir tutum) yönelmiş hayatın yan ürünüdür.
İnsanın Anlam Arayışı
Psişik entropi
Psişik entropi, Csikszentmihalyi'nin birbiriyle çatışan taleplerin dikkatini dört bir yana çektiği bir zihnin düzensizliğine verdiği addır: kitap okurken içinizi kemiren toplantı kaygısı, akşam yemeğine sızan kırgınlık, konuşmanın ortasında telefonun çekimi. Hiçbir şey dikkatin tamamını alamaz ve hiçbir şey bitmez.
Akış: Mutluluk Bilimi
Son özgürlük
Son özgürlük, Frankl'ın kamplardan çıkardığı sonuçtur: bir insanın elinden her şey alınabilir, tek bir şey dışında. İnsan özgürlüklerinin sonuncusu, hangi koşullarda olursa olsun o koşullar karşısında takınacağı tutumu seçmektir.
İnsanın Anlam Arayışı
Trajik iyimserlik
Trajik iyimserlik, Frankl'ın acı, suçluluk ve ölümden oluşan trajik üçlüye rağmen hayata "evet" deme duruşuna verdiği addır. Bu ne inkârdır ne de neşe; değiştirilemeyen bir şeyin geri kalan her şeyin anlamını silmesine izin vermemektir. En kötü koşulları bile bir tutum sorusuna dönüştürür.
İnsanın Anlam Arayışı
Vekil deneyim
Vekil deneyim (surrogation), Daniel Gilbert'in ekibinin 2009'daki bir çalışmasından gelen bir kavram ve etki yanlılığının çaresidir: gelecekteki bir durumu hayal etmek yerine onu zaten yaşayan birine sorarsınız. Onun gerçek deneyimi, gelecekteki duygunuzu kendi ayrıntılı hayalinizden daha iyi öngörür.
Mutluluk Beyinde Başlar
Zihin kullanım kılavuzu
Zihin kullanım kılavuzu, kendi zihninize dair dokuz kısa sorudan oluşan tek bir sayfadır. Her soru psikolojideki bir bulguya dayanır ve bir tepki ya da karar geldiği anda bir saniyede sorulabilir. BookYol'un Zihnini Anla Yol'u bu sayfayı on iki günlük Durak'la adım adım kurar.
Hızlı ve Yavaş Düşünme
Zorluk-beceri dengesi
Zorluk-beceri dengesi akışın temel koşuludur: iş, mevcut becerinizin hemen bir adım ötesinde olmalıdır. Fazla kolaysa dikkat sıkılmaya kayar; fazla zorsa kaygıya dönüşür. Akış bu ikisinin arasındaki kanalda yaşanır ve beceri büyüdükçe zorluğun da onunla birlikte büyümesi gerekir.
Akış: Mutluluk Bilimi
Ertelemeyi Bırak
Başlama ortamı
Başlama ortamı, James Clear'ın 'iyi davranışı göz önüne koy, kötüsünü gözden uzaklaştır' ilkesinin ertelemeye uygulanmasıdır: Masaya oturduğunuzda iş açık ve bir adım ötenizde, dikkat dağıtıcı ise başka bir odada olmalıdır. Bu akşam kaldırdığınız her sürtünme, yarın kazanmak zorunda olmadığınız bir karardır.
Atomik Alışkanlıklar
Başlama sistemi
Başlama sistemi, ertelemeye yatkın insanlar için tek sayfalık bir düzendir; BookYol'un Ertelemeyi Bırak Yolu bu sistemi kurar. Günlük yarısında yarının listesi bir önceki akşam yazılır, sabah otuz dakikalık bir başlangıç, akşam bir kapanış yapılır; haftalık yarısı bir gözden geçirmedir. Dört hafta uygulanır.
Erteleme!
Başlamayı seçmek
Başlamayı seçmek, Neil Fiore'nin önerdiği dil değişikliğidir: 'zorundayım' yerine 'seçiyorum' demek. Zorunluluk dili işi bir otoritenin size dayattığı bir yük gibi kurar ve otoriteye direnilir. Seçim ise kararı veren kişiyi yeniden siz yapar ve belirli bir saatte harekete geçmenizi sağlar.
Erteleme!
Bir sonraki eylem
Bir sonraki eylem, David Allen'ın iş birimidir: Bir projeyi ilerletmek için yapacağınız ilk fiziksel ve gözle görülür iş; başka biri yalnızca o cümleyi okuyup yapabilecek kadar somut tanımlanmış hâliyle. Birden fazla adım gerektiren bir sonuç olan projeye başlanamaz; yalnızca bir sonraki eylemine başlanabilir.
İş Bitirici
Direnç
Direnç, Steven Pressfield'in büyük harfle yazdığı adıyla, gelişiminiz için önemli bir işe giriştiğiniz anda yükselen ve o işi yapmamanız için her gerekçeyi sunan güçtür. Kişisel değildir, sınırsız yaratıcıdır ve hiç gevşemez. Üstelik orantılıdır: İş sizin için ne kadar önemliyse, onu o kadar güçlü hissedersiniz.
Yaratma Savaşı
Günlük başlama ritüeli
Günlük başlama ritüeli, işe başlamakta zorlanan biri için iş gününü açan sabit bir sıradır: bir önceki akşam yazılmış ve en önemli işin işaretlendiği liste, önceden hazırlanmış masa, kısa bir açılış ritüeli, otuz dakikaya kurulmuş bir zamanlayıcı ve e-postadan önce o en önemli iş.
Erteleme!
Haftalık gözden geçirme
Haftalık gözden geçirme, David Allen'ın sistemini güvenilir tutan haftalık bir saattir: Gelen kutusunu boşaltın, her projenin bir sonraki eylemi olup olmadığına bakın, bitenleri çizin, yenileri ekleyin ve önünüzdeki takvime göz atın. Allen buna bütün yöntemin başarısını belirleyen kritik etken der.
İş Bitirici
Her gün işin başına geçmek
Her gün işin başına geçmek, Pressfield'in profesyonelinin alışkanlığıdır: sabit bir saat, sabit bir yer, bir başlangıç ritüeli ve iş iyi gitse de gitmese de oturumun yapılacağı kuralı. Böylece işin başına geçmek sabahki ruh hâliyle pazarlık edilmez, tek bir gün de sizin hakkınızda kanıt sayılmaz.
Yaratma Savaşı
İki dakika kuralı
İki dakika kuralı, David Allen'ın gelen kutusunu işlerken uyguladığı talimattır: İki dakikadan kısa sürecek her iş hemen yapılır, çünkü onu düzenlemek ya da ertelemek yapmaktan pahalıya gelir. Erteleyenlerin bahanesi olan küçük işleri temizler, geriye gerçek işlerin listesini bırakır.
İş Bitirici
İki dakikalık başlangıç
İki dakikalık başlangıç, James Clear'ın bir alışkanlığın iki dakikadan kısa süren bir başlangıca indirilmesi gerektiği kuralıdır (dosyayı açıp tek bir cümle yazmak, koşu ayakkabılarını giymek gibi). Çünkü en zor kısım başlamaktır ve ilk adımdan sonraki her adım, ilkinden kolaydır.
Atomik Alışkanlıklar
Kapanış ritüeli
Kapanış ritüeli, Cal Newport'un iş gününü bitirme rutinidir: Listeyi kontrol edin, ortada kalanları kayda geçirin, yarının bloklarını planlayın ve kapanışı bildiren bir cümle söyleyin. Böylece yarım kalan iş akşamınıza tedirginlik olarak sızmaz, ertesi sabahı da ağırlaştırmaz.
Deep Work
Kayda geçirme alışkanlığı
Kayda geçirme alışkanlığı, David Allen'ın yönteminin ilk adımıdır: Söz verip henüz yapmadığınız her iş, yani her açık döngü, kafanızda değil güvendiğiniz tek bir gelen kutusunda durur. Önce eksiksiz bir taramayla, sonra refleks olarak yapılır; çünkü kırk açık döngü taşıyan zihin birine odaklanamaz.
İş Bitirici
Korku olarak erteleme
Korku olarak erteleme, Neil Fiore'nin teşhisidir: Ertelemek tembellik değil; başarısız olabilecek, yargılanabilecek ya da sonu görünmeyecek kadar büyük bir işin kaygısıyla baş etmenin yoludur. Kaçmanın rahatlaması gerçek ama kısadır; ardından gelen öz eleştiri bir sonraki gecikmeyi doğurur.
Erteleme!
Kurbağayı yemek
Kurbağayı yemek, Brian Tracy'nin işlerin sırasıyla ilgili kuralıdır: Günün en önemli, sonuçları en büyük ve sizi ertelemeye en çok çeken işini belirleyin ve onu e-postadan ve daha kolay her işten önce yapın. Tracy'ye göre irade ve zihin berraklığı o saatlerde en yüksek düzeydedir.
Ye O Kurbağayı!
