Özsaygının Altı Prensibi
Nathaniel Branden
The Six Pillars of Self-Esteem
Özsaygının Altı Prensibi (The Six Pillars of Self-Esteem), Nathaniel Branden'in özsaygıyı tanımladığı kitaptır: hayatla başa çıkabilecek yetkinlikte ve mutluluğu hak eden biri olduğunu deneyimlemek. Bu deneyim altı pratikle kazanılır: bilinçli yaşamak, kendini kabul, kendi sorumluluğunu üstlenmek, kendini ortaya koymak, amaçlı yaşamak ve kişisel bütünlük. Özsaygı kendiniz hakkında iyi düşünmek değil, kendi gözünüzde kazandığınız itibardır; ilan edilerek değil, pratikle inşa edilir.
Özsaygı zamanla "kendini iyi hissetmek" anlamına gelmeye başladı. Meslek hayatını bu konuya adamış olan Branden bu kitabı, kelimeyi bu anlamdan kurtarmak için yazdı. Onun tanımı daha titiz ve daha işe yarar: yaptığınız altı şey; her birine yarın yeniden başlayabilirsiniz.
Kitabın özü
Branden'e göre özsaygı, tıpkı kalsiyum gibi bir ihtiyaçtır. Kültürün ona bulduğu ikame, yani yetkinliğe dayanmayan övgü ve olumlamalar ise tam tersini üretir. Branden'in tanımının iki yarısı vardır. Öz yeterlik, düşünebileceğinize ve hayatın zorluklarıyla başa çıkabileceğinize duyduğunuz güvendir. Kendine saygı ise mutlu olmaya ve isteklerinizin önemsenmesine hakkınız olduğuna duyduğunuz güvendir. İkisi de altı pratikle kazanılır ve kitap her birini bir his olarak değil, bir disiplin olarak anlatır. Bilinçli yaşamak: görmek istemedikleriniz dahil, gerçek olanı görmeye çalışmak. Kendini kabul: kendi deneyiminizle savaşa girmemek; bu onaylamak değil, hissettiğinizi, düşündüğünüzü, istediğinizi ya da yaptığınızı inkâr etmemektir. Kendi sorumluluğunu üstlenmek: seçimlerinizin ve sonuçlarının sahibi olmak. Kendini ortaya koymak: isteklerinizi ve görüşlerinizi dile getirerek onlara saygı göstermek. Amaçlı yaşamak: hedefler koymak ve onlara doğru ilerlemek. Kişisel bütünlük: davranışlarınızı değerlerinizle uyumlu kılmak. Her bölümde Branden'in terapide kullandığı bir araç olan cümle tamamlama alıştırmaları yer alır; kitap iş hayatında, çocuk yetiştirmede ve kültürde özsaygı üzerine bölümlerle biter.
1969'da yayımlanan The Psychology of Self-Esteem'in ardından 1994'te çıkan kitap, bir meslek hayatının özeti niteliğindedir ve özsaygının daha titiz tanımı için sık başvurulan bir kaynaktır. Altı sütun bugün terapide ve koçlukta bir teşhis aracı olarak kullanılıyor.
Kime göre
- Olumlamaları denemiş ve içi boş bulmuş herkes
- Özgüveni belirli bir alanda düşük olan ve orada hangi pratiğin eksik olduğunu bilmek isteyenler
- Özsaygıyı bir ruh hâli olarak değil, bir emek olarak görmek isteyen okurlar
Kime göre değil
- — Sıcak bir kitap arayan okurlar; Branden talepkâr ve biraz sert bir yazardır
- — Altı sütunun çabuk sonuç vermesini bekleyenler; bunlar bir ömür sürecek pratiklerdir
Ana dersler
01
Özsaygı, kendi gözünüzdeki itibarınızdır
Branden'in tanımının iki yarısı vardır. Öz yeterlik, düşünebileceğinize, öğrenebileceğinize ve hayatın getirdikleriyle başa çıkabileceğinize duyduğunuz güvendir. Kendine saygı ise mutluluğu hak ettiğiniz ve isteklerinizin önemli olduğu duygusudur. İkisi de kendiniz hakkında iyi düşünerek ortaya çıkmaz. Her itibar gibi bir sicilden doğar: İşler zorlaştığında kendinizi ne yaparken gördüğünüzden. Harekete geçmek, ters giden şeyden ders çıkarmak ve hatayı düzeltmek bu sicili oluşturur. Bu yüzden her başarısızlığı bir bilgi olarak gören kişi, o gün öyle hissetse de hissetmese de özsaygısını inşa ediyordur.
