Factfulness
Hans Rosling with Ola Rosling & Anna Rosling Rönnlund
Factfulness, çoğumuzun zihnindeki dünya resminin rakamların gösterdiğinden çok daha karanlık ve yaklaşık yirmi yıl eski olduğunu savunuyor. Sorun bilgi eksikliği değil, bilgiyi okuma biçimimizi çarpıtan on içgüdü. İsveçli hekim ve istatistikçi Hans Rosling, bu içgüdüleri fark etmeyi ve dramın yerine orantıyı koymayı öğretiyor.
Rosling, uzmanlardan gazetecilere, yatırımcılardan politikacılara kadar binlerce kişiye dünyanın durumu hakkında 13 basit soru sordu. Çoğu grup, cevapları rastgele seçen şempanzelerden daha düşük puan aldı. Sorun bilgisizlik değildi. Sorun, tutarlı ve öngörülebilir bir karamsarlıktı.
Kitabın özü
Kitabın çıkış noktası şaşırtıcı bir test. Sorulardan biri şu: Son 20 yılda dünyada aşırı yoksulluk içinde yaşayanların oranı ne oldu? Neredeyse ikiye mi katlandı, aynı mı kaldı, yoksa yarıya mı indi? Doğru yanıt “yarıya indi”. Ama çoğu kişi en karamsar seçeneği işaretliyor. Rosling'e göre bu bilgisizlik değil, beynimizin dramatik olana yönelme alışkanlığı.
Kitap bu çarpıtmayı on içgüdüye ayırıyor: uçurum, olumsuzluk, düz çizgi, korku, büyüklük, genelleme, kader, tek bakış açısı, suçlama ve aciliyet. Rosling, dünyayı “gelişmiş” ve “gelişmekte olan” diye ikiye bölmek yerine günlük gelire göre dört seviye öneriyor. Ardından dünya nüfusunun büyük çoğunluğunun ortadaki iki seviyede yaşadığını gösteriyor.
Kitabın gücü hikâyelerinde. Rosling 1981'de Mozambik'te genç bir hekimdi. Gizemli bir hastalığın yayılmasından korkarak bir yolun kapatılmasını önerdi. Yol kapanınca bazı köylüler denizden gitmeye çalıştı, tekne alabora oldu ve kadınlarla çocuklar boğuldu. Rosling bu acı hikâyeyi, korkuyla verilen aceleci bir kararın bedeli olarak dürüstçe anlatıyor. Kendisi 2017'de, kitap yayımlanmadan önce hayatını kaybetti. Metni, Gapminder'ı birlikte kurduğu oğlu Ola ve gelini Anna tamamladı.
Dürüst bir not: Kitap “her şey yolunda” demiyor, formülü “hem kötü hem daha iyi”. Bazı eleştirmenler kitabı iklim ve eşitsizlik konularında fazla iyimser buluyor. Rosling ise gerçekten endişelenmeye değer beş küresel risk sayıyor: küresel salgın, finansal çöküş, dünya savaşı, iklim değişikliği ve aşırı yoksulluk. Salgın uyarısı, COVID-19'dan iki yıl önce yazılmıştı.
Kime göre
- Haber akışını okudukça her gün biraz daha karamsarlaşan okurlar
- Rakamlara bakarak karar veren yöneticiler, gazeteciler, öğretmenler ve öğrenciler
- İstatistiği sevmeyen ama rakamlarla yanıltılmak da istemeyenler
- Dünyanın genel durumu hakkında hızlı ve sağlam bir güncelleme arayanlar
Kime göre değil
- — Ayrıntılı istatistik yöntemi ya da veri analizi tekniği öğrenmek isteyenler
- — Gapminder veya Our World in Data gibi kaynakları zaten yakından izleyenler; içeriğin çoğu tanıdık gelebilir
- — Belirli bir ülkenin politikalarına dair derin bir analiz bekleyenler
Ana dersler
01
Dünya neden olduğundan kötü görünür
Dünyayı olduğundan kötü gösteren işin büyük kısmını üç dramatik içgüdü yapar. Uçurum içgüdüsü dünyayı “biz ve onlar”, zengin ve yoksul diye ikiye böler. Oysa nüfusun çoğu ortada yaşar. Olumsuzluk içgüdüsü kötü haberi parlak, yavaş ve sessiz iyileşmeyi görünmez kılar. Düz çizgi içgüdüsü bugünkü eğilimin sonsuza dek süreceğini varsayar. Oysa nüfus artışı gibi pek çok eğri zamanla yavaşlar ve düzleşir. Çaresi söylemesi kolay. İki ortalama yerine dağılımın tamamına bakın. Bir şeyin hem kötü hem de iyileşiyor olabileceğini hatırlayın. Bir eğriyi cetvelle uzatmadan önce hangi biçimi alabileceğini sorun.