Mükemmeliyetçilik felci
Mükemmeliyetçilik felci, mükemmeliyetçiliğin yol açtığı ertelemedir; Neil Fiore mükemmeliyetçiliği ertelemenin başlıca kökleri arasında sayar. Mantığı şudur: İş mükemmel olmak zorundaysa ve mükemmeli yapabileceğinizden emin değilseniz, hiçbir şey yapmamak sizi bunu öğrenmekten korur.
Erteleme!
Otuz dakikalık başlangıç
Otuz dakikalık başlangıç, Neil Fiore'nin temel tekniğidir: Kaçtığınız iş üzerinde kesintisiz otuz dakika çalışmaya söz verin, onu bitirmeye asla; zamanlayıcı çaldığında bırakma hakkınız da gerçekten olsun. Erteleme işin büyüklüğünden beslenir; otuz dakikalık bir başlangıcın ise büyüklüğü yoktur.
Erteleme!
Önce kaba taslak
Önce kaba taslak, Neil Fiore'nin 'kusurlu olmaya izin' fikrinin ruhuna uygun bir mükemmeliyetçilik çaresidir: Başlamadan önce ilk versiyonun kötü olacağına karar verin, otuz dakika hiç silmeden yazın, sayfaya 'birinci taslak' yazın ve düzeltmeyi başka bir güne bırakın.
Erteleme!
Plansız Takvim
Plansız Takvim, Neil Fiore'nin Unschedule adını verdiği ters işleyen takvimdir: Uyku, yemek, spor, sevdikleriniz ve oyun önce yazılır ve korunur. İş hiç planlanmaz; ancak kesintisiz otuz dakika çalışıldıktan sonra renkle kaydedilir. Sayfa, yapılmış işle geriye doğru dolar.
Erteleme!
Profesyonelleşmek
Profesyonelleşmek, Pressfield'in Direnç'e yanıtıdır: Amatör ilham gelince çalışır ve kötü günleri kişisel alır. Profesyonel her gün aynı saatte işinin başına geçer, iş iyi gitse de gitmese de çalışır, başarısızlığı da başarıyı da kişisel almaz. Bu bir teknik değil, kimlikle ilgili bir karardır.
Yaratma Savaşı
Pusula olarak korku
Pusula olarak korku, Steven Pressfield'in şu kuralıdır: Direnç bir işin sizin için ne kadar önemli olduğuyla orantılı olarak güçlendiği için, bir işe karşı duyduğunuz tedirginlik bir uyarı değil, bir bilgidir. Önemli olanı gösterir; doğru tepki de ona doğru yürümektir.
Yaratma Savaşı
Suçluluk duymadan oyun
Suçluluk duymadan oyun, Neil Fiore'nin dinlenme ve eğlencenin işin ödülü değil, yakıtı olduğu savıdır: Aklınız işte değilken yaşanan oyun, işe başlayacak enerjiyi yeniler. Suçluluk içinde geçen oyun ise hiçbir şeyi yenilemez ve bir sonraki kaçışı besler.
Erteleme!
Ters takvim
Ters takvim, Neil Fiore'nin teslim tarihleriyle baş etme yöntemidir: Teslim gününden geriye doğru gidip bir gün, bir hafta önce ve bugüne kadar hangi aşamaya gelinmesi gerektiğini sorarsınız. Sonunda iş, uzak ve şekilsiz bir bitiş değil, tarihli otuz dakikalık başlangıçlar dizisi olur.
Erteleme!
Yarını bu akşamdan planlamak
Yarını bu akşamdan planlamak, Brian Tracy'nin şu kuralıdır: Ertesi günün listesi, en önemli iş (Tracy'nin deyişiyle 'kurbağa') işaretlenmiş olarak bir önceki akşam yazılır. Çünkü ne yapacağınıza karar vermek de bir iştir ve kararla başlayan bir sabah, kaçmak için bir fırsatla başlar.
Ye O Kurbağayı!
İlk Ekibini Yönet
Akranlar arası hesap verebilirlik
Akranlar arası hesap verebilirlik, Lencioni'nin piramidindeki dördüncü katmandır: Sağlıklı bir ekipte üyeler verdikleri sözlerin hesabını birbirinden sorar; bu öncelikle yöneticinin işi değildir. Yönetici bunu açık standartlarla, grupta gözden geçirilen ilerlemeyle ve ilk itiraza açık destek vererek olağan kılar.
Ekiplerin Beş Temel Aksaklığı
Amaç, insanlar, süreç
Amaç, insanlar ve süreç, Julie Zhuo'nun yönetimin üç kaldıracıdır: Herkes neyi başarmaya çalıştığımızı ve nedenini biliyor mu? Doğru kişiler doğru rollerde mi, başarılı olacak donanımları var mı, gelişiyorlar mı? Birlikte nasıl çalışıyor, nasıl karar veriyoruz ve kazanıp kazanmadığımızı nereden biliyoruz?
The Making of a Manager
Anında geri bildirim
Anında geri bildirim, Kim Scott'ın eleştirinin ve övgünün karşılık bulması için koyduğu kuraldır: aynı gün, somut, kişi üzerinden değil iş ve etkisi üzerinden; övgü herkesin önünde, eleştiri baş başa. İşe yarayıp yaramadığının testi ise kişinin sonrasında yaptığı şeyi değiştirip değiştirmediğidir.
Radikal Samimiyet
Bilinçli eylem
Bilinçli eylem, David Marquet'nin geri alınamayacak her iş için önerdiği uygulamadır: Kişi harekete geçmeden önce durur, ne yapacağını yüksek sesle söyler ve eliyle gösterir. Bir şeyi yüksek sesle söylemek var olan en ucuz kontroldür; Marquet, Santa Fe'de birçok hatanın olmadan önce bu sayede yakalandığını anlatır.
Turn the Ship Around!
Birebir görüşme
Birebir görüşme, yöneticiyle ona bağlı bir çalışan arasında düzenli yapılan ve Andrew Grove'un çalışanın toplantısı olarak gördüğü görüşmedir: Gündem, sorunlar ve konuşmanın çoğu onundur; yönetici dinler, bir kat derine iner, istendiğinde öğretir. Yöneticinin en kaldıraçlı saatleri arasındadır.
High Output Management
Birinin işine son vermek
Birinin işine son vermek, ayrılıktan çok önce başlar: Biri işin altından kalkamadığında nazik olan, neyin ne zamana kadar değişmesi gerektiğini ve nasıl yardım edeceğinizi konuşan erken, net ve yazılı bir konuşmadır. Hiçbir şey değişmezse de uzayıp giden değil, zamanında ve saygılı bir ayrılıktır.
The Making of a Manager
Eleştiri istemek
Eleştiri istemek, Kim Scott'a göre geri bildirimin ilk adımıdır: Yönetici eleştiri vermeden önce ekibine neyi yapabileceğini ya da bırakabileceğini sorar, o tuhaf sessizliğe katlanır ve aldığı cevap için görünür bir adım atar. Böylece geri bildirim iki yönlü olur, sonraki itirazlar da kabul görür.
Radikal Samimiyet
Erken kazanımlar
Erken kazanım, Michael Watkins'in el kitabında, ilk doksan gün içinde ekibin zaten istediği ve bir engeli kaldırarak ya da tıkanmış bir kararı vererek sağlanan, göze görünür tek bir iyileşmedir. Sonraki zor değişikliklerin ihtiyaç duyacağı itibarı kazandırır ve ekibe yeni yöneticinin ne işe yaradığını gösterir.
İlk 90 Gün
Göreve özgü olgunluk
Göreve özgü olgunluk, Andrew Grove'un birini ne kadar yakından yönetmeniz gerektiği sorusuna verdiği cevaptır: Bu, kıdeme değil, kişiye ve belirli göreve birlikte bağlıdır. Olgunluk düşükse net ve ayrıntılı yönlendirme, ortaysa iki yönlü tartışma ve destek, yüksekse hedefi koymak ve hafif bir takip gerekir.
High Output Management
Haftalık yönetim ritmi
Haftalık yönetim ritmi, yöneticinin tek sayfalık planını (yönetici işletim sistemini) işler tutan düzendir: Pazartesi ekibin hedefini okuyup takvimi kaldıraca göre planlamak; hafta boyunca birebir görüşmeleri ve ekip toplantısını yapmak; cuma günü de yirmi dakika ayırıp haftayı değerlendirmek.
The Making of a Manager
Harekete geçmeden önce öğrenmek
Harekete geçmeden önce öğrenmek, Michael Watkins'in yeni bir roldeki ilk haftalar için koyduğu kuraldır: Geçiş dönemi en az şey bildiğiniz ve en çok izlendiğiniz dönem olduğu için, ilk gerçek kararınızdan önce herkese aynı soruları sorduğunuz yapılandırılmış bir dinleme turu yapın ve devraldığınız durumu teşhis edin.
