BookYol

Kavram

Trajik iyimserlik

Trajik iyimserlik, Frankl'ın acı, suçluluk ve ölümden oluşan trajik üçlüye rağmen hayata "evet" deme duruşuna verdiği addır. Bu ne inkârdır ne de neşe; değiştirilemeyen bir şeyin geri kalan her şeyin anlamını silmesine izin vermemektir. En kötü koşulları bile bir tutum sorusuna dönüştürür.

Trajik iyimserlik, işlerin iyi gideceğini bekleyen sıradan iyimserlikten de, hiçbir şey beklemeyen teslimiyetten de farklıdır. Özel bir şey beklemez ama yine de "evet" der: acıyı insana özgü bir başarıya, suçluluğu daha iyi biri olma fırsatına, hayatın kısalığını da harekete geçmek için bir nedene dönüştürür. Anlamın üçüncü kaynağının gerektirdiği tutum budur. Gündelik hayatta bu, bir teşhisin, bir kaybın ya da bir başarısızlığın hikâyesini bitirdiği kişiyle, bunu artık karşılamaya çağrıldığı yeni durum olarak gören kişi arasındaki farktır. Frankl'ın en çok alıntılanan tersine çevirmesi de buraya aittir: önemli olan hayattan ne beklediğimiz değil, hayatın bizden ne beklediğidir. Yanıt da her zaman somuttur: üretilmesi gereken bir his değil, bir eylem, bir insan ya da bir şeyi taşıma biçimi.

Gerçek hayattan bir örnek

Rize'de elli iki yaşındaki bir marangoz, atölyede geçirdiği bir kazada iki parmağını kaybediyor ve aylarca çalışma hayatının bittiğini söylüyor. Sonra yanına bir çırak alıyor; elinin artık yapamadığını sesiyle öğretiyor ve atölye açık kalıyor. Kayıp küçülmüş değil; ama onunla yapacak bir şey bulmuş.

Nasıl kullanılır

  1. 1Bir şey değiştirilemiyorsa, onun şimdi sizden ne istediğini sorun.
  2. 2Hem inkârı hem teslimiyeti geri çevirin; hayatın geri kalanına bilinçli olarak "evet" deyin.
  3. 3Dayanılmaz olanı taşıma biçiminizi, içine düştüğünüz bir ruh hâli değil, yaptığınız bir iş olarak görün.