BookYol

Kavram

Salonu Okumak (Reading the Room)

Salonu okumak, sunumdan önce mekânı kontrol edip sunum sırasında dinleyicinin enerjisini izleyerek mekânla boğuşmak yerine anında uyum sağlama alışkanlığıdır.

Çoğu konuşmacı kendisine verilen salonu, sandalyeleri ve projektörü olduğu gibi kabul eder. Sonra da sunumun neden sönük geçtiğini merak eder. Scott Berkun yıllarca konuşmacılıkla geçimini sağladı ve Confessions of a Public Speaker kitabını yazdı. Ona göre mekân, bir konuşmanın nasıl karşılandığını sanıldığından çok daha fazla etkiler ve bu konuda düşündüğünüzden fazla söz hakkınız vardır. İşin iki yarısı var. Konuşmadan önce mekânı kontrol edersiniz. Projektör çalışıyor mu? Arka sıralar sizi duyuyor mu? Otuz kişi iki yüz koltuğa mı dağılmış? Dolu küçük bir salonda hava canlıdır, yarı boş büyük bir salon ise enerjiyi emer; bu yüzden insanları öne davet edin. Konuşurken de yüzleri, duruşları ve telefonları izlersiniz. Huzursuzluk işaretleri hakaret değil, veridir: kısaltmanızı, yavaşlamanızı ya da bir soru sormanızı söyler.

Gerçek hayattan bir örnek

Ayşe, Maslak'taki şirketinde 150 kişilik bir salonda 40 meslektaşına 20 dakikalık bir sunum yapacak. Yarım saat erken gelip kumandayı ve mikrofonu deniyor. Herkes öne otursun diye arka sıraları bantla kapatıyor. Onuncu dakikada, rakamlarla dolu bir slayt sırasında dizüstü bilgisayarların açıldığını fark ediyor. İki slaytı atlayıp kısa bir müşteri hikâyesi anlatıyor ve salonun dikkati yeniden ona dönüyor.

Nasıl kullanılır

  1. 1En az 30 dakika erken gelin ve salonu dolaşın. Projektörü, mikrofonu ve kumandayı deneyin, sonra en arka sıraya oturup görüş açısını ve sesi kontrol edin.
  2. 2Dinleyiciyi bir araya toplayın. Koltuk sayısı kişi sayısını aşıyorsa arka sıraları kapatın ya da başlamadan önce herkesi kibarca öne davet edin.
  3. 3Salonun farklı köşelerinden üç dört yüz seçin ve birkaç dakikada bir onlara bakın. Enerji düştüğünde bir şeyi değiştirin: bir bölümü kısaltın, soru sorun ya da yer değiştirin.