İlk 90 Gün
Karşı çık ve bağlan
"Karşı çık ve bağlan", Andrew Grove'un Intel'iyle özdeşleşen ve Patrick Lencioni'nin piramidindeki üçüncü katmana verilen yaygın addır: Bağlılık mutabakat değil, netlik ve sahiplenmedir. Tartışma sonuna kadar yapıldıktan sonra kararı sorumlu kişi verir ve karşı görüşü savunanlar dahil herkes karara bağlanır.
Ekiplerin Beş Temel Aksaklığı
Kırılganlığa dayalı güven
Kırılganlığa dayalı güven, Patrick Lencioni'nin piramidinin tabanıdır: Ekip arkadaşlarının işini yapacağına duyulan güven değil, ekibin önünde "Yanıldım", "Yardıma ihtiyacım var", "Bilmiyorum" diyebilmek. Bu güven yoksa her konuşma biraz da rol yapmaktır; lider onu ilk adımı kendisi atarak kurar.
Ekiplerin Beş Temel Aksaklığı
Lider-lider
Lider-lider, David Marquet'nin lider-takipçi modeline alternatifidir: Bir beynin karar verip çok sayıda elin uyguladığı düzen yerine yetki, bilgi neredeyse oraya gider. Böylece ekipte kaç kişi varsa o kadar karar verici olur ve ekip, yöneticinin dikkati kadar iyi olmaktan çıkar.
Turn the Ship Around!
Niyete dayalı liderlik
Niyete dayalı liderlik, David Marquet'nin lider-lider modelini işleten mekanizmadır: İnsanlar izin istemek yerine gerekçeleriyle "Niyetim şu" der, lider de "Pekâlâ" diye cevap verir. Niyeti yüksek sesle söylemek kişiyi düşünmeye zorlar; yanlış bir niyet sonuçta değil, cümlenin içinde yakalanır.
Turn the Ship Around!
Radikal samimiyet
Radikal samimiyet, Kim Scott'ın hem kişiyi önemseyen hem de doğrudan meydan okuyan geri bildirime verdiği addır: Yönetici kişiyi gerçekten dert edinir ve zor olanı açıkça, yüzüne söyler. Scott'a göre dört bölmesinden insanların geliştiği bölme budur.
Radikal Samimiyet
Sağlıklı çatışma
Sağlıklı çatışma, Lencioni'nin piramidindeki ikinci katmandır: insanlar hakkında değil fikirler hakkında, süzgeçsiz ve tutkulu bir tartışma. Ekip bunu ancak güven anlaşmazlığı güvenli kıldığında yaşayabilir. Yokluğunun adı yapay uyumdur: odada mutabakat, koridorda itiraz, sessizce uygulanmayan kararlar.
Ekiplerin Beş Temel Aksaklığı
Yetkinlik ve netlik
Yetkinlik ve netlik, David Marquet'ye göre yetki aşağıya devredilmeden önce ayakta olması gereken iki sütundur: İnsanların iyi karar verebilmesi için yetkinlik, kurumun ne için var olduğunu bilip kararlarını o yönde verebilmeleri için netlik. Marquet'nin ifadesiyle, yetkinlik olmadan kontrol kaostur.
Turn the Ship Around!
Yıkıcı empati
Yıkıcı empati, Kim Scott'ın birini önemseyip ona itiraz etmemeye verdiği addır: Bir sorunu görüp söylemek kırıcı geldiği için susmak. Scott buna en yaygın yönetim hatası der; çünkü nezaket gibi hissettirir ama birinin herkesin gözü önünde yavaş yavaş başarısız olmasına izin verir.
Radikal Samimiyet
Yönetici işletim sistemi
Yönetici işletim sistemi, bir yöneticinin ilk ekibiyle çalışma düzenini ortaya koyan tek bir sayfadır: gündemi çalışanın belirlediği düzenli birebirler, kararların yüksek sesle okunmasıyla biten bir ekip toplantısı, kaldıraca göre planlanmış bir takvim, iki yönlü geri bildirim ve üç ayda bir gelişim bakışı.
The Making of a Manager
Yöneticinin çıktısı
Andrew Grove'un denkleminde yöneticinin çıktısı, yönettiği birimin çıktısı ile etkilediği komşu birimlerin çıktısının toplamıdır. Yöneticinin kişisel emeği, ancak o insanların ürettiğini artırdığı ölçüde sayılır.
High Output Management
Yöneticinin işi
Julie Zhuo'nun tanımıyla yöneticinin işi, birlikte çalışan bir grup insandan daha iyi sonuç almaktır. Bu iş yöneticinin kendi çıktısıyla değil, yöneticinin yaptıkları sayesinde ekibin ürettiğiyle ölçülür ve size terfiyi kazandıran işten farklı bir iştir.
The Making of a Manager
Yönetim olarak işe alım
Yönetim olarak işe alım, Julie Zhuo'nun The Making of a Manager'da savunduğu görüştür: Ekibe kimin katılacağını seçmek yöneticinin en önemli işlerindendir, çünkü tek bir işe alım herkesin çıktısını yıllarca etkiler. Bir yıl sonraki ekip için işe alın, adayın gerçekte ne yaptığına bakın, ekibi sürece katın.
The Making of a Manager
Yönetsel kaldıraç
Yönetsel kaldıraç, Andrew Grove'un yöneticinin işlerini ölçtüğü ölçüttür: Her işin, dokunduğu insanların çıktısını ne kadar ve ne kadar süreyle değiştirdiği. Bir karar, bir saatlik eğitim ya da iyi bir toplantı yüksek kaldıraçlıdır; işi kendiniz yapmak ya da darboğaza dönüşmek düşük, hatta eksi kaldıraçlıdır.
High Output Management
Paranda Ustalaş
Acil durum olarak borç
Acil durum olarak borç, JL Collins'in tüketici borcuna dair kuralıdır: Bu borç, ne kadar olağan gösterilirse gösterilsin yetişkin hayatının olağan bir parçası değil, neredeyse her şeyden önce kapatılması gereken acil bir durumdur; çünkü faizi, makul olarak elde edebileceğiniz her getiriyi aşar.
The Simple Path to Wealth
Aylık para gözden geçirmesi
Aylık para gözden geçirmesi, otomatik bir finansal sistemi dürüst tutan otuz dakikalık randevudur: Aktarımların yapıldığını, hiçbir faturanın değişmediğini, tamponun hedefte olduğunu ve sinsice eklenmiş bir abonelik bulunmadığını kontrol edip her şeyi kapatırsınız. Bu bir kontroldür, yeniden tasarım değil.
Nasıl Zengin Olunur?
Bileşik getiri
Bileşik getiri, getirinin de getiri kazanmasıdır: Onlarca yıl kendi hâline bırakılan para uzun süre yavaş, sonra çok hızlı büyür. Housel'ın dersi, bileşik getirinin beceriden çok zamanı ödüllendirdiğidir: Warren Buffett'ın 84,5 milyar dolarlık servetinin 81,5 milyar doları altmış beşinci doğum gününden sonra geldi.
Paranın Psikolojisi
Bilinçli harcama planı
Bilinçli harcama planı, Ramit Sethi'nin bütçenin yerine koyduğu yöntemdir: ele geçen gelirin yüzdesi olarak önceden belirlenen dört kaba kalem (sabit giderler, yatırımlar, birikim ve suçluluk duymadan harcama). İlk üçü karşılandıktan sonra dördüncüsü takip edilmeden, gönül rahatlığıyla harcanabilir.
Nasıl Zengin Olunur?
Bir davranış meselesi olarak para
Bir davranış meselesi olarak para, Housel'ın şu iddiasıdır: Parayla iyi geçinmenin zekâ ya da eğitimle pek ilgisi yoktur; yıllar boyunca tutarlı biçimde nasıl davrandığınızla çok ilgisi vardır. Sıradan birikimci akıllı tahminciyi geçer, çünkü getiri içgörüde değil alışkanlıktadır.
Paranın Psikolojisi
Borç kapatma planı
Borç kapatma planı, Sethi'nin tüketici borcu için dört adımlı yöntemidir: her bakiyeyi faizi ve asgari ödemesiyle listelemek, faiz için pazarlık edip bakiyeyi daha ucuz bir ürüne taşımak, bir sıra seçmek (faize göre çığ ya da bakiyeye göre kartopu) ve asgari ödemelerle hedefe sabit bir ek ödemeyi otomatiğe bağlamak.
Nasıl Zengin Olunur?
Endeks yatırımı
Endeks yatırımı, hisse seçmek yerine piyasanın tamamına geniş kapsamlı, çeşitlendirilmiş, düşük maliyetli bir fonla sahip olmaktır; çünkü yatırımcıların çoğu maliyetler düşüldükten sonra onlarca yıl boyunca piyasanın gerisinde kalır ve piyasayı yenenler önceden belirlenemez. Collins buna basit yol der.
