Sayılara Yatkın Bir Zihin
Barbara Oakley
A Mind for Numbers
«A Mind for Numbers», Barbara Oakley'nin beynin zor konuları, özellikle matematik ve fen derslerini nasıl öğrendiğini anlatan pratik rehberi. Temel iddiası şu: Zorlanan öğrencilerin çoğu yeteneksiz değil. Tekrar okumak, son geceye bırakmak ve motivasyon beklemek gibi yöntemler verimli hissettirir, ama kalıcı öğrenme sağlamaz. Bu öğrenciler o yöntemlere takılmış durumda.
Oakley lisede matematikten kaçan bir öğrenciydi, yıllar sonra mühendislik profesörü oldu. Bu kitap, aradaki dönüşümün haritası.
Kitabın özü
Kitabın gücü, nörobilimden gelen birkaç fikri ders masasına indirmesinde. Oakley odaklı ve dağınık düşünme modlarını (focused/diffuse mode), çalışma belleğinin sınırlarını ve bilgi parçacıklarını (chunk) anlatır. Bunu yaparken akademik dile boğmaz ve her fikri somut bir çalışma alışkanlığına bağlar.
En değerli uyarısı yanılsamalar üzerine. Notları tekrar tekrar okumak, fosforlu kalemle altını çizmek ve çözümlü örneklere bakmak güçlü bir 'anladım' hissi uyandırır. Oysa tanımak, hatırlamak değildir. Kitap bu yüzden aktif hatırlamayı, aralıklı tekrarı ve farklı problem türlerini karıştırarak çalışmayı önerir.
Kitap sayısal alanlar için yazılmış olsa da önerileri dil öğrenen, sınava hazırlanan ya da işte yeni bir beceri edinen herkes için geçerli. Bazı bölümler kendini tekrar eden, listelere dayalı bir yapıda. Yine de yöntemler sade ve hemen denenebilir.
Kime göre
- Matematik ya da fen derslerinde 'bende o kafa yok' diye düşünen öğrenciler
- YKS, KPSS ya da ALES'e hazırlanan, çok çalışıp az ilerleyenler
- Kodlama, veri analizi ya da muhasebe gibi yeni bir teknik beceri öğrenmesi gereken çalışanlar
- Ertelemeyle boğuşan, iradeye değil bir sisteme güvenmek isteyenler
Kime göre değil
- — Öğrenme bilimi üzerine derin, akademik bir inceleme arayanlar
- — Aralıklı tekrar ve Pomodoro gibi teknikleri zaten düzenli kullananlar. Kitap onlara az yenilik sunar.
Ana dersler
01
Tanıdık gelmek, öğrenmiş olmak değildir
Bir bölümü yeniden okumak ya da fosforlu kalemle çizmek, konuyu bildiğiniz hissini verir, çünkü beyniniz metni tanır. Ama tanımak ucuz bir sinyaldir. Yüzünü tanıyıp tarif edemeyeceğiniz biri gibi düşünün. Oakley buna yeterlilik yanılsaması diyor. Çaresi geri çağırmaktır: Kitabı kapatıp ana fikri hatırlamaya çalışın, çözüme bakmadan problemi çözün, adımları yüksek sesle anlatın. Bu yol daha zor ve yavaş gelir, işe yaramasının nedeni de tam olarak budur. Zorlanarak hatırlamak, sınavda ya da işte ihtiyaç duyacağınız izi güçlendirir.
Kadıköy'de bir dershanede YKS'ye hazırlanan Mert, kimya notlarını üç kez okuyup kendini hazır hissediyor. Sonra sayfayı kapatıp organik bileşik türlerini ezberden saymaya çalışıyor. Sekizden ancak üçünü hatırlıyor. Asıl çalışma o andan sonra başlıyor, çünkü artık neyi tekrar etmesi gerektiğini biliyor.
