Kavram
Naif Gerçekçilik (Naive Realism)
Naif gerçekçilik, dünyayı olduğu gibi gördüğümüze ve bu yüzden bize katılmayanların bilgisiz, mantıksız ya da taraflı olması gerektiğine dair sarsılmaz inançtır.
Kavramı sosyal psikolog Lee Ross ortaya attı. İçeriden bakınca kendi görüşümüz bir görüş gibi gelmez, gerçeğin ta kendisi gibi gelir. Bu yüzden her anlaşmazlık bir açıklama ister. En kolay açıklama da karşı taraftaki bir kusurdur: ya bilmiyor, ya düşünmüyor ya da işine öyle geliyor. Psikolog Emily Pronin madalyonun öbür yüzünü gösterdi. Başkalarının yargısındaki önyargıyı hemen yakalıyoruz, kendi yargımızın tarafsız olduğunda ise ısrar ediyoruz. Pronin buna önyargı kör noktası (bias blind spot) dedi. Jonathan Haidt'in "Mutluluk Hipotezi"nde anlattığı gibi, çatışmalar tam burada kilitlenir. İki taraf da aynı senaryoyu oynar ve kendini makul olan sanır. Çözüm bakış açısız kalmak değildir. Kendi bakışınızı bir bakış olarak görmek ve önce kendi payınızı adlandırmaktır.
Gerçek hayattan bir örnek
Kadıköy'de bir apartman toplantısı yapılıyor. Elif Hanım asansör bakımı için aidatın 1.500 liraya çıkmasını istiyor. Zemin kattaki Murat Bey ise buna "gereksiz masraf" diyor. Elif onu cimri, Murat da Elif'i savurgan buluyor ve ikisi de kendini yalnızca mantıklı sanıyor. Tıkanıklığı Elif'in tek cümlesi çözüyor: "Asansörü en çok ben kullanıyorum, aciliyeti abartıyor olabilirim." Bunun üzerine Murat yumuşuyor ve bakımı iki taksite bölmeyi öneriyor.
Nasıl kullanılır
- 1Biri size katılmadığında aklınızdan geçen ilk açıklamayı yakalayın. "Bilmiyor", "düşünmüyor" ya da "çıkarı var" diyorsanız naif gerçekçilik devrede demektir.
- 2Karşı tarafın görüşünü, onun da onaylayacağı bir cümleyle özetleyin. Özetleyemiyorsanız henüz anlamamışsınız demektir.
- 3Konuşmaya kendi payınızı adlandırarak başlayın. "Bu konuda benim de gözden kaçırdığım bir şey olabilir" gibi tek bir cümle karşı tarafın savunmasını indirir.
