BookYol

Rehber · En iyi kitaplar · 6 dk okuma

Her şeyi daha hızlı öğrenmek için en iyi kitaplar: yeni başlayanlar için okuma sırası

Önce Barbara Oakley'nin A Mind for Numbers kitabıyla dikkatin ve pratiğin beyinde nasıl işlediğini kavrayın. Ardından Make It Stick ile geri çağırma, aralıklı tekrar ve karışık çalışma üzerine temel bulgulara geçin. How We Learn unutmayı, uykuyu ve bağlamı ekler; Peak bilinçli pratiği anlatır; Ultralearning de hepsini kendi tasarlayacağınız bir öğrenme projesine dönüştürür.

1.Buradan başlayın: A Mind for Numbers, Barbara Oakley

Oakley gençliğinde matematikten ve fenden kaçmış, orduda Rusça çevirmen olarak çalışmış, sonra mühendisliğe dönüp bu alanda profesör olmuş biri. Kitabı kendini "sayısal kafası olmayan" biri sanan okur için yazmış, ama anlattığı araçlar zor gelen her konuya uyuyor. Merkezde iki zihinsel çalışma biçimi var: odaklanmış mod ve dağınık mod. Bir probleme yoğun biçimde yüklenmek işin bir parçası. Ondan uzaklaşıp yürüyüşe çıkmak da öyle, çünkü beyin bağlantıları çoğu zaman tam o arada kurar. İkinci temel fikir parçalama (chunking): bir dizi adımı anlayarak ve tekrar ederek tek bir zihinsel birime sıkıştırmak.

Neden ilk sırada? Çünkü listedeki en az ürkütücü kitap bu. Üstelik öğrenmenin önündeki en sıradan engelle, ertelemeyle doğrudan uğraşıyor. Oakley ürüne değil sürece odaklanmayı öneriyor: "bölümü bitireceğim" yerine "yirmi beş dakika telefonsuz çalışacağım" demek. Yetkinlik yanılsamasını da ilk kez burada net biçimde göreceksiniz. Çözülmüş bir örneğe bakıp anladığınızı sanmak başka, o çözümü kendiniz üretmek başka. Vize haftasında aynı türev sorusunun çözümünü üç kez okuyup sınavda boş kâğıda bakan öğrenci, bu farkı en pahalı yoldan öğrenir.

Sınırları da belli. Beyinle ilgili anlatım bilerek basitleştirilmiş metaforlara dayanıyor, pinball makinesi benzetmesi bunun tipik örneği. Örnekler de ağırlıkla matematik ve mühendislikten geliyor. Bilimsel derinlik arıyorsanız asıl kaynak sıradaki kitap.

2.Kanıtın çekirdeği: Make It Stick

Kitabı Washington University in St. Louis'ten iki bilişsel psikolog, Henry Roediger ve Mark McDaniel, yazar Peter Brown'la birlikte yazdı. Ana iddiası rahatsız edici ölçüde sade. Çoğumuzun en çok güvendiği yöntemler, yani tekrar tekrar okumak ve fosforlu kalemle altını çizmek, metne aşinalık kazandırır. Ama aşinalık bilgi değildir. Yazarların akıcılık yanılsaması dediği şey tam olarak budur. Belleği asıl güçlendiren şey, bilgiyi hafızadan çekip çıkarmaya zorlanmaktır: kitabı kapatıp hatırladığınızı yazmak, okuduğunuzu tekrar gözden geçirmek yerine kendinizi sınamak.

Geri çağırmanın yanına başka araçlar da ekleniyor: aralıklı tekrar, farklı problem türlerini aynı oturumda karıştırarak çalışma (interleaving) ve cevabı görmeden önce onu üretmeye çalışma. Bunlara Robert Bjork'un "istenen zorluklar" kavramı eşlik ediyor: öğrenmeyi o an zorlaştıran ama kalıcılığı artıran koşullar. Kitap bulguları pilotlardan, cerrahlardan ve öğrencilerden hikâyelerle anlatıyor. Bu da araştırmayı soyut olmaktan çıkarıyor.

Neden ikinci sırada? Oakley sezgiyi verir, bu kitap da o sezginin arkasındaki deneysel zemini. Dürüst olmak gerekirse anlatım yer yer kendini tekrar ediyor. Ağırlık da bilgiyi kalıcı kılmakta; bir beceriyi performans düzeyine taşımak konusunda daha az şey söylüyor. Yine de bu listeden tek bir kitap okuyacaksanız en sağlam aday bu.

3.Aynı bilim, başka bir anlatımla: How We Learn

Benedict Carey, The New York Times'ın bilim muhabiri. Kitabı da bir el kitabından çok, iyi bilim gazeteciliğinin bir örneği. En akılda kalan bölümü unutmayı öğrenmenin düşmanı olarak değil, bir filtresi olarak ele alıyor. Robert ve Elizabeth Bjork'un ayrımına göre her bilginin bir depolama gücü, bir de erişim gücü vardır. Biraz unutulmuş bir bilgiyi zorlanarak yeniden hatırlamak, onu öncekinden daha sağlam hâle getirir. Verimli unutma dediğimiz şey bu.

Carey, öteki kitapların hızlı geçtiği konuları da ekliyor: uykunun farklı evrelerinin belleği pekiştirmedeki rolü, çalışma ortamını değiştirmenin etkisi, bir problemden uzaklaşınca gelen kuluçka etkisi ve uzun projelerde fikirlerin zamanla demlenmesi. Kendi vasat öğrencilik yıllarından örnekler vermesi anlatıyı sıcak tutuyor.

Neden üçüncü sırada? Make It Stick ile ciddi biçimde örtüşüyor ve bu bir kusur değil. Aynı fikirleri farklı hikâyelerle ikinci kez okumak, onları kalıcılaştırmanın tam da bu kitapların önerdiği yolu. Ama zamanınız kısıtlıysa bu listede atlanabilecek ya da göz gezdirilecek kitap budur.

