Kavram
Arena
Arena, Theodore Roosevelt'in 1910'da yaptığı "Bir Cumhuriyette Yurttaşlık" konuşmasından gelen ve Brené Brown'ın Cesur Yanınızı Kucaklayın'da yeniden yorumladığı bir imgedir: işi gerçekten yapan kişinin durduğu yer; yüzü toza ve tere bulanmış, hata yapan ve eksik kalan insanın yeri.
Brown bu pasajı eleştiriyi ayıklamak için bir süzgeç olarak kullanır. Önemli bir iş yaptığınızda eleştirileceksiniz ve eleştirilerin çoğu o işi yapmayan insanlardan gelecek. Yapılacak şey bütün geri bildirimleri görmezden gelmek değil, onları kaynağın arenada olup olmamasına göre tartmaktır: kendisi de sunum yapan bir meslektaş, kendisi de başarısız olmuş bir girişimci, kendisi de bir ergen yetiştiren bir anne ya da baba. Bu insanların eleştirisi dinlenmeye değer, çünkü onu kazanmak onlara bir şeye mal olmuştur. Koltuklardan gelen yorumlar ise tanımı gereği ucuzdur: hayatında hiçbir işe girişmemiş bir akraba, anonim bir hesap, işin nasıl yapılması gerektiğini her zaman bilen o meslektaş. Bu çerçeve iç eleştirmene de cevap verir; o en ucuz koltuktur, çünkü eleştirdiği şeyi bir kez bile yapmamıştır. Ben Horowitz'in girişimcilere hatırlattığı "Kimse umursamıyor" sözü de bunun bir versiyonudur: Koltuklardakiler çoğu zaman izlemiyor bile.
Gerçek hayattan bir örnek
İstanbul'da ilk romanını yayımlayan bir yazar aynı hafta iki tepki alıyor: anonim bir hesaptan kitaba "amatörce" diyen üç satırlık bir yorum ve ilk romanı on bir kez reddedilmiş bir yazardan, kitabın orta bölümünün sarktığını gösteren uzun bir e-posta. İlkini bir kez okuyor. İkincisinin çıktısını alıyor ve orta bölümü yeniden yazıyor.
Nasıl kullanılır
- 1Eleştirildiğinizde kaynağın arenada olup olmadığını, yani o işi yapıp darbe alıp almadığını sorun.
- 2Arenadaki seslere kulak verin; iç eleştirmen dahil, ucuz koltuklardan gelenlere değil.
- 3Sizin gibi arenada olan insanları bulun ve onlardan bedeli olan bir geri bildirim isteyin.
