Kavram
Ölümlülük Bilinci (Mortality Perspective)
Ölümlülük bilinci, bir gün öleceğinizi hatırlayarak kalıcı olma yönündeki kaygılı çabaların gücünü yitirmesi ve gerçekten önemsemeye değer birkaç şeyin netleşmesi pratiğidir.
Mark Manson, «Umursamamanın İnce Sanatı»nı ödünç bir fikirle kapatır. Kültürel antropolog Ernest Becker «Ölümün İnkârı»nda, öleceğini bilen tek canlının bizler olduğunu savunur. Becker'a göre bu bilgi o kadar rahatsız edicidir ki hayatımızı onu aşmanın yollarını kurarak geçiririz. Bunlara ölümsüzlük projeleri der: adınızı taşıyan bir şirket, bir itibar, bir dava, sizi hatırlayacak çocuklar, geride kalacak bir eser. Her biri, beden gittiğinde bir parçanızın yaşayacağını vaat eder. Manson bu parçaya kavramsal benlik der, yani hakkınızdaki hikâye ve imaj. Sorun şu: Bu hikâyeyi korumaya çalıştıkça gerginleşir, katılaşır, küçük hesaplara takılırız. Ölüme doğrudan bakmak bunun tersini yapar. İmajın zaten kalmayacağını gösterir. Böylece onu korumayı bırakıp sınırlı ilginizi şu an önemli olan kişilere, değerlere ve işe ayırabilirsiniz.
Gerçek hayattan bir örnek
Selin 38 yaşında. Kadıköy'de kurduğu tasarım stüdyosunda iki yıldır her işi kendisi onaylıyor, çünkü stüdyo onun adıyla anılıyor ve "Selin'in işi" kusursuz olmalı. Bir akşam şu soruyu soruyor: "Beş yılım kalsa bu stüdyodan ne isterdim?" Cevap adının parlaması değil. Ekibin büyümesini ve müşterilerin işine yarayan tasarımlar görmeyi istiyor. Ertesi hafta iki projeyi tamamen ekibe bırakıyor ve imzanın kimde olacağını tartışmayı bırakıyor.
Nasıl kullanılır
- 1Ölümsüzlük projenizi adlandırın. Neyi kalıcı kılmaya çalıştığınızı yazın: bir unvan, bir itibar ya da hep haklı çıkmak. Onu savunurken nerede gerildiğinizi fark edin.
- 2Ölüm sorusunu sorun: "Birkaç yılım kalsa bu hâlâ önemli olur muydu?" Sınavı geçeni tutun, geçemeyenin üzerindeki elinizi gevşetin.
- 3Bu hafta sınavı geçen tek bir şeye bir saat ayırın. Bu bir kişi, bir değer ya da bir iş olabilir.