İzmir'de bir veli, sosyal medyada bir hafta içinde üç okul kavgası videosu görüyor ve “çocuklar eskisinden çok daha saldırgan” diye düşünüyor. Okul idaresinden son beş yılın disiplin kayıtlarını istediğinde ciddi vakaların azaldığını görüyor. Değişen şey, artık her olayın telefonla çekilip paylaşılması. Sorun gerçek, ama kötüleşmiyor. Yalnızca daha görünür hâle geliyor.
02
Yalnız bir sayıya asla güvenmeyin
Tek başına duran bir sayı etkileyici görünür ama neredeyse hiçbir şey anlatmaz. Rosling'in örneği: 2016'da dünyada yaklaşık 4,2 milyon bebek hayatını kaybetti. Korkunç bir rakam. Ama 1950'de bu sayı yaklaşık 14,4 milyondu ve o zamanki nüfus çok daha azdı. Bir sayı karşınıza çıktığında üç şey yapın. Önce karşılaştırın: geçen yılla, başka bir şehirle, başka bir ülkeyle. Sonra bölün: sayıyı nüfusa ya da kişi başına düşen orana çevirin. Son olarak en büyük kalemleri bulun, çünkü toplamın çoğunu genellikle birkaç kalem oluşturur. Sayının gerçekten büyük olup olmadığına ancak bundan sonra karar verin.
Ankara'da bir ilçe belediyesinin bülteni, bu yıl 1.200 yeni ağaç dikildiğini gururla duyuruyor. Rakam cömert görünüyor. Ama ilçede 600 bin kişi yaşıyor ve aynı dönemde inşaat için 3.000 ağaç kesilmiş. Kişi başına bölününce dikim neredeyse sıfıra iniyor. Karşılaştırınca ortada net bir kayıp var. Tek başına parlayan sayı, yanına konan iki sayıyla tam tersi bir hikâye anlatıyor.
03
Korku ve acele sizin yerinize düşündüğünde
Korku ve aciliyet içgüdüleri, gerçekler ortaya çıkmadan devreye girer. Bizi korkutan şeyle bize gerçekten zarar veren şey çoğu zaman farklıdır. Uçak kazaları, köpekbalıkları ve terör saldırıları manşetleri doldurur. Ev kazaları ve kirli hava ise sessizce çok daha fazla can alır. Rosling'in hatırlattığı gibi risk iki şeye birlikte bağlıdır: bir şeyin ne kadar tehlikeli olduğuna ve ona ne kadar maruz kaldığınıza. Aciliyet buna baskı ekler ve “ya şimdi ya hiç” duygusu dikkatli düşünmeyi kapatır. Korktuğunuzda ya da sıkıştırıldığınızı hissettiğinizde bir nefes alın ve veri isteyin. Mümkünse büyük, sert bir kararı geri alınabilir küçük adımlara bölün.
İstanbul'da bir yazılım ekibinin lideri gece yarısı bir müşteriden e-posta alıyor: “Güvenlik açığı var, sabaha kadar tüm sunucuları kapatın!” İlk dürtüsü hemen düğmeye basmak. Bunun yerine yarım saat boyunca kayıtları inceliyor ve açığın yalnızca bir test ortamını etkilediğini görüyor. Tüm sistemi kapatmak binlerce kullanıcıyı mağdur edecekti. Oysa küçük ve hedefli bir yama yetiyor.
Bugün dene
Bugün karşınıza çıkan ve sizi en çok endişelendiren tek bir haber rakamını seçin. İki soru sorun: Bu sayı bir yıl ya da on yıl önce neydi? Kaç kişiye bölünmesi gerekiyor? Cevabı bulunca ilk izleniminizle karşılaştırın.
Hızlı kontrol
Bir haberde “geçen yıl 4,2 milyon bebek hayatını kaybetti” yazıyor. Kitaba göre ilk adım ne olmalı?
Bir eğilimin sonsuza dek aynı şekilde süreceğini varsaymamıza hangi içgüdü yol açar?
Seçme alıntılar
“İyimser değilim. Ben çok ciddi bir olasılıkçıyım.”
“Dünya sayılar olmadan anlaşılamaz. Ama yalnızca sayılarla da anlaşılamaz.”
“Bir şey hem kötü hem de daha iyi olabilir.”
