Alıntı
“Zor konuşmalar neredeyse hiçbir zaman olguları doğru saptamakla ilgili değildir. Çatışan algılar, yorumlar ve değerlerle ilgilidir.”
Bizim çevirimiz — aslı şöyle: “Difficult conversations are almost never about getting the facts right. They are about conflicting perceptions, interpretations, and values.”
— Douglas Stone, Bruce Patton & Sheila Heen, Difficult Conversations (1999) · Difficult Conversations →
Neden söylendi
Douglas Stone, Bruce Patton ve Sheila Heen, Harvard Müzakere Projesi'ndeki çalışmalarına dayanarak bu iddiayı Difficult Conversations'ın başlarında, 'Ne oldu?' konuşmasını ele alan kısımda ortaya koyar. Olayların kendi versiyonunuzu kanıtlamanın bir anlaşmazlığı neden bu kadar nadiren bitirdiğini açıklar: Tartışma aslında hiçbir zaman olgularla ilgili değildi.
Aslında ne anlama geliyor
Çoğumuz zor bir konuşmaya savcı gibi gireriz. Zaman çizelgesini, mesajları ve kanıtları toplarız; karşı taraf olguları görünce kabul edecektir. Yazarlar iki tarafın da olguların çoğunda genellikle hemfikir olduğunu gösterir; farklı olan, her kişinin neyi fark ettiği, bunun ne anlama geldiğini düşündüğü ve neyin önemli olduğuna inandığıdır. Bu üçü kanıtla çözülmez ve onlara kanıtla çözülecekmiş gibi davranmak karşınızdaki kişiyi algısını açıklamak yerine savunmaya iter. Değişim, 'Kim haklı?' sorusundan 'Nasıl bu kadar farklı hikâyelere vardık?' sorusuna geçmektir. İkinci soru size bilgi kazandırır. Birincisi ise sizi çıkmaza sokar.
Nasıl kullanılır
- 1Konuşmadan önce neyi fark ettiğinizi, hangi sonuca vardığınızı ve bunun hangi değerinize dokunduğunu yazın. Sonra aynı üçünü karşınızdaki kişi için tahmin edin.
- 2Murat, Bursa'daki ortağıyla geciken bir sevkiyat yüzünden tartıştığında tarihleri tekrar tekrar anlatmayı bırakır ve gecikmenin ortağı için ne anlama geldiğini sorar. Tarihler zaten hiç tartışma konusu değildi.
- 3Kendinizi kanıt hazırlarken yakaladığınızda, kanıtlardan birini gerçek bir soruyla değiştirin.
