BookYol

Kavram

Duygusal öz farkındalık

Duygusal öz farkındalık, Goleman'ın sıraladığı yeteneklerin ilki ve temelidir: bir duyguyu yaşanırken tanımak ve ona tam adını koymak. "Kötüyüm" değil, "küçük düşürülmüş hissediyorum" ya da "geç kalacağım diye kaygılıyım". Duygusal zekânın geri kalanı bunun üzerine kurulur, çünkü fark edilmeyen bir duygu yönetilemez.

Çoğu insan duygularını geç fark eder: bir baş ağrısı, çoktan gönderilmiş sert bir e-posta ya da akşam yemeğinde çöken bir sessizlik olarak. Goleman'ın sıralaması (önce öz farkındalık, ardından öz düzenleme, motivasyon, empati ve sosyal beceri) fark etmeyi en başa koyar, çünkü o olmadan sonraki basamakların hiçbiri mümkün değildir. Pratik, duyguya ad koymaktır ve işin özü kesinliktir. Goleman'ın dayandığı araştırmalar ve o tarihten bu yana yapılan pek çok çalışma, bir duyguyu belirli sözcüklere dökmenin yoğunluğunu azalttığını ve onu zihnin harekete geçebilen kısımlarına teslim ettiğini gösteriyor. O anda "Kızgın değilim, utanıyorum" diyebilen biri, ardından olacakları çoktan değiştirmiştir. Bu beceriyi geliştiren araç bir duygu günlüğüdür: her gün tek satır; günün en güçlü duygusu, tam adı ve onu neyin tetiklediği. Ad koymak akşamları değil, duygu yaşanırken gerçekleşmeye başlayana kadar sürdürülür.

Gerçek hayattan bir örnek

İzmir'de bir çocuk servisi hemşiresi, yanlış etiketlenmiş bir hasta dosyası yüzünden genç bir meslektaşını azarlıyor. O akşam günlüğüne duygusunu yazarken duraksıyor: bu öfke değil, bir hatanın bir çocuğa zarar verebileceği korkusu. Bir dahaki sefere dosyada bir yanlışlık gördüğünde yüksek sesle "Bu beni korkutuyor" diyor ve meslektaşı dosyayı onunla birlikte kontrol ediyor.

Nasıl kullanılır

  1. 1Tek satırlık bir duygu günlüğü tutun: günün en güçlü duygusu, tam adı ve tetikleyicisi.
  2. 2Belirsiz sözcüklerle yetinmeyin: "kötüyüm" ile bir şey yapılamaz, "kimse fikrimi sormadı diye içerledim" ile yapılabilir.
  3. 3Duyguya her hafta biraz daha erken ad koymayı hedefleyin: akşamdan birkaç saat sonrasına, oradan da o ana.