The Simple Path to Wealth
Gerçek saatlik ücret
Gerçek saatlik ücret, maaşınızdan işin bütün maliyetleri (yol, iş kıyafetleri, öğle yemekleri, işten sonra toparlanma) düşüldükten sonra kalanın, çalışma saatlerinizle bu maliyetlerin aldığı saatlerin toplamına bölümüdür. Hayatınızdan bir saatin gerçek fiyatıdır ve neredeyse her zaman sözleşmedeki rakamdan düşüktür.
Your Money or Your Life
Giderleri denetlemek
Giderleri denetlemek, Clason'ın zayıf keseye ikinci çaresidir: Her birimizin zorunlu gider dediği harcamalar, karşı çıkmadığımız sürece hep gelirimize eşitlenecek kadar büyür. Buradaki karşı çıkış, harcamaya bilerek konan bir sınırdır; para gittikten sonra fark edilen değil, gelir gelmeden belirlenen bir sınır.
Babil'in En Zengin Adamı
Hata payı
Hata payı, Housel'ın sizi oyunda tutan tampona verdiği addır: birkaç aylık gideri karşılayan bir acil durum fonu, broşürdekinden düşük getiri varsayan bir plan ve esneklik payı bırakan sabit giderler. Böylece kötü bir yıl yalnızca kötü bir yıl olur ve sizi asla en kötü anda satmaya zorlamaz.
Paranın Psikolojisi
Hayır deme parası (F-you money)
Hayır deme parası (F-you money), JL Collins'in bağımsızlık yolundaki daha küçük ve daha erken kilometre taşına verdiği addır: sonsuza dek geçinmeye değil, hayır demeye yetecek para. Size zarar veren bir işten ayrılmanızı, bir tayini reddetmenizi ya da doğru işi bulmak için aylar ayırmanızı sağlar.
The Simple Path to Wealth
İrade yerine sistem
İrade yerine sistem, para kararlarının bir kez verilip bir mekanizma tarafından uygulanması gerektiğini söyleyen ilkedir. Çünkü irade zayıf değil, güvenilmezdir ve kararın en önemli olduğu yorgun, stresli ya da kutlama havasındaki aylarda tam olarak devreden çıkar.
Nasıl Zengin Olunur?
Kesişme noktası
Kesişme noktası, Robin ile Dominguez'in finansal bağımsızlık tanımıdır: birikim ve yatırımlardan gelen aylık gelirin aylık giderleri aştığı ay. O aydan itibaren hayatınızı sermayeniz karşılar ve çalışmak bir zorunluluk olmaktan çıkıp bir tercihe dönüşür.
Your Money or Your Life
Kimse deli değildir
Kimse deli değildir, Morgan Housel'ın herkesin para kararlarının kendi gördükleri düşünüldüğünde mantıklı olduğunu söyleyen ilkesidir: Yüksek enflasyonu yaşamış ya da aile işletmesinin battığını görmüş birinin inançları başkalarına mantıksız, içeriden bakınca ise tutarlı görünür.
Paranın Psikolojisi
Önce kendinize ödeyin
Önce kendinize ödeyin, Clason'ın Babil'inden gelen en eski birikim kuralıdır: Kazandığınız her şeyin bir kısmı, en az onda biri, saklamanız için sizindir ve ev sahibi, dükkân ya da vergi dairesi söz almadan, paranın geldiği gün ayrılır. Tutar, sıradan daha az önemlidir.
Babil'in En Zengin Adamı
Para işletim sistemi
Para işletim sistemi, finanslarınızın nasıl işlediğini özetleyen tek sayfadır: yeterli rakamınız, maaş günündeki otomatik akış, varsa borç planı, çöküş cümlesiyle birlikte yatırım kuralı ve hedefiyle birlikte tampon. Ayda bir kontrol edilir, dışında kendi hâline bırakılır; Paranda Ustalaş Yol'u bu sayfayı kurdurur.
Nasıl Zengin Olunur?
Para otomasyonu
Para otomasyonu, Sethi'nin finansal hayatı ayda bir saatte yürütmek için kurduğu makinedir: Maaş gününe ayarlı düzenli talimatlar yatırım ve birikim tutarlarını siz görmeden taşır, her fatura otomatik ödemeyle ödenir ve kredi kartı ekstrenin tamamını otomatik olarak öder.
Nasıl Zengin Olunur?
Rotada kalmak
Rotada kalmak, Collins'in piyasa düşüşleri için koyduğu kuraldır: Yarı yarıya bile olsa bir düşüş arıza değil, sahip olduğunuz şeyin olağan hava durumudur; kaybedenler düşüşte satıp toparlanmada geri alanlardır. Bir çöküşe verilecek yanıt, aylık talimatı sürdürüp hiçbir şey yapmamaktır.
The Simple Path to Wealth
Servet ile gelir
Servet ile gelir, Stanley ile Danko'nun temel ayrımıdır: Gelir her ay hesabınıza gelen paradır, servet ise elinizde tuttuğunuz, yani varlıklar eksi borçlardır. İkisi arasındaki bağ zayıftır, çünkü onları birbirine bağlayan şey harcamadır. Onlarca yıl elde tutulan mütevazı bir gelir, harcanan büyük bir geliri geçer.
The Millionaire Next Door
Suçluluk duymadan harcama
Suçluluk duymadan harcama, Sethi'nin planındaki dördüncü kalem ve planın felsefesidir: Birikim ve yatırım payı ödendikten sonra sevdiğiniz bir iki şeye bol keseden harcayın, sevmediklerinizde acımadan kesin; böylece harcadığınız para bir karşılık getirir ve özür gerektirmez.
Nasıl Zengin Olunur?
Tutumluluk
Tutumluluk, Stanley ile Danko'nun anlamıyla cimrilik değil seçiciliktir: değer verdiğiniz birkaç şeye, genellikle eğitime ve bağımsızlığa rahatça harcamak, herkesin zorunlu saydığı statü harcamalarını ise reddetmek. Ramit Sethi'nin deyişiyle cimri fiyatı, tutumlu ise değeri önemser.
The Millionaire Next Door
Yaşam enerjisi
Yaşam enerjisi, Vicki Robin ile Joe Dominguez'in paranın aslında ne olduğuna verdiği addır: onu kazanmak için karşılığında verdiğiniz, sınırlı hayatınızın saatleri. Her alışverişi para birimiyle değil saatle fiyatlandırmak, harcamayı bir alışkanlık olmaktan çıkarıp bir karara dönüştürür.
Your Money or Your Life
Yer değiştiren kale direkleri
Yer değiştiren kale direkleri, her finansal başarının ulaşıldığı anda yeni olağan hâline geldiği örüntüdür. Tavanı olmayan toplumsal kıyasla beslenir; bu yüzden hiçbir gelir yeterli gelmez ve daha fazlası için alınan risk sürekli artar.
Paranın Psikolojisi
Yeterli
Yeterli, daha fazla paranın hayata bir şey katmayı bırakıp risk katmaya başladığı rakamdır. Housel onu tanımlamayı en zor finansal beceri olarak görür; Robin ile Dominguez ise onu, ötesindeki harcamanın tatmin değil dağınıklık, bakım ve kaygı getirdiği doyum eğrisinin zirvesine yerleştirir.
Paranın Psikolojisi
Kurucu Gibi Düşün
Aykırı soru
Aykırı soru, Peter Thiel'in mülakatlarda sorduğu "Çok az insanın sizinle aynı fikirde olduğu hangi önemli gerçek var?" sorusudur; Thiel bu soruyla bir kurucunun gerçek bir fikri mi, yoksa bir kopyayı mı taşıdığını sınar.
Sıfırdan Bire
Bullseye çerçevesi
Bullseye çerçevesi, Weinberg ve Mares'in bir startup'ın çekiş (traction) kanalını bulmak için önerdiği yöntemdir: On dokuz kanalın tamamı masaya yatırılır, kanallar üç halkaya yerleştirilir, en umut verici üçü ucuz testlerle denenir ve bütün güç işe yarayan tek kanala verilir.
Traction
Çekiş kanalı
Çekiş (traction) kanalı, müşterilere ulaşmanın ve onları kazanmanın tekrarlanabilir bir yoludur. Traction kitabı on dokuz kanal sayar; yazarlara göre başarısız startup'ların çoğu, zamanını ürüne harcadığı için böyle bir kanalı hiç bulamamıştır.
Traction
Doğrulanmış öğrenme
Doğrulanmış öğrenme, bir startup'ın ilerleme birimidir: Müşterileriniz hakkında bildiklerinizde, bir toplantıda öne sürülmekle kalmayıp bir deneyle kanıtlanmış, gözleme dayalı bir değişiklik.
Yalın Startup
Gösteriş metrikleri
Gösteriş metrikleri; toplam kayıt, indirme ve sayfa görüntüleme gibi, zaman ve para harcamaya devam ettiğiniz sürece artan kümülatif sayılardır ve bu yüzden son hamlenizin işe yarayıp yaramadığını size söyleyemez.
