Kavram
Büyüklük İçgüdüsü (Size Instinct)
Büyüklük içgüdüsü, bir sayıyı başka bir sayıyla karşılaştırmadan, kapsadığı nüfusa bölmeden ve ölçtüğü şeyin ne kadar yaygın olduğunu sormadan, ilk bakışta büyük ya da küçük diye yargılama eğilimimizdir.
Kavramı Hans Rosling, Factfulness kitabında adlandırdı. Tek başına duran bir sayı gerçek gibi görünür. Ama yanına bir şey koymadıkça hiçbir büyüklüğü yoktur. 4.000 kişi çok mu? Bir kafe kuyruğunda evet. 85 milyonluk bir ülkede ise yuvarlama hatası olabilir. Büyük rakamlar sırf büyük oldukları için önemli gelir. İlk duyduğumuz sayı da sonrakilerin hepsi için gizli bir ölçüt olur; çapalama tam olarak böyle çalışır. Haber başlıkları, satış sunumları ve siyasi konuşmalar bu refleksi sürekli kullanır. Rosling'in önerdiği panzehir şüphecilik değil, düz aritmetiktir. Karşılaştırın: geçen yılla, başka bir şehirle, alternatifle. Bölün: kişi başına, müşteri başına, kullanım başına. Son olarak toplamın büyük kısmını oluşturan birkaç kalemi bulun, çünkü pek çok listenin içinde 80/20 deseni saklıdır. Amaç sayıları küçümsemek değil, tepki vermeden önce onlara bir boyut kazandırmaktır.
Gerçek hayattan bir örnek
Kadıköy'deki bir sitenin yönetim grubuna mesaj düşüyor: "Bu ay otoparkta 6 araç çizildi, güvenlik şirketini değiştirelim!" Yönetici Selin Hanım önce bölüyor. Sitede 420 araç var, yani oran yüzde 1,5. Sonra karşılaştırıyor: geçen yıl aynı ay 11 araç çizilmiş. Son olarak kayıtlara bakıyor. Çizilmelerin beşi aynı dar rampa dönüşünde olmuş. Şirket değişmiyor. Rampaya ayna ve koruyucu takılıyor, toplantı da yirmi dakikada bitiyor.
Nasıl kullanılır
- 1Karşılaştırın: Sayıyı geçen yılın rakamıyla, benzer bir yerle ya da yerine geçtiği alternatifle yan yana koyun.
- 2Tabana bölün: Toplamları kişi, müşteri ya da kullanım başına orana çevirin. Böylece büyük bir ülkenin ya da şirketin rakamı, sorunu olduğundan büyük göstermez.
- 3Ne kadar yaygın olduğunu sorun: Toplamın çoğunu oluşturan birkaç kalemi bulun ve dikkatinizi oraya verin.
