Kavram
Hazlar ve Doyumlar (Pleasures vs. Gratifications)
Hazlar şu anda iyi hissettiren ama çabucak sönen duyusal ve duygusal keyiflerdir; doyumlar ise sizi içine çeken, emek isteyen ve beceri kazandıran etkinliklerdir, bu yüzden faydaları bittikten sonra da sürer.
Jonathan Haidt bu ayrımı Martin Seligman'dan ödünç alır ve iyi deneyimleri iki kümeye ayırır. Hazlar zahmetsiz gelir, aynı kolaylıkla gider: güzel bir yemek, sıcak bir duş, sevdiğiniz dizinin bir bölümü daha. Haidt'in otomatik duygusal yanımıza verdiği ad olan fil, bunlara neredeyse anında alışır. İkinci dilim baklavanın ilkini asla yakalayamamasının nedeni budur. Doyumlar başka türlü işler. Enstrüman çalmak, bozulan bir şeyi tamir etmek, zorlu bir tırmanış ya da emek isteyen bir sohbet sizden bir şey ister: dikkat, çaba, biraz beceri. Sizi zorladıkları için çoğu zaman akış hâli doğururlar. Geride de kalıcı bir şey bırakırlar: daha iyi bir kulak, daha usta eller, daha güçlü bir ilişki. Mesele hazların kötü olması değil. Yalnızca hazlarla dolu bir hayat her akşam sıfırlanır, doyumlar ise birikir. Boş bir akşamınızda yaptığınız seçim, çabuk geçen bir his ile kalıcı bir getiri arasındadır.
Gerçek hayattan bir örnek
Kadıköy'de oturan Selim, pazar öğleden sonralarını telefonda kısa videolar arasında kaybolarak geçirirdi. Akşam olduğunda hiçbirini hatırlamazdı. Bir pazar, balkonda gıcırdayıp duran eski bisikleti söküp zincirini temizlemeye ve frenlerini ayarlamaya karar verdi. İlk yarım saat sinir bozucuydu, sonra zamanın nasıl geçtiğini fark etmedi. Ertesi hafta Moda sahiline bisikletle indi. Bir sonraki tamir işini de şimdiden kafasında planlamaya başlamıştı.
Nasıl kullanılır
- 1Akşam ve hafta sonu etkinliklerinizi listeleyin. Her birinin yanına H (haz: kolay, duyusal, çabuk geçer) ya da D (doyum: içine çeker, emek ister, beceri kazandırır) yazın.
- 2Bu hafta düzenli haz zamanlarınızdan birini, mevcut becerinize uygun bir doyumla değiştirin. Seçtiğiniz iş sizi içine çekecek kadar zor olsun, hevesinizi kıracak kadar değil.
- 3Hazlardan vazgeçmeyin. Onları seyrekleştirin ve tadını bilerek çıkarın ki alışma onları sıradanlaştırmasın.