Yalın Startup
Haftalık öğrenme döngüsü
Haftalık öğrenme döngüsü, kurucu ekibin geçen haftanın deneyini ve müşteri görüşmelerini gözden geçirdiği, bir şeyi değiştiren tek bir öğrenmeyi adlandırdığı ve önümüzdeki hafta için tek sayfalık planını yeniden yazdığı otuz dakikalık haftalık toplantıdır.
Yalın Startup
Hemen yayına almak
Hemen yayına almak, İşinizi Yeniden Keşfedin (Rework) kitabındaki "şimdi piyasaya çıkın" kuralıdır: Ürünün çekirdeği çalıştığı anda onu piyasaya çıkarırsınız; çünkü pazar yol haritasından daha hızlı öğretir ve lansmandan önce eklenen her özellik, ürünü yayına almamak için bir bahane daha olur.
İşinizi Yeniden Keşfedin
İnovasyon muhasebesi
İnovasyon muhasebesi, Eric Ries'in gelir henüz anlamlı olmayacak kadar küçükken ilerlemeyi ölçme yöntemidir: Bir MVP ile başlangıç değerini belirler, büyüme motorunu her seferinde tek metrikle ideale doğru ayarlar, pivot mu devam mı kararını eğilime bakarak verirsiniz.
Yalın Startup
Kısıtları avantaja çevirmek
Kısıtları avantaja çevirmek, İşinizi Yeniden Keşfedin kitabının temel savlarından biridir: Daha az para, daha az insan ve daha az zaman, etrafından dolaşılacak engeller değil, kurucuyu asıl önemli olana, yani müşterinin parasını ödediği tek şeye yönelten güçlerdir.
İşinizi Yeniden Keşfedin
Kimsenin umurunda değil
"Kimsenin umurunda değil", Horowitz'in Oakland Raiders'ın sahibi Al Davis'ten ödünç aldığı bir sözdür: İşler kötü gittiğinde ne basın, ne yönetim kurulu, ne de çalışanlar bunun nedenini umursar; o hâlde bahane ya da kurtarıcı aramayı bırakın ve elinizdeki kartlarla oynayın.
Zor Şeyler Hakkında Her Şey
Kurucu işletim sistemi
Kurucu işletim sistemi, yedi satırdan oluşan tek sayfalık bir haftalık plandır: en riskli varsayım, deney, müşteri görüşmeleri, tek metrik, tek kanal, "pivot mu, devam mı" kararının tarihi ve henüz söylenmemiş gerçek. BookYol'un Kurucu Gibi Düşün Yol'u bu sayfayı on iki Durak boyunca kurar.
Yalın Startup
Küçük başlayıp tekelleşmek
Küçük başlayıp tekelleşmek, Thiel'in sıralama kuralıdır: Tamamen hâkim olabileceğiniz kadar küçük bir pazarla, yani aynı acil ihtiyacı taşıyan birkaç yüz ya da birkaç bin müşteriyle başlarsınız ve komşu pazarlara ancak bu güçlü konumdan açılırsınız.
Sıfırdan Bire
Minimum uygulanabilir ürün (MVP)
Minimum uygulanabilir ürün (MVP), en riskli varsayımınızı gerçek müşterilerle sınayarak bir Yap-Ölç-Öğren döngüsünü baştan sona tamamlamanızı sağlayan en küçük deneydir. Onu tanımlayan, içinde ne kadar ürün olduğu değil, size ne öğrettiğidir.
Yalın Startup
Mom Test (Anne Testi)
Mom Test (Anne Testi), Rob Fitzpatrick'in müşteri görüşmelerini annenizin bile size yalan söyleyemeyeceği kadar dürüst kılan kurallarıdır: Fikrinizi değil karşınızdakinin hayatını konuşun, geleceğe dair görüşler yerine geçmişteki somut olayları sorun ve daha az konuşun.
The Mom Test
Mücadele
Mücadele, Ben Horowitz'in her büyük kurucunun geçtiği o döneme verdiği addır: Hiçbir şey yolunda gitmez ve CEO yaşadığı baskıyı belli edemez. Bu bir başarısızlık işareti değil, işin bir parçasıdır.
Zor Şeyler Hakkında Her Şey
Müşteri görüşmeleri
Müşteri görüşmeleri, bir kurucunun yapabileceği en ucuz deneydir: Sorunu yaşayan gerçek insanlarla düzenli olarak yapılan, belli bir yapısı olan ve ürününüz hakkındaki görüşleri değil, geçmişte ne yaptıklarına dair gerçekleri ortaya çıkarmayı amaçlayan konuşmalardır.
The Mom Test
Olduğu gibi söylemek
Olduğu gibi söylemek, Horowitz'in zor durumdaki bir şirket için koyduğu kuraldır: Kötü haberi rakamlarıyla birlikte bütün ekiple paylaşın; çünkü kötü haberi duyamayan bir şirket sorunu çözemez ve sorunu çözebilecek insanlar, tam da bu haberden korunan insanlardır.
Zor Şeyler Hakkında Her Şey
Önce öğrenme
Önce öğrenme, Yalın Startup'ın merkezindeki sıralama kuralına bizim verdiğimiz addır: Ne geliştireceğinize karar vermeden önce ne öğrenmeniz gerektiğine karar verin ve geliştirdiğiniz her şeyi yol haritasındaki bir teslimat olarak değil, müşterilere yöneltilmiş bir soru olarak görün.
Yalın Startup
Pivot
Pivot, ürün, strateji ya da büyüme motoru hakkında yeni bir temel hipotezi sınayan ve bunu yaparken bir ayağını zaten doğrulanmış olanın üzerinde tutan planlı bir rota düzeltmesidir.
Yalın Startup
Pivot mu, devam mı toplantısı
Pivot mu, devam mı toplantısı, kurucuların kohort verilerine bakarak tek bir soruyu bilinçli olarak cevapladığı, takvime bağlanmış düzenli bir karar anıdır: Mevcut strateji sayıları ideale doğru taşıyor mu, yoksa onu değiştirmenin zamanı geldi mi?
Yalın Startup
Rekabetten kaçmak
Rekabetten kaçmak, Thiel'in her şirket için koyduğu hedeftir: tescilli teknoloji, ağ etkileri, ölçek ekonomileri ya da marka sayesinde bir işte hiçbir firmanın yakın bir ikame sunamayacağı kadar iyi olmak ve böylece kârın rekabetle erimesini önlemek.
Sıfırdan Bire
Sırlar
Thiel'in kullandığı anlamda sır, dünya hakkında çok az kişinin bildiği önemli bir gerçektir: Bulması zordur ama imkânsız değildir. Değerli şirketler bir sırrın üzerine kurulur; sırrı olmayan bir startup ise bir kopyadır.
Sıfırdan Bire
Yap-Ölç-Öğren döngüsü
Yap-Ölç-Öğren döngüsü, Yalın Startup yönteminin itici gücüdür: Bir hipotezi onu sınayabilecek en küçük ürüne dönüştürür, gerçek müşterilerin buna nasıl tepki verdiğini ölçer ve aynı yolda devam mı etmeniz, yoksa pivot mu yapmanız gerektiğini olabildiğince hızlı öğrenirsiniz.
Yalın Startup
Zor kararlar
Horowitz'e göre zor kararlar, eksik bilgiyle yalnızca kurucunun verebildiği ve hangi yöne gidilirse gidilsin birilerini inciten seçimlerdir: bir arkadaşı alt göreve almak, insanları işten çıkarmak, bir ürünü sonlandırmak. Bu kararları vermek işin ta kendisidir; yalnızlık, işin yanlış yapıldığını göstermez.
Zor Şeyler Hakkında Her Şey
Etkide Ustalaş
Ayrıcalıklı An
Ayrıcalıklı an, Cialdini'nin bir talepten hemen önceki kısa aralığa verdiği addır: Dinleyenin dikkati talebi anlamlı kılan şeye yöneltildiği için, o talebe alışılmadık ölçüde açık olduğu an. Ön-ikna, bu anı dürüstçe hazırlamaktır.
İknaya Açılan Kapı
Bağlılık ve Tutarlılık
Bağlılık ve tutarlılık, Cialdini'nin şu ilkesidir: Bir tutum aldığımızda, özellikle bunu etkin bir eylemle ve herkesin önünde yaptığımızda, sonraki davranışlarımızı o tutuma uygun düşecek biçimde ayarlarız; o tutumun gerekçeleri ortadan kalksa bile.
İknanın Psikolojisi
Bilgi Laneti
Bilgi laneti, Heath kardeşlerin şu olguya verdiği addır: Bir şeyi öğrendikten sonra onu bilmemenin nasıl bir şey olduğunu hayal edemezsiniz. Bu yüzden uzmanlar, herkese gürültü gibi gelen kestirme bir dille konuşur. Karşı tarafa ulaşamayan fikirlerin çoğunun arkasındaki düşman budur.
İşte Bu Fikir Tutar!
