Yazar
William B. Irvine
Antik Stoacılığı, daha az arzulamak isteyen günümüz insanı için yeniden işleyen bir yaşam felsefesine dönüştüren filozof.
BookYol'da 1 kitap
Hikâye ve etki
William B. Irvine, akademik kariyerini Ohio eyaletinin Dayton şehrindeki Wright State Üniversitesi'nde felsefe öğretmenliğiyle geçirmiş Amerikalı bir filozoftur. İlk çalışmalarının merkezinde arzu vardı. Neden istediğimiz şeyleri istiyoruz ve onlara kavuşmak bizi neden bu kadar nadiren tatmin ediyor? Bu soru, On Desire: Why We Want What We Want (2006) adlı kitabına dönüştü.
Bu soruya cevap arayışı onu Romalı Stoacılara götürdü: Seneca, Musonius Rufus, Epiktetos ve Marcus Aurelius. A Guide to the Good Life: The Ancient Art of Stoic Joy (2008) adlı kitabında onların öğretisini, günümüz okurunun benimseyip sınayabileceği bütünlüklü bir yaşam felsefesi olarak sundu. Kitabı yalnızca bir akademisyen olarak değil, bu felsefeyi kendi hayatında uygulamaya başlamış biri olarak yazdı. Eser, Stoacılığa en çok okunan girişlerden biri oldu ve bu düşüncenin üniversite dışında yeniden canlanmasına katkı sağladı.
Irvine daha sonra Stoacı araçları gündelik hayatın belirli alanlarına uyguladı. A Slap in the Face: Why Insults Hurt—and Why They Shouldn't (2013) toplumsal acıyı ve statü kaygısını inceler. The Stoic Challenge (2019) ise aksiliklere ve aksaklıklara öfke yerine sükûnetle karşılık vermenin bir yolunu önerir.
İmza
Irvine, çoğu insanın kendine hiç sormadığı bir soruyla başlar: Sizin yaşam felsefeniz nedir? Kastettiği şey, hayattan en çok ne istediğiniz ve buna nasıl ulaşmayı planladığınızdır. Ona göre bu sorunun cevabı olmadan bir arzudan ötekine sürüklenir ve elimizdeki tek hayatı boşa harcama riskine gireriz. Stoacılık onun önerdiği cevaptır, ancak bir dogma olarak değil, ciddi bir seçenek olarak sunulur. Antik fiziği ve teolojiyi açıkça bir kenara bırakır, psikolojik teknikleri ise korur.
Yöntemi pratiktir. Olumsuz canlandırmayı kullanır: Sahip olduklarınızı kısa bir süre kaybettiğinizi hayal ederek onların değerini yeniden fark edersiniz. Sizi sarsılmaz kılmak için gönüllü rahatsızlığı önerir. Epiktetos'un kontrol ikiliğini de bir "kontrol üçlüsüne" dönüştürür: tamamen kontrol ettiklerimiz, hiç kontrol edemediklerimiz ve kısmen kontrol ettiklerimiz. Üçüncü grup için imzası niteliğindeki hamlesi hedefleri içselleştirmektir. Amaç "kazanmak" yerine "elimden gelenin en iyisini oynamak" olur. Sade bir dille yazar, kendi deneyimlerini aktarır ve felsefeyi sıradan bir haftayı nasıl değiştirdiğine bakarak değerlendirir.
