Sevilmeme Cesareti
Ichiro Kishimi & Fumitake Koga
The Courage to Be Disliked
Sevilmeme Cesareti, Alfred Adler'in bireysel psikolojisini bir filozofla şüpheci bir genç arasında beş gece süren bir söyleşi biçiminde anlatıyor. Temel iddiası şu: Geçmişiniz sizi belirlemez, davranışlarınız bugünkü bir amaca hizmet eder. Başkalarının onayını beklemeyi bıraktığınızda da kendi hayatınızı yaşamaya başlarsınız.
Bir işi yıllardır erteliyor ve sebebini çocukluğunuzda, patronunuzda ya da şartlarda arıyorsanız, bu kitap rahatsız edici bir soru soruyor: Bu erteleme size bugün ne kazandırıyor?
Kitabın özü
Kishimi ve Koga, Adler'i bir ders kitabı gibi anlatmıyor. Şüpheci bir genç, filozofun her iddiasına itiraz ediyor ve okur da çoğu zaman onunla birlikte itiraz ediyor. Kitabın ilk büyük hamlesi, nedenselliğin yerine amaçsallığı koymak. 'Geçmişte şu oldu, o yüzden böyleyim' demek yerine 'Böyle davranarak neyi elde ediyorum?' diye sormayı öneriyor. Öfke, çekingenlik ve erteleme çoğu zaman sessizce bir işe yarar. İdealinizin gerisinde kalma hissi sizi büyütebilir. Ama bu his bir denememe gerekçesine dönüştüğünde, Adler'in 'hayat yalanı' dediği şeye dönüşür.
İkinci hamle, sorunların neredeyse tamamının kişiler arası olduğu tespiti. Paradan, görünüşten ya da kariyerden duyulan kaygının altında genellikle belli birinin sizi nasıl göreceği yatar. Buradan kitabın en çok konuşulan aracına geçiliyor: görevlerin ayrılması. Bir seçimin sonucunu nihayetinde kim yaşıyorsa, o görev onundur. Başkasının sizin hakkınızdaki yargısı sizin göreviniz değildir.
Son gecelerde kitap yumuşuyor. Övgü yerine teşekkür, karşılık beklemeden güvenmek ve kimse görmese de işe yarama duygusu öne çıkıyor. Hayat da uzak bir zirveye tırmanış olarak değil, anlardan oluşan bir dans olarak ele alınıyor. Zayıf yanlar da var. Diyalog biçimi yer yer tekrara düşüyor. 'Travma yoktur' gibi keskin iddialar da ağır yaşantılar geçirmiş okurlara fazla sert gelebilir.
Kime göre
- Başkalarının ne düşüneceği yüzünden karar veremediğini fark edenler
- Davranışlarını hep geçmişine bağlayıp yerinde saydığını hissedenler
- Felsefeyi teori olarak değil, gündelik bir araç olarak okumak isteyenler
- Ekip yöneten ve övgüyle eleştiri arasında sıkışan yöneticiler
Kime göre değil
- — Ağır bir travmayla uğraşan ve profesyonel destek yerine kitap arayanlar; buradaki keskin dil iyi gelmeyebilir
- — Akademik, kaynakçalı bir Adler incelemesi bekleyenler
Ana dersler
01
Geçmişinizi değil, amacınızı sorgulayın
Kitap, davranışlarımızı açıklamak için geçmişe bakmanın çoğu zaman işimize geldiğini söylüyor. 'Çocukken hep eleştirildim, o yüzden sunum yapamam' cümlesi bir açıklama gibi görünür. Ama bir işlevi de vardır: Sizi sunumun riskinden korur. Adler'e göre duygular ve alışkanlıklar çoğunlukla bir amaca hizmet eden araçlardır. Öfke karşı tarafı susturmak için, çekingenlik de reddedilmemek için seçilir. Bu bakış suçlamak için değil, seçenek açmak içindir. Amacı adlandırdığınızda, aynı amaca daha az bedelle ulaşmanın yolunu da görmeye başlarsınız.
Kadıköy'de bir reklam ajansında çalışan Elif, müşteri toplantılarında hep sessiz kalıyor ve bunu 'utangaç bir çocuktum' diye açıklıyordu. Kendisine 'Susmak bana ne kazandırıyor?' diye sorunca cevap netleşti: Fikri beğenilmezse küçük düşmeyecekti. Bir sonraki toplantıda tek bir öneriyi önceden yazıp okudu. Risk küçüldü. Sessizliğin koruduğu şeyi artık başka bir yoldan koruyordu.