Birlik
Birlik, Cialdini'nin yedinci ilkesidir: Kimliğimizin parçası saydığımız insanlara (aile, hemşehri, ait olduğumuz topluluk) bir alışveriş yüzünden değil, başlarına geleni kendi başımıza gelmiş gibi hissettiğimiz için evet deriz. Dürüst kullanım gerçek 'biz'i bulmaktır; dürüst olmayanı, size 'kardeşim' diyen yabancıdır.
İknaya Açılan Kapı
Etik İkna
Etik ikna, ikna kaldıraçlarını yalnızca işaret ettikleri şey doğruysa, durumun kendisinden doğal olarak çıkıyorsa ve karşınızdakine utanmadan gösterilebilecekse kullanmaktır. Cialdini'nin etik ilkeleri üç soruya indirgenebilir: Doğru mu, doğal mı, akıllıca mı?
İknanın Psikolojisi
Etki Sistemi
Etki sistemi, ikna edicinin elinin altında tuttuğu tek sayfalık kurallar bütünüdür: dürüst biçimleriyle yedi kaldıraç, hazır cümleler, üç geri çevirme ve en üstte etik sınama. Kaldıraç bilgisini, baskı altında da dürüst kalan bir uygulamaya dönüştürür.
Hoşlanma
Hoşlanma, Cialdini'nin şu ilkesidir: Sevdiğimiz insanlara evet demeye daha yatkınızdır ve bu sevgi birkaç sağlam kaynaktan beslenir: benzerlik, iltifat, iş birliği, aşinalık ve çekicilik. Satıcının ilk dakikada sizinle ortak bir nokta bulmaya çalışması bundandır.
İknanın Psikolojisi
İçten İlgi
İçten ilgi, Carnegie'nin insanlara kendinizi sevdirmenin altı yolundan ilkidir: İnsanlarla içtenlikle ilgilenmek, onlara bildikleri ve önemsedikleri şeyleri sormak, adlarını hatırlamak ve onları konuşturmak. Hoşlanmanın dürüst kaynağı budur; dalkavukluk ise onun sahtesidir.
Dost Kazanma ve İnsanları Etkileme Sanatı
İnandırıcılık
İnandırıcılık, bir fikre inanılmasını sağlayan niteliktir. Heath kardeşler bunun unvan olmadan da kurulabileceğini gösterir: dinleyenin kendi başına doğrulayabileceği sınanabilir kanıtlarla ve uydurma bir hikâyede bulunmayacak somut ayrıntılarla.
İşte Bu Fikir Tutar!
İstatistikten Önce Duygu
İstatistikten önce duygu, adıyla tanıtılan tek bir insanın, binlerce kişiyi anlatan bir sayıdan daha çok etkilediğini ve sayıyı o insanın hikâyesine eklemenin etkiyi azalttığını gösteren bulgudur. Dürüst kullanım, önce gerçek hikâyeyi, ardından onun tek örnek olmadığını gösteren rakamı vermektir.
İşte Bu Fikir Tutar!
Kapıya Ayak Koyma
Kapıya ayak koyma, önce küçük ve kolay bir evet alma tekniğidir; böylece sonradan gelen çok daha büyük bir talep, kişinin az önce kendini nasıl biri olarak gösterdiğiyle uyumlu görünür. Pencereye asılan küçük bir kart, bahçeye dikilen kocaman bir panoya kapı açtı.
İknanın Psikolojisi
Karşılıklılık
Karşılıklılık, bir başkasının bize verdiğinin karşılığını, istemiş olalım ya da olmayalım, ödemek zorunda hissettiğimizi söyleyen ve neredeyse her toplumda geçerli olan kuraldır. İş birliğini mümkün kılan da, bedava tadımlığın işe yaramasını sağlayan da budur.
İknanın Psikolojisi
Kıtlık
Kıtlık, fırsatların onlara ulaşmak zorlaştıkça daha değerli görünmesi ilkesidir; çünkü nadir olan genellikle kaliteli de olmuştur ve bir şeye erişimi yitirmek de bir kayıptır. Son tarih, sınırlı üretim ve "son iki ürün" uyarısı bu ilkeye dayanır; ne olduğunu çok iyi bilen insanlarda bile işe yarar.
İknanın Psikolojisi
Otomatik Uyum
Otomatik uyum, tek bir işaretin (bir fiyat, bir unvan, bir kalabalık, bir hediye) bilinçli düşünce devreye girmeden bir evet doğurduğu reflekstir. Cialdini buna "tık, vın" der: İşaret tıklar, davranış kendiliğinden akar.
İknanın Psikolojisi
Otorite
Otorite, meşru uzmanlığa ve onun simgelerine (bir unvan, bir üniforma, pahalı bir araba) çoğu zaman o uzmanlığın gerçek ya da konuyla ilgili olup olmadığını sorgulamadan boyun eğdiğimizi anlatan ilkedir. Milgram'ın deneylerinde beyaz bir önlük şaşırtıcı bir ağırlık taşıdı.
İknanın Psikolojisi
Somutluk
Somutluk, Heath kardeşlerin gözde canlandırılabilen fikirlere atfettiği özelliktir: "geliştirilmiş müşteri deneyimi" değil, "telefon ikinci çalışta gerçek bir insan tarafından açılıyor". Soyut ifadeler uzmanlığın dilidir ve hafızanın düşmanıdır; dinleyenin aklında kalan, somut şeylerdir.
İşte Bu Fikir Tutar!
Tartışmaya Girmemek
Tartışmaya girmemek, Carnegie'nin şu kuralıdır: Bir tartışmadan kârlı çıkmanın tek yolu, ondan kaçınmaktır. İstemeye istemeye ikna edilen biri fikrinden vazgeçmez, üstüne kırgınlık da ekler; yani kazanmak size hiçbir şey kazandırmaz. Saygı gösterin, önce kendi hatanızı kabul edin ve karşınızdakini konuşturun.
Dost Kazanma ve İnsanları Etkileme Sanatı
Toplumsal Kanıt
Toplumsal kanıt, bir davranışı başkalarının da yaptığını gördüğümüz ölçüde doğru saydığımızı söyleyen ilkedir; en güçlü hâline emin olmadığımızda ve başkaları bize benzediğinde ulaşır. Kayıtlı kahkahanın işe yaraması ve 'Misafirlerin çoğu havlusunu tekrar kullanıyor' kartının çevre çağrısından etkili olması bundandır.
İknanın Psikolojisi
Yönlendirilmiş Dikkat
Yönlendirilmiş dikkat, ön-iknanın arkasındaki mekanizmadır: Bir insanın odaklanması sağlanan şey, o an için gözüne gerçekte olduğundan daha önemli ve sonuçlar üzerinde daha belirleyici görünür. Odağı değiştirdiğinizde, daha hiçbir gerekçe sunmadan yargıyı da kaydırabilirsiniz.
İknaya Açılan Kapı
Yüz Kurtarma
Yüz kurtarma, Carnegie'nin şu ilkesidir: Birini düzeltirken ya da bir isteğini geri çevirirken onun onurunu korumasına izin verin. Onuru zedeleyen bir düzeltmeye insan bütün varlığıyla direnir; onuru koruyan bir düzeltme ise bir bilgi olarak kabul görür.
Dost Kazanma ve İnsanları Etkileme Sanatı
Zihinsel Prova Olarak Hikâye
Zihinsel prova olarak hikâye, Heath kardeşlerin şu bulgusudur: Hikâye bir gerekçeye eklenmiş süs değil, dinleyenin kendi zihninde yaptığı bir provadır. İtfaiyecilerin, meslektaşlarının henüz karşılaşmadığı yangınları birbirine anlatması bundandır. Hikâye, bir fikrin alabileceği en kalıcı biçimlerden biridir.
İşte Bu Fikir Tutar!
Odağında Ustalaş
Bağlam Değiştirme (Context Switching)
Bağlam değiştirme, bir işi bitirmeden dikkatinizi başka bir işe taşımanız ve zihninizin o iş için kurduğu bağlamı bırakıp geri döndüğünüzde aynı bağlamı daha yavaş ve daha zayıf biçimde yeniden kurmak zorunda kalmasıdır.
Kusursuz Dikkat
Beceri Olarak Dikkat (Attention as Skill)
Beceri olarak dikkat, odaklanmanın doğuştan gelen bir karakter özelliği değil, tekrar ederek güçlenen ve çevre koşulları tarafından her gün sessizce beslenen ya da aşındırılan, eğitilebilir bir kapasite olduğu fikridir.
Deep Work
Dağınık Odak (Scatterfocus)
Dağınık odak, Chris Bailey'nin zihnin uyaranı düşük bir boşlukta bilerek serbest bırakılmasına verdiği addır; odaklı çalışmanın tükettiği dikkati yeniler ve odaklı çalışmanın kuramadığı bağlantıları kurar.
Kusursuz Dikkat
Derin Çalışma (Deep Work)
Derin çalışma, dikkatinizi bilişsel olarak zorlayıcı tek bir işe dağılmadan verdiğiniz, yeni değer ürettiğiniz ve becerinizi geliştirdiğiniz kesintisiz çalışma hâlidir.