Kötü geçen bir toplantıyı "Ben umutsuz bir vakayım" diye değil, "İlk iki dakikaya hazırlanmamıştım" diye değerlendiren Bursalı bir muhasebeci, bu itibarı inşa ediyordur; o değerlendirmenin kendisi bir pratiktir.
02
İşe kendini kabulle başlayın
Kendini kabul onaylamak değildir. Hissettiğinizi, düşündüğünüzü, istediğinizi ya da yaptığınızı inkâr etmemektir: "Toplantıda korktum" cümlesini olduğu gibi söyleyebilmek. Var olduğunu kabul etmediğiniz bir şeyi değiştiremezsiniz; bu yüzden pratik genellikle kabulle başlamak zorundadır. Kendi deneyimiyle savaş hâlindeki biri enerjisini o duyguyla savaşmaya harcar ve harekete geçmek için pek az gücü kalır. Duygu kabul edildiğinde ise saklanacak bir şey olmaktan çıkar, üzerinde çalışılacak bir şeye dönüşür. Kabul diğer sütunları da mümkün kılar: Var olduğunu kabul etmediğiniz bir isteği dile getiremezsiniz.
İstanbul'da genç bir mimar, proje sunumlarında kaygılandığını kabul edemiyor; kaygısıyla savaşıyor ve düşündüğünü söylemeye gücü kalmıyor. İşe "Sunumlarda kaygılanıyorum" cümlesini kendine, tartışmaya girmeden söyleyerek başlıyor. Kendini ortaya koyma da bir ay içinde arkasından geliyor.
03
Sütunlar bir teşhis aracıdır
Bir alanda özgüveniniz düşükse orada genellikle bir sütun eksiktir: sahiplenilmemiş bir karar (kendi sorumluluğunu üstlenmek), dile getirilmemiş bir istek (kendini ortaya koymak), hayata geçirilmemiş bir değer (kişisel bütünlük) ya da bakılmamış bir gerçek (bilinçli yaşamak). Altı sütunu o alan için birden beşe kadar puanlamak, belirsiz bir yetersizlik duygusunu adı konmuş bir pratiğe dönüştürür. En düşük puanı alan sütun, bu hafta yeniden başlayacağınız pratiktir. Her sütun bir ruh hâli değil bir davranış olduğu için ona yarın, iyi bir günde de kötü bir günde de yeniden başlayabilirsiniz.
Mimar sütunları şöyle puanlıyor: bilinçli yaşamak dört, kendini kabul iki, sorumluluk dört, kendini ortaya koymak bir, amaç üç, bütünlük dört. Tablo çok net; işe en düşük iki puandan başlıyor.
Bugün dene
Özgüveninizin en düşük olduğu alan için altı sütunun her birine birden beşe kadar puan verin ve en düşük puanı alanı bu hafta sürdüreceğiniz pratik olarak seçin.
Hızlı kontrol
Branden'in tanımına göre özsaygı nedir?
Burada kendini kabul ne anlama gelir?
Seçme alıntılar
“Özsaygı, kendi gözümüzde kazandığımız itibardır.”
“Kendi aklına güvenmek ve mutluluğu hak ettiğini bilmek, özsaygının özüdür.”