02
Bu görev kimin? Sorusunu sorun
Görevlerin ayrılması kitabın en pratik aracı. Karmaşık bir durumda tek bir soru yeter: Bu seçimin sonucunu nihayetinde kim yaşayacak? Cevap sizseniz görev sizindir, başkasıysa onundur. Çocuğunuzun ders çalışması, iş arkadaşınızın sizi sevip sevmemesi ve annenizin evliliğinizi onaylaması başkalarının görevidir. Bu bir ilgisizlik değil. Yardım teklif edebilir, kapıyı açık tutabilirsiniz. Ama başkasının görevine dalmak hem onu küçümser hem de sizi kontrol edemeyeceğiniz bir yükün altına sokar. Sınırı çizmek ilişkiyi soğutmaz, çoğu zaman rahatlatır.
Ankara'da yaşayan Burak, kardeşinin üniversitede bölüm değiştirme kararına haftalarca karıştı ve her akşam telefonda tartıştılar. Sonunda soruyu kendisine sordu: Bu bölümde dört yılı kim geçirecek? Cevap belliydi. Ertesi gün kardeşine kararın ona ait olduğunu, isterse burs ve bütçe hesabında yardım edebileceğini söyledi. Tartışmalar bitti. İki hafta sonra kardeşi planını anlatmak için kendisi aradı.
03
Onay peşinde koşmayı bırakın, bedeli kabul edin
Başkalarının takdirini kazanmak için yaşadığınızda, seçimlerinizin direksiyonunu hiçbir zaman kontrol edemeyeceğiniz yargılara teslim edersiniz. Sonunda size ait olmayan bir hayat sürersiniz. Kitabın adı buradan geliyor: Kendi seçimlerinizle yaşamak, bazı kişilerin sizden hoşlanmamasını göze almayı gerektirir. Bu, kaba olmak ya da bilerek kırıcı davranmak anlamına gelmiyor. Anlamı şu: Dürüst bir 'hayır', açık bir itiraz ya da alışılmadık bir karar sonrasında oluşan hoşnutsuzluk makul bir bedeldir. Herkes tarafından sevilmeye çalışan biri, sonunda kimse için gerçekten orada olamaz.
Beşiktaş'ta bir yazılım şirketinde çalışan Zeynep, takım liderinin koyduğu teslim tarihini gerçekçi bulmuyordu. Yine de sevimsiz görünmemek için hep onaylıyordu. Bir toplantıda tarihin iki hafta kaymasını gerektiren riskleri tek tek sıraladı. Lider o gün soğuk davrandı. Üç hafta sonra proje Zeynep'in öngördüğü tarihte teslim edildi. Bir sonraki planlama toplantısına da ilk o çağrıldı.
04
Övgü yerine teşekkür edin, alkışsız da işe yarayın
Adler'e göre övgü de azar da dikey bir ilişki kurar: Biri yukarıdan puan verir, öteki aşağıdan bekler. Kitap bunun yerine yatay ilişkiyi öneriyor. Teşekkür etmek ve cesaretlendirmek, karşınızdakini kendi seçimlerinin sahibi olan eşit biri olarak görür. Aynı mantık sizin değer duygunuz için de geçerli. Değerli olma hissi, birine faydalı olduğunuzu hissetmekten doğar. Bu his tanık, alkış ya da onay gerektirmez. Kimse fark etmese de yaptığınız katkı kendi başına yeterlidir.
Üsküdar'da bir lisede matematik öğretmeni olan Mert, iyi not alan öğrencilere 'aferin, harikasınız' derdi ve zayıf öğrenciler derse küsüyordu. Bunun yerine, çözüm yolunu sınıfa anlatan her öğrenciye yalnızca teşekkür etmeye başladı. Doğru ya da yanlış ayırmadı. İki ay sonra tahtaya kalkmak için gönüllü olanlar arasında, eskiden hiç parmak kaldırmayan üç öğrenci vardı.
Bugün dene
Bugün sizi zorlayan bir durumu seçin ve iki soru yazın: Bu davranış bana ne kazandırıyor? Bu seçimin sonucunu nihayetinde kim yaşayacak? Cevap başkasıysa, o görevi bırakmak için tek bir somut adım belirleyin.
Hızlı kontrol
Kitaba göre 'Çocukken çok eleştirildiğim için toplantıda konuşamıyorum' diyen biri için en verimli soru hangisidir?
Yetişkin oğlunun meslek seçimini onaylamayan bir anne için görevlerin ayrılması ne söyler?
Seçme alıntılar
“Özgürlük, başkaları tarafından sevilmemektir.”
“Tüm sorunlar kişiler arası ilişki sorunlarıdır.”
“Önemli olan neyle doğduğumuz değil, elimizdekini nasıl kullandığımızdır.”
“Hayat, anlardan oluşan bir dizidir.”