Deep Work
Derin Çalışma Ritüeli (Ritual)
Derin çalışma ritüeli, yoğun bir çalışma bloğunun nerede, ne zaman ve nasıl yapılacağına dair önceden verilmiş sabit cevaplardır; böylece bloğa başlamak ne karar ne de irade gerektirir.
Deep Work
Dış Tetikleyiciler (External Triggers)
Dış tetikleyiciler, çevrenizde bir eylemi başlatan işaretlerdir: bir bildirim, bir mesaj sesi, masanıza gelen bir iş arkadaşı, açık duran bir sekme. Her biri için şu soruyu sormaya değer: Size mi hizmet ediyor, yoksa siz mi ona hizmet ediyorsunuz?
Pürdikkat
Dikkat Kalıntısı (Attention Residue)
Dikkat kalıntısı, bir işten ayrıldığınızda zihninizin bir kısmının o işte kalması ve geride kalan bu payın, siz eski işin açık uçlarını kapatana kadar yeni işteki performansınızı düşürmesidir.
Deep Work
Domino Etkisi (Domino Effect)
Domino etkisi, işlerin etki bakımından eşit olmadığını; doğru sıraya dizildiklerinde tek bir işi bitirmenin kendisinden çok daha büyük sonuçları arka arkaya deviren bir zincir başlattığını anlatan ilkedir.
Bir Tek Şey
Enerji Yönetimi (Energy Management)
Enerji yönetimi, dikkati saat başına eşit dağılan bir kaynak değil gün içinde yükselip alçalan bir kapasite olarak kabul edip en zor işi kişinin en zinde olduğu saatlere, rutin işleri ise düşüş saatlerine yerleştirme pratiğidir.
Kusursuz Dikkat
Nazik Hayır (Graceful No)
Nazik hayır, ilişkiye zarar vermeden zamanınızı koruyan bir rettir: Kararda net, karşınızdaki kişiye karşı sıcak ve bir refleks değil, üzerinde düşünülmüş bir cevap.
Özcülük
Odak Sistemi (Focus System)
Odak sistemi, dikkatinizle ilgili bütün kararları tek sayfada toplar; kötü bir günde ruh hâlinize değil, sayfaya uyarsınız. Sayfada neyin önemli olduğu, derin çalışmanın ne zaman yapılıp nasıl başlayacağı, neyin kapalı kalacağı, en zor işin hangi saatlere ait olduğu ve gözden geçirmenin zamanı yazar.
Tek İşe Odaklanma (Single-tasking)
Tek işe odaklanma, bir işe o iş bitene ya da blok sona erene kadar bütün dikkatinizi vermektir. Dayanağı, çoklu görevin aslında her seferinde bedeli ödenen hızlı geçişlerden ibaret olduğunu gösteren kanıtlardır.
Bir Tek Şey
Tek Şey (The One Thing)
Tek Şey, Gary Keller ve Jay Papasan'ın kitabının merkezindeki odak sorusudur: Yaptığımda diğer her şeyi kolaylaştıracak ya da gereksiz kılacak, yapabileceğim tek şey nedir? Bu soru bir listeyi bir sıralamaya çevirir.
Bir Tek Şey
Temel Niyet (Essential Intent)
Temel niyet, belirli bir dönemde neyi başarmaya çalıştığınızı söyleyen tek bir ifadedir: Sizin yerinize binlerce küçük karar verecek kadar somut, uğruna hayır diyebileceğiniz kadar anlamlıdır.
Özcülük
Ultradiyen Ritim (Ultradian Rhythm)
Ultradiyen ritim, bir günden kısa süren biyolojik döngüdür. Uyanıklık kabaca doksan dakikalık dalgalarla yükselip alçalır; kesintisiz odağın yaklaşık bu uzunlukta parçalar hâlinde gelmesinin ve bir parçanın ardından verilen molanın zayıflık değil, doğru zamanlama olmasının sebebi budur.
Zaman Kutulama (Timeboxing)
Zaman kutulama, günü her biri tek tür bir işe ayrılmış, başlangıcı ve bitişi belli bloklar hâlinde planlamaktır. Böylece "çekiş"in bir tanımı olur ve sizi bir bloktan koparan her şeyin dikkat dağıtıcı olduğu açıkça görülür.
Pürdikkat
Kalıcı Alışkanlıklar Kur
Alışkanlık Değişiminin Altın Kuralı (Golden Rule of Habit Change)
Alışkanlık değişiminin altın kuralına göre kötü bir alışkanlık hiçbir zaman silinmez, yalnızca üzerine yenisi yazılır: Aynı işareti ve aynı ödülü koruyun, yalnızca aradaki rutini değiştirin.
Alışkanlıkların Gücü
Alışkanlık Döngüsü (Habit Loop)
Alışkanlık döngüsü, her alışkanlığın arkasındaki üç parçalı devredir: alışkanlığı başlatan bir işaret, onu hayata geçiren bir rutin ve beyne bunu yeniden yapmayı öğreten bir ödül.
Alışkanlıkların Gücü
Alışkanlık Sistemi (Habit System)
Alışkanlık sistemi, bir alışkanlığı günlük iradeye ihtiyaç duymadan yürüten, tek sayfalık kararlar bütünüdür: hizmet ettiği kimlik, küçük sürüm, çapa, ortam değişikliği, ödül, toparlanma kuralı ve haftalık gözden geçirme.
Atomik Alışkanlıklar
Alışkanlık Takibi (Habit Tracking)
Alışkanlık takibi, bir alışkanlığı her yaptığınızda bunu olabildiğince küçük bir işaretle kaydetmektir; böylece kaydın kendisi hem bir hatırlatma, hem bir ödül, hem de gerçekte ne yaptığınızın dürüst bir aynası olur.
Atomik Alışkanlıklar
Alışkanlık Zincirleme (Habit Stacking)
Alışkanlık zincirleme, yeni bir alışkanlığı zaten kendiliğinden yaptığınız bir alışkanlığa bağlama tekniğidir; böylece mevcut rutininiz, kazanmak istediğiniz davranışın işaretine dönüşür.
Atomik Alışkanlıklar
Anlık Ödül (Immediate Reward)
Anlık ödül, bir davranışın ardından saniyeler içinde gelen kazançtır. Beyin ileride kazandıranı değil, şimdi iyi hissettireni tekrarladığı için bir alışkanlığın sürüp sürmeyeceğine o karar verir.
Atomik Alışkanlıklar
Bağlam İşaretleri (Context Cues)
Bağlam işaretleri, bir yerin, zamanın ya da durumun bir alışkanlığı kendiliğinden tetikleyen özellikleridir. Tatilde kaybolan bir davranışın, eski odanıza döndüğünüz anda geri gelmesinin nedeni budur.
İyi Alışkanlıklar Kötü Alışkanlıklar
Dikkat Dağınıklığı (Distraction)
Dikkat dağınıklığı, sizi yapmayı planladığınız işten uzaklaştıran her eylemdir. Bu yüzden bir şeye dikkat dağıtıcı diyebilmek için önce onun yerine ne yapmayı amaçladığınıza karar vermiş olmanız gerekir.
Pürdikkat
Fogg Davranış Modeli (Behavior Model)
Fogg Davranış Modeli'ne göre bir davranış ancak motivasyon, yapabilirlik ve bir işaret aynı anda bir araya geldiğinde gerçekleşir; bu yüzden davranış ne kadar küçükse o kadar az motivasyon gerektirir.
Küçük Alışkanlıklar
Goodhart Yasası (Goodhart's Law)
Goodhart Yasası'na göre bir ölçü hedef hâline geldiğinde iyi bir ölçü olmaktan çıkar; çünkü insanlar sayının temsil ettiği şeyi değil, sayının kendisini iyileştirmeye başlar.
Gözden Geçirme Ritüeli (Review Ritual)
Gözden geçirme ritüeli, alışkanlık sisteminizin gerçekten işleyip işlemediğine ve hâlâ amacına hizmet edip etmediğine haftada bir yapılan kısa ve sabit bir bakıştır; sistemi ikinci bir işe dönüştürmeden dürüst tutar.
Atomik Alışkanlıklar
İç Tetikleyiciler (Internal Triggers)
İç tetikleyiciler; can sıkıntısı, kaygı ya da içe çöken bir isteksizlik gibi, dikkat dağınıklığının çoğunu daha hiçbir bildirim gelmeden içeriden başlatan rahatsız edici duygulardır.
Pürdikkat
İki Kez Üst Üste Kaçırmama Kuralı (Never Miss Twice)
İki kez üst üste kaçırmama kuralına göre bir alışkanlığı bir kez kaçırmak kazadır, iki kez üst üste kaçırmak ise yeni bir alışkanlığın başlangıcı. Bu yüzden bir alışkanlığı hayatta tutan beceri kusursuzluk değil, çabuk toparlanmaktır.