02
Önce yüklenin, sonra bilerek uzaklaşın
Oakley iki düşünme modu tarif ediyor. Odaklı mod, dikkatinizi bir probleme yoğun biçimde verdiğiniz hâldir ve parçaları zihne yükler. Dağınık mod ise yürüyüşte, duşta ya da uykuda ortaya çıkan gevşek hâldir. Bu sırada beyin arka planda daha geniş bağlantılar kurar. Uzun bir odaklanmadan sonra tıkanmak, çoğu zaman daha çok zorlamanız gerektiğini değil, mod değiştirmeniz gerektiğini gösterir. Tek şart var: Dağınık mod ancak önce odaklı çalışmayı yaptıysanız işe yarar. Emek vermeden verilen mola, sadece moladır.
Boğaziçi'nde mühendislik okuyan Elif, bir diferansiyel denklem sorusunda bir saat takılıyor. Denediği yolları kâğıda yazıp Beşiktaş vapuruna biniyor. Martılara bakarken sorunun değişken dönüşümüyle çözülebileceği aklına geliyor. Vapur soruyu tek başına çözmedi. O yolculuğu verimli kılan, öncesindeki bir saatlik emekti.
03
Parçalar kurun, zihninize yer açın
Çalışma belleği aynı anda yalnızca birkaç öğe tutabilir. Denklem çözen bir acemi her adımı ayrı ayrı taşır ve belleği çabuk dolar. Pratik yaptıkça bir dizi adım, beynin tek birim gibi işlediği bir parçaya (chunk) dönüşür. Böylece problemin zor kısmı için alan açılır. Parça kurmanın yolu odaklı dikkat, her adımın neden işe yaradığını anlamak ve farklı bağlamlarda pratik yapmaktır. Bu sayede hangi aracı ne zaman kullanacağınızı da öğrenirsiniz. Çözümlü bir örneği izlemek, o çözümü kendi elinizle kurmakla aynı şey değildir.
Moda'da İspanyolca kursuna giden Selin, ilk haftalarda her fiili tek tek çekimleyerek cümle kuruyor ve konuşurken donup kalıyor. Üç hafta boyunca her gün yirmi dakika aynı kalıpları farklı cümlelerde kullanınca bu yapılar tek parça hâline geliyor. Artık dikkati çekim eklerine değil, anlatmak istediği şeye gidiyor.
04
Bitiş çizgisine değil, zamanlayıcıya söz verin
Oakley'ye göre erteleme çoğu zaman küçük bir rahatsızlıkla başlar. Sevmediğimiz bir işi düşündüğümüzde bu his belirir. Daha keyifli bir şeye geçince his anında kaybolur ve alışkanlık pekişir. Çözüm, ürüne değil sürece odaklanmaktır. 'Raporu bitireceğim' yerine 25 dakikalık odaklı bir çalışmaya söz verin ve ardından küçük bir ödül koyun. Pomodoro tekniği budur. Can sıkan kısım başlamaktır ve rahatsızlık genellikle işe girdikten birkaç dakika sonra söner.
Ataşehir'de bir bankada analist olan Deniz, çeyrek sonu sunumunu on gündür erteliyor. 'Sunumu bitireceğim' sözünü bırakıp telefonu çekmeceye koyuyor ve 25 dakikalık bir zamanlayıcı kuruyor. Süre bitince çay molası veriyor. İlk gün yalnızca slayt başlıkları çıkıyor. Dördüncü gün ise taslak yöneticisinin masasında.
Bugün dene
Son çalıştığınız bir konuyu seçin. Notlarınızı kapatın, 10 dakikalık bir zamanlayıcı kurun ve hatırladığınız her şeyi boş bir kâğıda yazın. Sonra notlarla karşılaştırıp eksikleri işaretleyin. Yarınki çalışma planınız o listedir.
Hızlı kontrol
Oakley'ye göre notları tekrar okumak neden çoğu zaman yanıltıcıdır?
Bir saattir odaklanarak uğraştığınız bir problemde tıkandınız. Kitap ne öneriyor?
Seçme alıntılar
“Ürüne değil, sürece odaklanın.”
“İlk ilke, kandırılmamaktır; ve sizi en kolay kandıracak kişi yine sizsiniz.”
“Herkes, isterse kendi beyninin heykeltıraşı olabilir.”