4.Hatırlamaktan ustalaşmaya: Peak

Anders Ericsson uzmanlık araştırmalarının merkezindeki isim. 1993'te Berlin'deki bir müzik akademisinin kemancıları üzerine yaptığı çalışma, sonradan "10.000 saat kuralı" diye popülerleşti. Ericsson Peak'te bu kuralı açıkça reddediyor: önemli olan saatlerin sayısı değil, nasıl geçtikleri. Bilinçli pratik dediği şeyin birkaç özelliği var. Net tanımlanmış hedefleri olur, konfor alanının biraz dışında yapılır, anında geri bildirim içerir ve çoğu zaman bir öğretmen eşliğinde ilerler.

Kitabın en değerli katkısı zihinsel temsiller kavramı. Ustalar bir alandaki örüntüleri, acemilerin göremeyeceği hazır yapılar olarak taşır. Steve Faloon adlı bir öğrenci, aylarca süren çalışmayla art arda hatırlayabildiği rakam sayısını yedi civarından seksenin üzerine çıkarmıştı. Bu örnek, temsillerin nasıl adım adım inşa edildiğini somut biçimde gösteriyor.

Neden dördüncü sırada? Buraya kadarki kitaplar bilgiyi akılda tutmakla ilgiliydi; Peak ise bir beceride iyileşmeyi anlatıyor. Dengeli bir okuma için şunu da bilmekte fayda var: Ericsson konuyu güçlü biçimde savunan taraf. Sonraki bazı meta-analizler, pratiğin performans farklarının onun önerdiğinden daha küçük bir kısmını açıkladığını buldu. Ayrıca katı anlamda bilinçli pratik, öğretmenleri ve yerleşik eğitim yöntemleri olan alanlar gerektiriyor. Yetişkinlerin öğrenmek istediği pek çok şey öyle değil.

5.Hepsini birleştirmek: Ultralearning

Scott Young, MIT'nin bilgisayar bilimi müfredatını ücretsiz çevrim içi materyallerle yaklaşık bir yılda bitirmeye çalıştığı projeyle tanındı. Ardından bir yıl boyunca dört ülkede İngilizce konuşmadan dil öğrenmeyi denedi. Kitap bu deneyimlerden dokuz ilke çıkarıyor: metaöğrenme, odak, doğrudanlık, zayıf noktayı çalışma (drill), geri çağırma, geri bildirim, kalıcılık, sezgi ve deney.

Bu ilkelerin çoğu önceki kitapların uygulamaya dökülmüş hâli. Young'ın asıl katkısı proje tasarımı ve bu tasarım üç adıma dayanıyor. İlki, başlamadan önce o alanın nasıl öğrenildiğini araştırmak. İkincisi, öğrendiğiniz şeyi sonunda kullanacağınız bağlamda çalışmak. Üçüncüsü, sizi en çok yavaşlatan alt beceriyi ayırıp ona yüklenmek. Üç ay sonra İspanyolca bir iş görüşmesine girecek biri için bu, kelime uygulamalarından çok gerçek konuşma pratiği demektir.

Neden son sırada? Çünkü araştırmayı bildiğinizde bir şablona, bilmediğinizde bir kahramanlık hikâyesine dönüşüyor. Kitabı mesafeli okumak gerekiyor. Young'ın projeleri tam zamanlı ve yoğun. MIT denemesi laboratuvar ve projelerle değil, sınavlarla ölçüldü. Kitaptaki örnekler de başarıya ulaşmış kişilerden seçilmiş. Yöntemi ölçeği küçülterek haftada birkaç saatlik bir projeye uyarlamak çoğu okur için daha gerçekçi.

Dürüst son

Kısacası beş kitabın hepsini okumanız gerekmiyor. Tek kitap okuyacaksanız Make It Stick'i seçin. Bir beceride ilerlemek istiyorsanız Peak ile Ultralearning'e, zor bir derste tıkanmışsanız A Mind for Numbers'a yönelin. Bu kitapların hepsinin vardığı ortak sonuç da şu: okumak, öğrenmek demek değil. "Her şeyi daha hızlı öğrenin" Yolu bu fikirleri tek tek duraklara bölüyor ve her birine kısa bir uygulama ekliyor. Kitapları okumadan önce de okurken de bu Yol'da ilerleyebilirsiniz.

Sık sorulan sorular

Sadece bir kitap okuyacaksam hangisi olmalı?
Make It Stick. Geri çağırma, aralıklı tekrar ve karışık çalışma üzerine en sağlam araştırma özetini sunuyor ve önerileri aynı gün uygulanabilir.
Neden doğrudan Ultralearning ile başlamıyoruz?
Başlayabilirsiniz, ama Young'ın ilkelerinin çoğu bu listedeki diğer kitapların bulgularına dayanıyor. Önce kanıtı okursanız onun yöntemini olduğu gibi kopyalamak yerine kendi durumunuza uyarlamanız kolaylaşır.
10.000 saat kuralı doğru mu?
Ericsson bu popüler yorumu Peak'te kendisi reddediyor. Belirli bir saat eşiği yok; pratiğin niteliği, geri bildirim ve zorluk düzeyi saat sayısından daha belirleyici. Doğuştan gelen farkların rolü ise hâlâ tartışılıyor.
Bu yöntemler dil öğrenmek için de işe yarar mı?
Evet. Kelime için en çok kullanılan araç aralıklı tekrar, konuşma için ise geri çağırma ve doğrudanlık. Ultralearning'deki dil projesi iyi bir örnek, ama yoğunluğunu kendi takviminize göre ayarlamanız gerekir.