Atomik Alışkanlıklar
Kimlik Temelli Alışkanlıklar
Kimlik temelli alışkanlıklar, bir sonucu doğrudan kovalamak yerine önce nasıl biri olmak istediğinize karar verip her küçük eylemi o kimliğe verilmiş bir oy sayarak davranışı değiştirme yaklaşımıdır.
Atomik Alışkanlıklar
Kutlama (Celebration)
BJ Fogg'un yönteminde kutlama, küçük bir alışkanlığı yaptıktan hemen sonraki saniyede bilinçli olarak yaratılan kısa bir olumlu duygudur; beyne bu davranışı yerleştirmesini söyleyen asıl şey de budur.
Küçük Alışkanlıklar
Motivasyon Dalgası (Motivation Wave)
Motivasyon dalgası, BJ Fogg'un motivasyonun öngörülemeyen dalgalar hâlinde yükselip alçaldığı gözlemidir. Bu yüzden alışkanlık tasarımının işi, davranışı dalganın tepesine göre değil, çukuruna göre boyutlandırmaktır.
Küçük Alışkanlıklar
Motivasyon Miti (Motivation Myth)
Motivasyon miti, alışkanlıklarını sürdürenlerin sürdüremeyenlerden daha motive olduğu inancıdır. Oysa araştırmalar, bu kişilerin irade gücüne ve motivasyona daha az yaslandığını düşündürüyor; çünkü işi onların yerine ortamları ve varsayılanları yapar.
İyi Alışkanlıklar Kötü Alışkanlıklar
Sistemler ve Hedefler (Systems vs. Goals)
Sistemler ve hedefler ayrımı, ulaşmak istediğiniz sonuçla o sonucu üreten günlük süreçler arasındaki farktır; arkasındaki iddia, sonuçların niyeti değil sistemi izlediğidir.
Atomik Alışkanlıklar
Sürtünme (Friction)
Sürtünme, sizinle bir davranış arasına giren her adım, gecikme ya da çabadır ve gerçekte ne yaptığınızı niyetlerinizden çok daha güvenilir biçimde belirler.
İyi Alışkanlıklar Kötü Alışkanlıklar
Toparlanma (Recovery)
Alışkanlık tasarımında toparlanma, bir alışkanlığı kaçırdıktan sonra ona nasıl döneceğinize önceden karar vermektir. Tutarlılıktan bile önemlidir; çünkü bir alışkanlığın ömrünü, ne kadar seyrek aksadığı değil, aksadıktan sonra ne kadar çabuk yeniden başladığı belirler.
Atomik Alışkanlıklar
Varsayılanlar (Defaults)
Varsayılanlar, hiçbir karar verilmediğinde kendiliğinden işleyen davranışlardır. Gündelik hayatın büyük kısmı karar verilmeden aktığı için ne yaptığınızı seçimlerinizden çok onlar belirler.
İyi Alışkanlıklar Kötü Alışkanlıklar
Müzakerede Ustalaş
Aynalama (Mirroring)
Aynalama, karşı tarafın söylediği son bir ila üç kelimeyi soru tonuyla tekrarlamaktır. Bu, onun konuşmaya devam etmesini sağlar ve saklı bilgiyi ikinci açıklamasına taşır.
Sen Bitti Dediğinde
BATNA
BATNA (Best Alternative To a Negotiated Agreement), müzakere edilen anlaşmanın en iyi alternatifidir: bu müzakere sonuçsuz kalırsa gerçekte ne yapacağınızdır ve masadaki gücünüzün başlıca kaynağıdır.
Evet Dedirtme Sanatı
Bilgi Toplama (Information Gathering)
Bilgi toplama, her müzakerenin ilk aşamasını ikna için değil keşif için kullanmaktır. İşe yarayacak anlaşma genellikle karşı tarafın henüz açıkça söylemediği kısıtlarda saklıdır.
Sen Bitti Dediğinde
Çapalama (Anchoring)
Çapalama, bir konuşmada ilk söylenen sayının, tamamen gelişigüzel olsa bile, sonraki bütün tahminleri ve teklifleri kendine doğru çekmesine yol açan zihinsel yanlılıktır.
Hızlı ve Yavaş Düşünme
Değer Takası (Value Trading)
Değer takası, hiçbir tavizi karşılıksız vermeyip takas etme disiplinidir. Fiyatta ya da koşullarda her geri adım attığınızda, karşı tarafın verebileceği ve sizin değer verdiğiniz bir şeyi karşılığında alırsınız.
Evet Dedirtme Sanatı
Duygu Düzenleme (Emotional Regulation)
Zor bir konuşmada duygu düzenleme, kendi duygunuzu iğnelemeye, inada ya da sessizliğe dönüşüp sözlerinize sızmadan önce, söyleyeceklerinizi biçimlendirebilecek kadar erken fark edip adlandırmaktır.
Zorlu Konuşmalar
Etiketleme (Labeling)
Etiketleme, karşınızdaki kişide gözlemlediğiniz duyguyu sakin ve temkinli bir dille yüksek sesle adlandırmaktır. Bu, duygunun yükünü hafifletir ve konuşmayı yeniden olgulara döndürür.
Sen Bitti Dediğinde
Etkin Dinleme (Active Listening)
Etkin dinleme, cevap vermek için değil anlamak için dinlemektir. Aynalama, etiket, sessizlik ve özetle karşı tarafın konuşmayı sürdürmesini ve dinlendiğini hissetmesini sağlar; bilgi de etki de buradan doğar.
Sen Bitti Dediğinde
İtirazları Karşılama (Objection Handling)
İtirazları karşılama, bir itirazı ret olarak değil, henüz giderilmemiş bir korkuya dair bilgi olarak görmek ve o korkuya indirimle ya da çürütmeyle değil, bir etiket ve kalibre edilmiş bir soruyla cevap vermektir.
Sen Bitti Dediğinde
Kalibre Edilmiş Sorular
Kalibre edilmiş sorular, çözülecek sorunu karşı tarafın önüne koyan açık uçlu 'nasıl' ve 'ne' sorularıdır. Karşınızdaki kontrolün kendisinde olduğunu hissederken sizin istediğiniz sonuca doğru ilerler.
Sen Bitti Dediğinde
Kayıptan Kaçınma (Loss Aversion)
Kayıptan kaçınma, kayıpların eşdeğer kazançlardan daha ağır bastığını gösteren bulgudur (Kahneman ile Tversky'nin çalışmalarında yaklaşık iki kat, ama oran duruma göre değişir). Bu yüzden insanlar bir şeyi kaybetmemek için, aynı şeyi kazanmak için olduğundan daha çok çabalar ve daha sert pazarlık eder.
Hızlı ve Yavaş Düşünme
Koz (Leverage)
Bir müzakerede koz, kimin daha büyük olduğuyla değil, anlaşmayı kimin daha çok istediği ve anlaşma bozulursa kimin daha çok kaybedeceğiyle ilgilidir. Bunu ancak karşı tarafın isteklerini, korkularını ve son tarihlerini anladığınızda görebilirsiniz.
Sen Bitti Dediğinde
Müzakere Hazırlığı (Negotiation Prep)
Müzakere hazırlığı, çoğu müzakerenin sonucunu daha başlamadan belirleyen tek sayfalık hazırlıktır: alternatifiniz ve masadan kalkma noktanız; karşı tarafın istekleri, korkuları ve son tarihleri; rakamlarınız, sorularınız, itiraz planınız ve takas listeniz.
Pozisyon Pazarlığı (Positional Bargaining)
Pozisyon pazarlığı, bir pozisyon belirleyip onu savunarak müzakere etmektir. Bu yöntemde her taviz bir kayıp gibi hissettirir ve pozisyonların arkasındaki gerçek çıkarlar hiç konuşulmaz.
Evet Dedirtme Sanatı
Suçlama Denetimi (Accusation Audit)
Suçlama denetimi, karşı tarafın sizin ya da teklifiniz hakkında düşünebileceği en olumsuz şeyleri listeleyip onları ilk önce sizin yüksek sesle söylemenizdir. Böylece bu düşünceler size karşı kullanılmadan önce güçlerini yitirir.
Sen Bitti Dediğinde
Taktiksel Empati
Taktiksel empati, müzakerede karşı tarafın duygularını ve bakış açısını bilinçli olarak anlayıp yüksek sesle dile getirmektir. Amaç ona hak vermek değil, onu harekete geçirecek güveni kurmaktır.
Sen Bitti Dediğinde
Tavizler (Concessions)
Taviz, bir müzakerede vazgeçtiğiniz her şeydir. Disiplini basittir: yavaş verin, giderek küçülen adımlarla verin ve asla karşılığında bir şey almadan vermeyin.
Evet Dedirtme Sanatı
Zor Davranış (Difficult Behavior)
Masadaki zor davranış (saldırganlık, duvar örme ya da manipülasyon), yalnızca beslendiği tepkiyi ürettiği sürece işleyen bir stratejidir. Siz o tepkiyi vermeyi reddettiğiniz anda sonuç vermez olur.
Zorlu Konuşmalar
