BookYol

Kavram

Yolcu Koltuğundaki Korku (Fear as Passenger)

Yolcu koltuğundaki korku, Elizabeth Gilbert'ın Big Magic'te anlattığı yaratıcı tutumdur: Önemli bir işe giriştiğinizde korkunun yanınızda gelmesine izin verir, direksiyonu ona asla bırakmaz ve sesinin yüksekliğini bir dur işareti olarak değil, bir ipucu olarak okursunuz.

Çoğumuz korkuyu bir kapı bekçisi gibi görürüz. Sustuğunda üretir, bağırdığında bekleriz. Sorun şu ki gerçekten önemsediğiniz bir işte korku uzun süre susmaz. Onun gitmesini beklemek, işi süresiz ertelemek demektir. Gilbert'ın tespiti net: Korku arızalı değil, görevini yapıyor. Sizi korumak için var. Sonucu belirsiz olan ve herkesin önüne çıkan yaratıcı iş, bu koruma sistemine tam olarak tehlike gibi görünür. Korkuyu yok etmeye çalışmak işe yaramaz, ona boyun eğmek ise sizi durdurur. Üçüncü yol yolcu koltuğudur. Korkunun varlığını kabul eder ve ona yer verirsiniz, ama direksiyon sizde kalır. Sesinin yükselmesi çoğu zaman işin yanlış olduğunu değil, gerçek ya da kişisel bir yere dokunduğunu gösterir. Bu, somut riskleri görmezden gelmek anlamına gelmez. Korku elle tutulur bir tehlikeyi işaret ediyorsa onu çözersiniz. Reddettiğiniz tek şey, belirsiz bir tedirginliğin başlayıp başlamayacağınıza karar vermesidir.

Gerçek hayattan bir örnek

Kadıköy'de bir ajansta çalışan grafik tasarımcı Deniz, yıllardır çizdiği karikatürleri ilk kez Instagram'da paylaşmaya karar veriyor. Paylaş tuşuna basmadan önce içinde bir ses yükseliyor: "Herkes amatör olduğumu görecek." Eskiden olsa taslakları bir ay daha bekletirdi. Bu kez korkuyu deftere tek cümleyle yazıyor. Sesin en çok annesini anlattığı çizimde yükseldiğini fark ediyor ve ilk paylaşım olarak tam da onu seçiyor. Akşam dokuzda gönderi yayında.

Nasıl kullanılır

  1. 1Korkuyu tek bir yazılı cümleyle adlandırın: "Korkuyorum, çünkü ___." Kâğıda dökmek onu direksiyondan alıp yolcu koltuğuna oturtur.
  2. 2Sesin şiddetini okuyun. Somut ve düzeltilebilir bir riski gösteriyorsa onu düzeltin. Görünür olmanın genel tedirginliğiyse devam edin.
  3. 3Korku hâlâ oradayken bir sonraki küçük adımı atın. İşi gönderin, yayımlayın ya da gösterin; önce sakinleşmeyi beklemeyin.